'İşçi birlik olursa tüm engeller aşılır'

Devlet "sıfır zam" peşinde koşadursun, 22 yıllık TEKEL işçisi Hasan Karatay, yıllardır ek iş yapıyor. "Başka türlü beş çocuk, nasıl geçinirdik?" diye soran Karatay, özelleştirmenin yıkıcı sonuçlarına dikkat çekerek, "TEKEL'in özelleştirilmesine izin vermeyeceğiz" diyor.

'İşçi birlik olursa tüm engeller aşılır'
Serpil İlgün
22 yıllık TEKEL işçisi Hasan Karatay ile görüşmek için mesai bitimine az bir süre kala gittiğimiz Cevizli TEKEL Fabrikası'nın fabrikasının yaprak bölümünün merdivenlerini çıkarken, öfkeli sesler geliyor kulağımıza. Dinlenme odasında yorgun ve kaygılı yüzlerle çaylarını içen işçiler, krizi, gelen-gelecek zamları, zaten yetmeyen maaşlarının eriyişini hesaplıyorlar. "Batırdılar bizi", "Belliydi böyle olacağı", "Yarın yağmur değil, zam yağacak" sözleri yankılanıyor.
Hasan Karatay, Pendik Güzelyalı'daki evine doğru giderken, "Bakmayın dolar muhabeti yapıldığına. En zenginin en fazla bin-iki bin doları vardır" diyor.
Memleket Cottarelli'lere teslim
Sıvasız üç katlı binanın giriş katındaki dairenin kapısını Karatay'ın kızı Seda ile eşi Nejla Karatay açıyor. Bütün eşya üç kanepe, televizyon ve sobadan ibaret oda içinde koşuşturan iki yaşındaki torun Dilara tüm dikkatleri üzerine çekiyor. En büğüyü 23, en küçüğü 11 yaşında beş çocuk sahibi olan Karatay'ın bir torunu da Diyarbakır'daymış.
İlkokuldan sonra okulu bırakan 16 yaşındaki Seda ve annesi "Keşke haberimiz olsaydı" sitemiyle akşam yemeğini hazırlama telaşına düşerken, Karatay eşine "Ne varsa getir hanım, yarından sonra haberin olsa da hazırlık yapamayacaksın" diyor.
Söz yeniden krize geliyor. Bütün emekçiler gibi Karatay da kızgın: "Ekonomi kötü, hayat pahalılığı artacak. Memleket Cottarelli'lere teslim edilmiş. Ne derlerse desinler bu politikacılara inanmıyorum. Benim gibi inanmayan insanlar daha çok olsa belki onlar bugün o koltuklarda olmayabilirlerdi. Aslında bütün emekçiler şikâyetçi. Ama onlar oraya nasıl gitti? Oy veren kimler? Bazen kendimden şüpheleniyorum, 'Ben mi oy verip gönderdim' diye."
'Keşke çalışsaydım'
Seda, sofrabezini halının üstüne yayarken, Karatay'ın ağabey ve ablalarının da TEKEL işcisi olduklarını öğreniyoruz. 1970'de memleketi Elazığ'dan İstanbul'a gelen Karatay, 1979'da TEKEL'e girdiğinde eşinin de işe alınabileceğini, ancak o günlerde kadınların çalışmaması gerektiğine inandığından buna izin vermediğini anlatarak devam ediyor: "Şimdi öyle düşünmüyorum tabii. Hele bu şartlar altında keşke de çalışsaydı diyorum." Kürt kadınının tüm özelliklerini taşıyan Nejla Karatay da çalışmadığı için yaşadığı pişmanlığı dile getiriyor: "Doğu insanları kadınların çalışmasına karşı. Şimdiki aklım olsaydı girerdim. Ama ben de evde çalıştım, hatta ben daha çok ezildim. Baba, kapıyı çekip işe gidiyor, eve ekmek getiriyor ama her derde anne koşuyor."
İkinci iş olmasa...
Hasan Karatay'ın tek işi TEKEL işçiliği değilmiş, boş zamanlarda işportacılık yapıyormuş Karatay. "Yıllardır bu böyle" diyor, "Başka türlü beş çocuk, nasıl geçinirdik?"
Yaprak tütün, ambalaj ve sigara bölümlerinden oluşan Cevizli TEKEL'de bugün ortalama 3000 işçi çalışıyor. Karatay, fabrikaya ilk girdiği günlerde bu sayının 10 bin olduğunu söylüyor: "1982'den beri işçi alınmadı. Şu ortamda daha zor durumdayız. Üretim aynı ama mesela eskiden bir depoda 35-40 kişiydik, şimdi 11".
Dünle bugün arasındaki tek farkın sayının düşmesi olmadığını da söylüyor Karatay; "O günleri işçi dayanışması olarak da daha iyi görüyorum. Şu dönemde yine de bir işçi dayanışması var. Örneğin bu dayanışma olmasaydı yemekhanenin taşerona verilmesine izin verilecekti. Ama daha bir bilinçliydi işçiler. O günler ekonomik olarak da iyidi. Bugün aldığımız ücret, aslında çalışılacak bir ücret değil. Ayda ortalama 300 milyon lira alıyoruz. Mesailerin kesilmesi ücretlerimizin 100-150 milyon lira azalmasına neden oldu."
Ülke zararlı çıkacak
Söz özelleştirmelere geliyor. 22 yılını Tekel'e veren Hasan Karatay, kurumun satılması durumunda hem çalışanların, üreticilerin hem de ülkenin zarar göreceğini dile getiriyor: "Tekel sadece orda çalışan bizler için değil, ülke içinde en önemli kurumdur. Yıllardır orda çalışan biri olarak, bu durum içimi sızlatıyor, ama ben özelleştirmeye ne zamandır karşıyım."
Hep birlikte olmamız lazım!
Yemekhanenin özelleştirilme girişimleri sırasında yaşadıklarını anlatan Karatay, işçi dayanışması olduğunda mücadelenin kesinlikle başarıyla sonlanacağına inanıyor: "Özelleştirme sadece TEKEL için değil, Telekom, THY var. Ha Telekom olmuş ha TEKEL olmuş fark etmez. Telekom işçisinin de TEKEL ve özelleştirilmek istenen diğer bütün işyerlerindeki işçi ve emekçilerin de birlikte mücadele etmesi lazım. İşçiler bir araya gelirse her engeli aşarlar. Bir yandan da sendikacıların birbirleriyle birleşmesi lazım, bir tavır koymaları lazım birlikte. Ve işçisiyle, işsiziyle, kadınıyla, öğrencisiyle hep birlikte mücadele vermek lazım."
www.evrensel.net