Makedonya'da müdahale gündemde

Konseyin Parlamenterler Asamblesi'ne başkanlık yapan Lord Russel Johnston, dün yaptığı açıklamasında, Kosova sınır bölgesini "aşırı tehlikeli" olarak nitelendirdi.

Makedonya'da müdahale gündemde
Avrupa Konseyi, Makedonya'da şiddet olaylarının patlaması konusunda uyarıda bulundu. Konseyin Parlamenterler Asamblesi'ne başkanlık yapan Lord Russel Johnston, dün yaptığı açıklamasında, Kosova sınır bölgesini "aşırı tehlikeli" olarak nitelendirdi. "Uluslararası toplum, Balkanlar'da yeni, kanlı bir savaşın başlamaması için her türlü önlemi almalıdır" diyen Johnston, Makedonya hükümetinin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nan sınır bölgesindeki gerilimi azaltmak için yardım talep ettiğini bildirdi. Johnston ayrıca, şiddet olaylarının arkasında, bu Balkan ülkesinde, "çoğunlukta olan Makedonlar ile azınlık Arnavutlar arasındaki barışa zarar vermek isteyen güçlerin bulunduğunu" belirtti.
Diplomatların verdikleri bilgiye göre Makedonya, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'ndan siyasi destek bekliyor. Üsküp'te ayrıca, hem AGİT'e hem de NATO'ya üye olan ülkelerin, Makedonya'nın Kosova sınırında bir askeri harekâta hazır olmaları gerektiği konuşuluyor. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın ilgili kurulu, dün olağanüstü bir toplantı yaparak bölgedeki gerginliği görüştü.
Yugoslavya tartışması
Öte yandan Arnavut milislerin Kosova-Makedonya sınırındaki eylemlerine son vermemesi üzerine Yugoslav birliklerinin müdahalesi tartışmaya açıldı. NATO Genel Sekreteri George Robertson New York'ta yaptığı açıklamada konuya ilişkin olarak bu hafta içinde karar verileceğini, ancak Yugoslav askerlerinin Kosova'ya dönmesinin söz konusu olmadığını söyledi. Makedonya Devlet Başkanı Boris Traykovski de, Arnavut milislere eylemlerine son vermemeleri halinde müdahale uyarısında bulundu. Silahlı Arnavutlar şubat ayı ortasından bu yana Makedonya sınırındaki Tanusevci köyünü işgal altında tutuyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Ankara'nın havzaları tehdit altında
Nur Karabacak
Kentsel alanda kamu alanlarının bir anlamda yağmalanması demek olan imar affı, özellikle seçim dönemlerinde gündeme getirilen, sık sık başvurulan bir yöntem.
İmar affı kaçak yapıların affedilmesi, legal hale getirilmesi anlamına geliyor. Gecekondu bölgelerinde yaşayanları sadece seçim zamanlarında hatırlayan partilerin, seçim dönemlerinde oy tabanlarını kaybetmemek adına başvurduğu bir yol.
Bugüne kadar defalarca çıkartılan imar afları mevcut sorunları çözmekten çok, kentlerde yeni ve kirli yapılaşmanın yanı sıra, su havzalarının, orman alanlarının talan edilmesine neden olmuş. Uzmanlar çıkartılacak yeni bir imar affı ile özellikle, Ankara'nın su havzaları başta olmak üzere, kentin akciğerleri olan orman alanlarının zarar göreceğinin altını çizerek, Ankara'nın da İstanbul'a benzeyeceğini düşünüyorlar.
Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Ethem Torunoğlu, her imar affı ile kentlerde daha kötü tablolar çıktığını belirterek, "Eymir Gölü Havzası başta olmak üzere Ankara'nın içme suyu ihtiyacını karşılayan havzaların etrafı yavaş yavaş işgal ediliyor. İçişleri ve Bayındırlık bakanlıkları, Hazine, orman ve belediye arazileri üzerine kurulmuş konutlara belirli bir bedel karşılığında tapu verilmesine yönelik bir hazırlık içindedir. Bir imar affı gerçekleştiğinde bu havzaların etrafındaki yapılar legal hale getirilecek, Ankara içme suyu tehlikesi yaşayacağı gibi, mevcut havzalardaki su da kirlilik problemi ile karşı karşıya kalacak" dedi.
Ankaralı kirli su içiyor
Ankara'nın su ihtiyacını Çubuk, Bayındır, Çamlıdere ve Işıklı barajları karşılıyor. İşin vahim tarafı ise, bu dört içme suyu barajının ortasından, yapılan tüm uyarılara rağmen Ankara-İstanbul Otoyolu'nun geçirilmiş olması. Uzmanlar, otoyoldaki trafik nedeniyle kanser yapan hidrokarbonların yanı sıra, metal ve ametal oksit gibi kirleticilerin baraj suyu içerisine girdiğini belirtiyorlar. Bu kirleticiler, içme suyu hatları ile doğrudan Ankara halkına sunuluyor. Trafiğin sürekli artması bu kirleticilerin de su içerisindeki yüzdesini de doğal olarak artırıyor. İnşaat Mühendisleri Odası bu konuda Karayolları, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Devlet Su İşleri'ni yazılı ve sözlü olarak uyardıklarını ancak yanıt alamadıklarını belirtiyor. Yani fark etmeden kirli su içen Ankaralı, çıkartılacak bir imar affı ile bu suyu da bulamayacak.
<>Kentsel alana topyekûn saldırı
Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Ethem Torunoğlu, kentsel alana ilişkin düzenlemelerin yeni olmadığını belirterek, "Endüstri bölgeleri yasa tasarısı, teknoloji bölgeleri yasa tasarısı ve yerel yönetimler yasa tasarısı aslında kentsel alana yönelik topyekûn bir saldırı, bir yağma. Bugüne kadar yapılan düzenlemelerde hep kamu göz ardı edilmiştir" dedi.
Torunoğlu, çok defa çıkartılan imar aflarının kamu alanlarının yağmalanmasından öte bir yarar getirmediğini dile getirdi. Torunoğlu, Ankara'nın su havzalarının ortasından geçen otoyolun imar sürecini hızlandıran bir etken olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:
"Olası bir imar affı bu alanları tehdit eder. Ankara'nın su ihtiyacını karşılayan önemli barajlardan biri olan Kurt Boğazı, son dönemde su seviyesinin azalması ile dikkat çekiyordu. Bir imar affı söz konusu olduğunda burası da tehlikeye girecek. Çubuk barajı da ömrünü tamamlamış ve su kalitesini yitirmiştir. Bunun en önemli nedeni otoyolla ulaşabilirlik faktörünün artması. O alanda yerleşimi de artırıyor, bu zaten tehlikeli, bir de orada yapılan yapıların affedilmesi Ankara'nın susuz kalması demek olacaktır. Bunun en güzel örneğini İstanbul'da yaşadık. İstanbul'un su havzaları, orman alanları yok edildi. Ankara biraz daha iyiydi, ancak Ankara'yı da İstanbul'a benzetecekler."
Siyasi rant 17 Ağustosu doğurdu
İnşaat Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Şevket Çorbacıoğlu ise, egemen güçlerin kente dair saldırılarının bedelinin 17 Ağustos depremi ile ödendiğini dile getirerek, insanların ekonomik sıkıntılar nedeniyle göçe zorlandığını ve bu durumun kentlerde yığılmalara neden olduğunu kaydetti. Bu yığılmanın büyük şehirlerde çarpık bir sanayileşme ve kentleşmeye neden olduğunu belirten Çorbacıoğlu, "Kentlerde nüfus yığılmaları oldu ve bu yığılmalara karşı politikacılar akıllıca politikalar geliştiremedi. Kentler büyük darbe almaya başladı. İnsanlar ister istemez barınma sorunlarına kendileri çözüm bulma yolunu seçti ve çarpık bir yapılaşma doğdu. Bunun bedelini de 17 Ağustos depreminde ödedik. Yıllardır gecekondu bölgelerindeki insanlar siyasi rant grupları tarafından kullanıldı ve hâlâ kullanılmakta. Sadece oy potansiyeli olarak görüldüler ve seçimden seçime kapıları çalındı. İmar afları ile kandırıldılar" diye konuştu. Çorbacıoğlu, bugüne kadar çıkartılan imar aflarının kentlerdeki problemleri artırdığına işaret ederek, çıkartılacak yeni bir imar affının da farklı bir sonuç doğurmayacağını söyledi.
www.evrensel.net