Tersanelerde

Tersanelerde 'iş' aslanın ağzında

Taşeronlar eliyle "yevmiyeli geçici işçiler" haline getirilen tersane işçileri için iş bulmak oldukça zor. Taşeronların "hemşericiliği" kullanarak böldüğü işçiler, bu durumun sonuçlarını tüm ağırlığıyla yaşıyor.

Tersanelerde 'iş' aslanın ağzında
Şerif Karataş
İşe geç kalmamak ya da "iş bulurum" umuduyla sabahın ilk ışıklarıyla yollara düşüyor tersane işçileri. Kimi Gebze'den, İzmit'ten, kimi Esenyalı'dan, Güzelyalı'dan, Pendik'ten İçmeler'den Aydınlı Köyü'nden geliyor. Tersane patronlarıysa helikopteriyle...
İçmeler Tren İstasyonu'nda işçi kahvelerinin önünde işsizler ve işçiler birlikte bekleşiyor. Sohbetlerin ilk sorusu, "Yanında işçi lazım mı?'" oluyor genelde. Çoğu zaman sorunun yanıtı "yok" olsa da... Yine de kahvelerin önündeki bekleyiş bitmiyor.
Kahvenin içine girmek zor. Çünkü girince çay içmek lazım; içince de para ödemek. Bir gün olsa, ertesi gün olmaz. İşsizler, çay parası ile yol parası arasında tercih yapmak zorunda kalıyorlar.
Bu bekleyiş öğle saatlerine kadar sürüyor. Yeniden yollara düşülüyor sonra. Evleri yakın olanlar yürüyerek gidiyor, uzak olanlarsa trenle. Yüzlerinde eve ekmek götürememenin burukluğu, evdekilerin "Neden erken geldin?" sorusuyla sıkıntıya dönüşüveriyor. Sorular bitmiyor; "Çocuklara para lazım. Pazara gideceğim. Evde yiyecek birşey kalmadı. Ne yapacağız?'"
Akşam döner mi?
Çalışma şansı bulanların günü ise "Yarın yine gelebilecek miyim?" sorusunu tekrar tekrar kendilerine sormalarıyla başlıyor. Ne sigortaları var, ne sosyal hakları, ne sendikaları. Ne de işin yarın devam edeceğine dair umutları. Kışın soğuğunda, yazın sıcağında demirler arasında ter döken tersane işçileri, ortamdaki tozun kanser yaptığını bile bile çalışmak zorunda. Bol bol yoğurt yemeleri gerekiyor, ama verilmiyor. Öğle yemeklerini yiyecekleri, tuvalet ihtiyaçlarını giderecekleri yerler bile yapılmamış çoğu tersanede.
Bu sıkıntılar arasında, en küçük bir dalgınlık, en ufak bir hata onları ölüme götürebiliyor. İşçilerin can güvenliğine dair alınan tek bir önlem yok çünkü. Çoğu gazetelerde haber bile olmuyor tersanelerde yaşanan iş kazaları, hatta ölümle sonuçlananlar bile. İşçiler iş kazalarının hemen her gün yaşanır hale geldiğini anlatıyorlar. 'Kaza' sözcüğü karşılamaya yetmiyor, "göz göre göre yaşanan cinayet" diyor işçiler. Eşlerini tersanelere çalışmaya uğurlayan eşler, "Akşam sağlam döner mi?" sorusunu soruyor kendilerine.
Hemşericilik işçiyi bölüyor
Tersaneler bölgesinde çalışan işçiler değişik yerlerinden, özellikle de Kürt illerinden göç etmişler. "Hemşericilik" başta iş bulma olmak üzere pek çok şeyi etkiliyor. Çoğu zaman hemşerisinin yanında çalışan işçiler, "kendilerine ekmek parası veren'" taşeronları da beslemek zorunda. Tersanelerden işi alan onlar çünkü. İşçilerin günlük yevmiyeleri 10 milyon lira civarında, ancak çoğu zaman düzenli alamıyorlar.
Bir de işin içine hemşericilik girince, ne para doğru dürüst alınabiliyor, ne hak aranabiliyor. Taşeronun sıkça yaptığı "benim yüzümü kara çıkarmayın, iyi çalışın" uyarıları da aynı zemine dayanıyor. 'Hemşerisi için' canla başla çalışıyor işçiler ve sonra "hemşeriye ayıp olmasın" diye parasını istemekten dahi çekinebiliyor. Ya da, "Tersaneden para alamadım" gibi gerekçelerle "Sonra veririm" sözlerine inanabiliyor.
'Geçici işçilere' dönüştürüldüler
İçlerinden biri, "Biraraya gelelim, hakkımızı arayalım" dediğinde, "Hemşerime ayıp olur" diyenler çoğunlukta oluyor. Oysa bugün yaşanan pek çok sıkıntının kaynağı Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde taşeronlaştırma ve esnek çalışmanın hakim kılınması. Taşeronlaştırmanın sonuçlarının en yoğun yaşandığı, en açık görüldüğü yerlerden biri bu bölge. Toplam 38 tersane var ve işlerin yoğun olduğu dönemde işçilerin sayısı 10 bini aşıyor. Ama hiçbiri düzenli çalışan, maaşlı işçiler değil.
Pazarlık, aralarında Koç Holding gibi büyük sermayedarların da bulunduğu tersane patronları ile taşeronlar arasında geçiyor. İşçiler ise hiçbir hakkın olmadığı bu koşullarda, "günlük iş bulabilme" çabasına girişiyor. "Yevmiyeli geçici işçiler" haline getirilen tersane işçileri, iş cinayetleri yaşandığında biraraya gelerek tepkilerini dile getirebiliyorlar, ama kısa süreli oluyor bu. Sorunların tümünün kaynağı olan "taşeron sistemi ve esnek çalışma"ya yönelemiyor.
www.evrensel.net