'Tırnağımızla yaptık, yıktırmayız'

Her sıkıntıya çözüm bulmuş Maltepedüzü sakinleri. Ama evsizliğin çaresi yok. 15 yıllık mahalle yıkım tehdidi altında, üstelik yakınlarda villalar yükseldiği halde.

'Tırnağımızla yaptık, yıktırmayız'
Rojda İldan
Yoksulluk, açlık, susuzluk, okulsuzluk, kanalizasyon yokluğu... Bunlar Maltepedüzü Mevkii Halkı için alışageldik şeyler; baş edilebilir dertler... Ekmeği kendin pişirir yer, içine katık koymazsın. Un da bulamadın su içersin. Su musluktan akmıyor mu? Metrelerce ötedeki çeşmelerden bidonlara doldurur, komşunun el arabasıyla alır getirirsin. Okul mu yok? Ya çocuğunu okula göndermezsin, ya da sırtına alır çamurlu yollardan öbür mahalleye taşırsın. Kanalizasyon sokaktan mı akıyor? Çocuğu diğer sokaklara yollarsın... Tüm bu çözümleri bir bir sıralıyorlar ama, evsizliğin çözümünü bulamamışlar daha... Bu yüzden, evlerini yıkmak isteyenlere ısrarla; "Yıktırmayacağız" diyorlar.
Maltepedüzü Mevkii Mahallesi, İstanbul'da sayısı iki milyona ulaşan gecekonduların geniş aralarla yer aldığı bir emekçi mahallesi. Mahallede kanalizasyon, su, yol ve okul yok. Sadece, temelini şimdi evlerini yıkmak isteyen Kartal Belediye Başkanı Mehmet Sekmen'in attığı minaresiz bir cami var. 15 yıllık mahalle, son bir yıldır, bir sabah ansızın evsiz kalma korkusu içinde. Tapulu, yıkılmak isteniyor. 15 yıldan sonra, bir anda ortaya çıkan bu yıkımın görünürdeki nedeni, evlerin Ömerli Havzası'nın alanına girmesi... Ancak, hemen yakındaki Paşaköy'de aralıksız villalar dikiliyor.
Hatice Abla, Elmas Abla, Maide Abla ve Canan, mahallenin kadınları. Maide Abla, Canan'ın annesi, kendi ve oğlu için yaptırdığı iki ev bir sabah vakti, önceden haber verilmeksizin yıkılmış. Hatice ve Elmas Abla ise, geçtiğimiz pazartesi günü yakındaki bir mahallede yıkıma gelen zabıtaların "Bayramdan sonra 60 ev daha yıkılacak" sözleri üzerine yıkımı bekliyorlar. Yoksullukla yaşamanın, aç ve susuz kalmanın, sokaklardaki kanalizasyonlarla yaşamanın yolunu bulmuş onlar ama çatısız kalınca ne yapacaklarını bilmiyorlar ve "Ama evsiz kalınca ne yaparsın? Bir çadır bile vermiyorlar!" diyorlar.
İşten geldim, ev yerinde yok
Maltepedüzü Mevkii, yıkımla ilk olarak 15 Nisan 2000 sabahı tanıştı. Bu yıkımda 21-22 ev yıkıldı, aralarında Maide Abla'nın evi de vardı. Yıkım, habersizdi. Maide Abla, "Biz yirmi dört yıl önce geldik buraya. İlk kirada oturduk. Sonra bir göz ev yaptık kendimize. 10 yıl sonra hem kendimiz hem de nişanlı oğlum için bir ev yaptırmaya başladık. Hiç haber vermeden gelip yıktılar, 15 Nisan'da, saat sekizde" diyor. Canan ise yıkımın şaşırtıcılığını "O zaman çalışıyordum ben. İşten geldim, bir de baktım ev yerinde yok" diyerek anlatıyor. Çocuklarını okul ve para olmadığı için okutamayan Maide Abla, evlerini hep borçla yaptırdıklarını söylüyor.
Onların 24 yıllık emekleri olan iki evleri yıkılalı yakında bir yılını dolduracak. Ama onlar hâlâ yıkılan evlerinin borçlarını ödüyorlar. Evleri yıkıldıktan sonra, "Yalnızca hakkımızı istiyoruz" diyerek, konu komşudan borç toplayarak açabildikleri dava da henüz görülmeye başlanmadı.
İkinci yıkım geçtiğimiz hafta geldi mahalleye. Makineler, zabıtalar ve askerleri gördüler uzaktan. Bu sefer hazırlıklıydılar ama. Camiden anons yapıldı. Mahallenin iki girişine barikat kuruldu, ateşler yakıldı. Gelenler mahalleye gelmediler ama; Paşaköy'e gittiler. Bunun üzerine mahallenin kadınları da Paşaköy'e doğru yola çıktı. Anlattıklarıyla her zaman dayanışmanın gerekliliğini vurgulayan Elmas Abla gerekçelerini şöyle açıklıyor: "Benim evim yıkıldı, sen bakarsan, senin evin yıkılır, ben bakarsam ne olur? Komşumun bağrı yandıktan sonra benim ki de yansa ne olur?" Mahalleli, Paşaköy'e destek olmak için gitti ama iki ev yine de yıkıldı, hem de eşyaları boşaltılmadan, sobaları söndürülmeden. Maltepedüzü Mevkiili Kadınlar, yıkımdan karşılaştıkları acı manzaraları beyinlerine kazıyarak ve kötü bir haber öğrenerek döndüler: "Bayramdan sonra 60 ev daha yıkılacak".
'Tırnağımızla yaptık'
Bu haber bir yıldır evlerinin yıkılması korkusuyla yaşayan Elmas Abla ve Hatice Abla'yı telaşlandırdı. İkisinin de evi bir emekli maaşıyla dönüyor. Hatice Abla'nın üç çocuğu var. İkisi okula gidiyor, biri askerde. Elmas Abla'nın üç çocuğu var, sadece biri okuyabiliyor. Kocası felçli, ayağa kalkamıyor. "Tırnağımızla yaptık" diyor Elmas Abla, iki göz gecekondusu için, "20 sene çalıştı beyim. Ekmekten, çocuklardan kestik. Uğraşa uğraşa, çalışa çalışa yaptık. Bir çatımız olsun dedik" diyor Elmas Güller. O, 37 yaşında. 20 yıl oldu Tokat'tan, İstanbul'a geleli. Evi yıkılırsa yapacak hiçbirşeyi yok. Kocasının 125 milyonluk emekli maaşıyla geçiniyorlar beş kişi. Evi yıkılırsa ne olacağını bilemiyor, "Hiçbir şey yapamayacağım, ne yaparız ki? Allaha emanetiz. Allah alır canımızı kurtarırız belki kendimizi. Ne yapacağız?" diyor.
'Çok biliyosun hanım, sus'
Ne Elmas Abla'nın ne de Hatice Abla'nın ellerinde yıkım kararı, kendilerine gelmiş bir tebligat, yazılı ya da sözlü bildirim yok. Onlar hâlâ vergi veriyorlar. Arazilerinin, evlerinin tapusu var. 15 senedir aynı yerde oturuyorlar, 15 sene kimse onlara birşey demedi. Birdenbire çıktı yıkım.
Kartal'ın Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Fazilet Partili. Elmas Abla, "Ben o yıkımda üç gün ağladım. Komşumun canı yanmış, ne yapayım? Ertesi sabah çocuğu sokağa attım, hayvanları bıraktım. Sabah yedide belediyeye gittim. Mehmet Sekmen ile konuştum. Havzaya giriyormuş bizim buralar, yıkım kararı varmış. Ben 'Buranın elektiriğini, suyunu kanuni yollardan aldım. Madem bura İSKİ'nindi niye oturttun bunca yıldır beni? Neden hâlâ vergi alıyorsun?' dedim, yakasından tuttum, 'Sekmen, Sekmen, bizi üç kodamana kurban ediyon' dedim. Birşey demedi, 'Sen çok biliyorsun, hanım sus' dedi" diyor.
Villalar dikiliyor
Maltepedüzü Mevkii'nin kadınları evlerini koruyacaklarını söylüyorlar. Ömerli Havzası'na kendilerinden pek de uzakta olmayan Paşaköy'de villaların yapıldığını söyleyen Elmas Abla, "Bize gelene kadar onları yıksınlar. Biz çok mu istiyoruz bu sefalette yaşamayı. Mecburuz, başka gidecek yerimiz yok" diyor. Mahallede temelini belediye başkanı Sekmen'in attığı, atarken de mahalleliye "Size su getireceğim" diyerek söz verdikleri bir camileri var; okul hakları da Milli Eğitim Bakanlığı'ndan çıkmış.
Elmas Abla, kendilerini susturan Sekmen'e inat, "Ben böyle yerlerde edepsizimdir" diyor ve ekliyor: "Madem ki tırnağımızla yaptık, sonuna kadar direneceğiz, yıktırmayacağız evlerimizi" diyor.
www.evrensel.net