Telekom krize yem ediliyor

Dört ayda 20 milyar dolarlık 'kriz vurgunu' yaşayan ekonominin Telekom'un 3.5 milyar dolara satılmasıyla kurtulacağı propagandası yeniden yaygınlaşıyor.

Telekom krize yem ediliyor
Muzaffer Özkurt
Kasım ayında yaşanan krizin ardından dalgalı kura geçilmesi ve bir gecede yüzde 30-40'lara varan develüasyonun faturası Telekom'a çıkartılmak isteniyor. Kriz sonrası yapılan açıklamalarda Telekom'un satılmamasının sıcak para akışını engellediği ve böylesi bir krize neden olduğu belirtilirken, kriz sonrası toparlanmanın da ön koşulu olarak gösteriliyor. IMF programının olmazsa olmaz koşulu olan Telekom'un özelleştirilmesi, önümüzdeki günlerde de can simidi olarak gösterilmeye devam edecek. Ama bu satışın ilginç yanı iki krizde 20 milyar dolara yakın para uluslararası tekellere ve yerli sermayeye aktarılırken, Telekom'un satışından 3.5 milyar dolar gelir beklenmesi. Özelleştirmenin hedefine koyulduğu yıllarda fiyatı 40 milyar dolar olarak belirlenen ve asıl değeri gayrimenkulleriyle beraber 60 milyar doların çok üzerinde olan Telekom'un fiyatı, 1995 yılında Tansu Çiller hükümeti tarafından 30 milyar, daha sonra da 20 milyar dolara indirilmişti. 57. Hükümet ise IMF'nin isteği doğrultusunda bu fiyatı 10 milyar dolara kadar indirdi. Üstelik yüzde 33.5'lik blok satışla ve yönetimi de devretmek koşuluyla, hükümet, Telekom'un tamamını sadece 3.5 milyar dolara satacağını her fırsatta dile getirdi. Üstelik 2003 yılında Telekom tekelinin kaldırılmasının kabul edilmesi ve blok satışa müşteri bulunmaması üzerine yüzde 51'lik satış ve fiyat indirimi de gündeme getiriliyor.
IMF programı çerçevesinde yağma
Haber-İş 1 No'lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu, Telekom'un satılmak istenmesinin ülke ekonomisine katkı sağlamayacağını belirterek, "Telekom'un satılmak istenmesi IMF programı gereği kritik bazı KİT'lerin satılarak IMF'den alınan borçların bir an önce ödenmesi düşüncesidir. Kaldı ki kriz döneminde paranın devalüe edilmesi yoluyla milyarlarca dolar birkaç kişinin cebine girdi. Buradaki kaybın emekçiler üzerinden tahsil edilmesinin bir yoludur yapılacak özelleştirmeler" dedi. Telekom'un mevcut değerinin GSM operatörü ile beraber 60 milyar doların çok üzerinde olduğunu ifade eden Dokuyucu, kurumun 3.5 milyar dolar gibi küçük bir rakamla elden çıkartılmasının tam bir yağma anlamına geldiğini dile getirdi.
Telekom tekeli kaldırılıyor
"Telekom'da devlet tekeli 2003 yılında kalkacak. 4502 sayılı yasa ile ilgili bir durum bu. 2003 yılından sonra her isteyen ulusun Telekom şirketi ülkemizde Telekom ile ilgili her şeyi pazarlayabilecek. Bu nedenle Telekom'un satışı bir an önce gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Zaman uluslararası tekeller için önemli. Çünkü bu haliyle Telekom önümüzdeki süreçte rekabet gücünü kaybedecek. Epey bir süredir yatırımlar ya da yeni genişleme olanakları kriz ve benzeri durumlar bahane edilerek engelleniyor. Hatta en önemlisi zarar eden bir kurum haline dönüştürülmeye çalışılıyor. Önümüzdeki günlerde tıpkı diğer kitler gibi zarar ediyor diye haraç mezat sattık diyecekler " diyen Dokuyucu, başarısız olan IMF programının olmazsa olmaz koşullarından bir tanesi olan Telekom'un satışının iki nedenle başarıya ulaşamadığını belirtti.
"Bildiğimiz kadarıyla da yüzde 33.5 hisse satışına talep duyan bir iki yerli şirket dışında yabancı kuruluş yok. Bunu Telekom'un tekelinin kalkması olarak değerlendirebiliriz. Ancak daha önemli bir diğer neden ise özelleştirmeye karşı Telekom içinde ve başka yerlerde verilen mücadeledir. Yani sadece kamuoyunda bahsedildiği gibi, '8-10 milyar dolar büyük paradır, tekeller bunu vermek istemiyor' gibi bir propaganda doğru bir tespit değil" diyen Dokuyucu, özelleştirmecilerin kurum içinde de başarı elde edemediklerini, özelleştirmeye dayanak olan memurların işçiliğe geçişinin yüzde 25 oranında kalmasının bunun kanıtı olduğunu kaydetti.
Mücadele ortak olmalı
Özelleştirmenin ideolojik bir saldırı olduğunu ifade eden Dokuyucu, "Programın en önemli noktalarından olan Telekom'un özelleştirilmesine karşı bütün güçlerle emeğin talepleri etrafında birleşerek, mücadele etmeli ve programı çöpe atmalıyız. Bize göre bu noktada Haber-İş Genel Merkez ve şubelerinin düşünceleri farklı olamaz. Haber-İş Genel Merkezi, Türk-İş Başkanlar Kurulu'nda bu düşünce üzerinden eylem çağrıları yapmalı, Emek Platformu'nu da IMF programına karşı harekete geçirmede öncü olmalı" dedi. Genel merkez ve şubelerin ortak davranması halinde Telekom'un özelleştirilmesinin mümkün olamayacağına dikkat çeken Dokuyucu, özelleştirmenin sonuçlarını şöyle sıraladı: "Kesin bir işçi kıyımı yaşanacaktır. Taşeronlaştırma daha fazla genişleyecektir. Kapsamdışı uygulamasıyla da birlikte sendika bitirilecektir. Ülke bağımsızlığı açısından önemli bir gedik açılacaktır."
Hazırlık tatbikatları
Haber-İş Genel Merkezi'nin bir işçinin atılması halinde işyerlerini işgal kararını hatırlatan Dokuyucu, şube olarak bu kararı sonuna kadar desteklediklerini ancak ihale tarihi olan 14 Mayıs'a kadar da belli tatbikatların yapılmasının ihtiyaç olduğunu ifade ettiklerini söyledi. "Depreme karşı deprem tatbikatları yapılıyor. Bu tatbikatlar o sırada neler yapılacağının anlatılmasının bir aracıdır da aynı zamanda. Bu nedenle bizim işçilerin özelleştirme nedeniyle işten atılmaları halinde hangi santrallerde, kimlerle nasıl bir eylem yöntemi uygulayacağız? Kaç gün kalacağız? Hangi iletişim araçlarını susturacağız? Dışarından bir müdahaleye karşı nasıl tutum alacağız? Tüm bu soruların karşılığını ancak çeşitli eylemlerle tatbikatlarla işçi arkadaşlarımıza anlatabiliriz. Bizim sorunumuz bu noktada merkez ve şubelerin sessiz kalmayı kabulleneceği yönünde değil, böylesi önemli bir kararda eksik kalma ya da bunu hayata geçirememe sorunudur" dedi.
www.evrensel.net