Kadınlar 8 Mart'a hazır

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü şanına yakışır bir şekilde kutlamak amacıyla günler öncesinden başlatılan çalışmalar ve etkinlikler tüm hızıyla sürdürülüyor.

Kadınlar 8 Mart'a hazır
Derya Karaçoban - Serdar Nemli
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken Diyarbakır Kadın Platformu da çalışmalarını sürdürüyor. Fabrika ve atölye ziyaretleri, panel ve kermes gibi etkinlikler düzenleyen plotformun 2 Mart'ta düzenlemek istediği söyleşiye Valilik tarafından izin verilmedi. 8 Mart'ta alanlarda olmak için miting başvurusu yapan kadınlar, 10 Mart'ta bir şenlik düzenleyerek etkinliklerini tamamlayacaklar.
Diyarbakır Kadın Platformu'ndaki kitle örgütü ve siyasi partilerin temsilcileriyle son günlerde yine alevlenen "Kadınlar günü-emekçi kadınlar günü" tartışması, Kürt kadınlarının sorunları ve mücadeledeki yeri üzerine görüştük.
Deniz Özer (EMEP Diyarbakır Kadın Komisyonu Üyesi): Öncelikle sistemin kadınlara bakış açısını tartışmak gerekiyor. Toplumda en çok ezilen kesimi emekçi kadınlar oluşturuyor. Kapitalizmde kadının emeği en kolay ve en ucuz sömürülebilen bir değerdir. Kadınlar aynı zamanda toplumsal üretimdeki rolü en çok inkar edilen kesimdir. 15 yıllık savaş ortamında ağır bedeller ödeyen Kürt emekçi kadınının, sömürü sisteminin bölgede dayattığı yoksulluğa, açlığa ve işsizliğe karşı duyduğu tepki ve taleplerin, kadın platformu olarak yapacağımız etkinliklerde ses bulacağına inanıyoruz. Toplumun değer yargılarından dolayı evde aile bireylerinin baskısı altında ezilen, feodal yapının baskısını sürekli hisseden, işyerinde çevreye karşı kendini korumak zorunda kalan kadınlardır. Sigortasız, sendikasız çalışan, hiçbir sosyal güvenceye sahip olmayan kadınlar bütün bunlara karşı yani yaşadıkları ortak sorunlara karşı tüm ezilen ve sömürülen kesimlerle ortak mücadele hattını örmelidir. Bu ortak mücadele eşitliğin, barışın ve özgürlüğün timsali olacaktır.
Bölgede halen OHAL'in olması, siyaset ve örgütlenme önündeki engellerin kalkmaması karşısında anadilin korunması, yeni nesile aktarılması konusunda büyük bir role sahip olan Kürt kadınları özgürlük mücadelesindeki yerlerini de aldılar, bundan sonra da alacaklardır.
Hümeyra Tusun (HADEP Merkezi Kadın Kolları Genel Sekreteri): Çalışmayan kadınlar genelde 8 Mart'ın dışında kalıyor. Özellikle bunun kırılması gerekiyor. 8 Mart'ı elbette burjuva kadınlardan farklı ele alıyoruz. 8 Mart onlar için her hangi sıradan bir gün. Biz bir yandan dil ve kültür baskısıyla karşı karşıyayız, kendi anadilimizi konuşmak istiyoruz. Aynı zamanda kadın olarak bir çok yönden eziliyoruz. Emeğimiz, duygu ve düşüncelerimiz ve bedenimiz sömürülüyor. Aramızdaki farkta bu olsa gerek. Biz bunun bilincindeyiz.
Kürt kadını ilk kez Newrozlarla birlikte sokağa çıktı. Hem dil ve kültüre olan yasaklamalara hem de kadın olarak yaşadığı baskıya karşı çıktı. Bu anlamda da 8 Mart haykırışların ortaklaşacağı bir gün. 8 Mart'ın altını ancak güçlü bir örgütlülükle doldurabiliriz. Bunun için platformun devamının sağlanması gerekiyor.
Ayten Tekeş (SES Kadın Komisyonu Üyesi): Emekçi kadınlar gününün ne anlama geldiği tam olarak bilinmiyordu Diyabakır'da. Bugün en azından 8 Mart'ın ne anlama geldiğini, 8 Mart'ın neleri anlattığını biliyorlar. Bir burjuva kadınla emekçi kadının sorunlarının aynı olamayacağının herkes bilincinde.
Kürt kadınları çok büyük acılar çekiyor. Çünkü kendisinin yanısıra çocuğu acı çekiyor, eşi acı çekiyor, topyekün toplumda yaşanan sorunlar var ve bu doğrudan Kürt kadınını etkiliyor. Ancak kadının yaşadığı sorunlara feministçe yaklaşması da söz konusu olmamalıdır. Olması gereken, verilen mücadelede her anlamda birlikte mücadele vermektir. Birlik olmadığı zaman ne kadın tek başına birşey yapabilir ne de erkek tek başına birşey yapabilir.
Şiran Emiroğlu (Kapatılan Dicle Kadın Kültür Merkezi temsilcisi): Kadın mücadelesinin sembolü olan 8 Mart'ı bu güne kadar bir günde kutluyorduk. Fakat son yıllarda mücadele sürecinde kadın kendini tanımaya başladı. Yani kendini bütün alanlara taşımaya çalıştı.
Burjuva çevreler kendi sınıf krakterlerinden dolayı kadın sorununu sadece şiddet ve cinsel taciz boyutuyla ele alıyorlar. Oysa kadınlar hem cins olarak hem de emek olarak sömürülüyorlar. Bölgemizde bu baskılar ve ayrımcılık çok daha fazla.
Ayla Akat (İHD Kadın Komisyonu Üyesi): 8 Mart'ta öncelikle barış talebini dile getireceğiz. Amacımız daha güzel yaşayabilmek ve daha güzel olanı yaratabilmek. Diyarbakır Kadın Platformu'nun en büyük kazanımı, kadınların ortak çalışma isteğini, sorunlarını, kaygılarını ve taleplerini dile getirme susuzluğuna bir açılım getirmesidir.
Bölgede var olan ve bugüne kadar süregelen dini ve feodal yapı Kürt kadınını çok büyük baskı altına almıştır. Bunun yanında yıllardır süregelen çatışma ortamının en büyük mağdurları yine kadınlardır.
www.evrensel.net