Bir resim sergisinden izlenimler

Tepeden tırnağa çiçek açmış bir ağaç var bahçede. Arkasında beton bir kule. Belki bir su deposu. Çiçekli ağacın dibinde kadınlar...

Bir resim sergisinden izlenimler
Sennur Sezer
Tepeden tırnağa çiçek açmış bir ağaç var bahçede. Arkasında beton bir kule. Belki bir su deposu. Çiçekli ağacın dibinde kadınlar... Kimi oya yapıyor kimi kitap okuyor. Sümerbank'ın Bakırköy sahilindeki fabrikasının bahçesindeyiz. Az ilerimizde fabrikanın spor salonu. Salonun duvarlarında tablolar. Yaşamın binbir rengini değişik gözle yansıtıyor. Aysel Akyıldız, Zehra Aral, Zeynep Erdinç, Sabahat Hasırcıoğlu, Hatice Nalbant, Nevhiz, Sertap Saydı, NurcanTezel, Demet Yersel, Armağan Yıldız. Resimlerini bu kez emekçilerle paylaşmak istemişler. "Renk ve figürlere tekstil ürünlerinde can veren Sümerbank'ın kadın işçileriyle, bu üretimi başka bir boyutta gerçekleştiren kadın ressamların" bu buluşması 14-46 Mart tarihlerinde yapıldı. Ben, resim sergisinden izlenimlerimi düzene sokmaya çalışıyorum şimdi. TEKSİF Sendikası Bakırköy Şube Başkanı Çetin Yelken'in bu tür sanatsal buluşmaların süreceği sözü, ressam olmak isteyen ama buna olanak tanınmayan bir genç kızın öyküsünün eşliğinde çınlıyor kulaklarımda. Bir bilinç yarılmasıyla ruh sağlığını yitiren genç kızı düşünüyorum. Sanatsal yeteneklerini geliştirme olanağı bulamayan onlarca emekçiyi. Sonra, tablolardan birinin önündeki karnı burnunda genç kadını. Tablonun fırça vuruşlarını eleştiriyor. Kullandığı resim terimi doğru. O da resim yapıyormuş. Şu anda kesim bölümü emekçisi. "Ama insanın sevdiği uğraşı ertelememesi" gerektiğini vurguluyor.
Tabloların önünde duran, serginin açılışına katılan ressamlarla konuşan kadın işçiler... Nurcan Tezel, neden figürleri değiştirip soyutladığını anlatıyor. Benim gözüm bir tabloyu seyreden kadının önlüğünün cebinde. Hayyam'ın bir kitabı görünüyor. Baktığımı görünce, "Ben çok severim bu şairi" diyor. Özelleştirme, fabrika arazisinin şimdiden bölüşülme çabaları, işten çıkartılmalar, ağırlaşan yaşam koşulları konularını unutmadan sanat sorunlarına dalıyoruz.
"Sanatı yalnızca o konuda eğitim alanlar mı anlar? Bir emekçi sanat olaylarını nasıl izleyebilir? İş yerlerimizde, evlerimizde sanat eserleri yer alırsa bizi nasıl etkiler? Bu pahalılıkta bunu nasıl başarabiliriz?" ardarda bir sürü soru, bir sürü yanıt...
Nevhiz'in, Zehra Aral'ın kadınları bu soruyu yanıtlamak ister gibi bakıyorlar duvardan. Nurcan Tezel'in portresini bu soruların işaretleri bölmüş sanki. Kenarda küçük bir kız salıncakta kolan vuruyor.
Çetin Yelken ile de konuştuk bu konuları. Bir sanat eserinin katmanları olduğuna inanırım ben. Birinci katman sıradan insanın ilgisini çekecek, "sevdim, sevmedim, ürperdim" dediği katmandır. İkinci katman, bu sevgi ya da korkunun nedenlerini düşündürür. Resmin, şiirin, öykünün, romanın simgesel bir katmanı da vardır bazen.Camus'nun Veba romanındaki gibi. Camus, bir veba salgınını ona karşı verilen savaşımı anlatırken, faşizmle yapılan savaşı da anlatır. Bu katmanlardan uzmanları ilgilendiren, sanatçının tekniği, ustalığı gibi konulardır. Bir binanın yapım özelliklerinin göze görünmeyen yanları. Eserin başarısını hazırlayan da onlardır.
Sümerbank'ın Bakırköy sahilindeki fabrikasının bahçesindeki çiçekli ağaç hafif bir yelle sallanıyor. Biz, her ressamın bu ağacı kendine göre nasıl anlatacağını tartışıyoruz kadın emekçilerle. Ama nasıl anlatılırsa anlatılsın, yaşama sevincini hiç kaybetmemesi gerektiğini yineliyoruz. Çünkü sanat insana "hayır" deme gücü vermek için vardır.
www.evrensel.net