HADEP yöneticileri 34 gündür kayıp

HADEP Silopi ilçe yöneticileri Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz'in Silopi İlçe Jandarma Karokolu'nca gözaltına alınmasının üstünden 34 gün geçti.

HADEP yöneticileri 34 gündür kayıp
HADEP Silopi ilçe yöneticileri Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz'in Silopi İlçe Jandarma Karakolu'nca gözaltına alınmasının üstünden 34 gün geçti. Kayıpların akıbetlerinin açıklanması istemiyle HADEP üyelerinin eylemleri ise devam ediyor. Dün Adana İHD binası önünde toplanan yaklaşık 60 kişi, kayıpların bulunması konusunda ısrarlı olduklarını bir kez daha dile getirdi.
Oturma eylemi sırasında basına bir açıklama yapan HADEP Adana İl Başkanı Osman Fatih Şanlı, Tanış ve Deniz'in kaybedilmesinin yalnız HADEP'e yönelik bir darbe olmadığını, bütün demokrasi ve barış güçlerine yönelik bir tehdit olduğunu belirtti.
Şanlı, "Yıllardır ülkemizi düşman göstererek yöneten, milliyetçilik adına cinayet şebekeleriyle halka saldıran, ekonomiyi IMF'ye teslim eden, halkı yoksullaştıran, işsizlik ve açlıkla terbiye eden egemen siyaset; kirli savaş çetelerinin işbirliği, Türkiye'yi bataklığa ve kararlığa sürüklemek istiyor" diye konuştu. Şanlı, kayıpların akıbetinin bir an önce açıklanmasını isteyerek, tüm demokrasi ve barış güçlerini bu konuda duyarlı olmaya çağırdı.
BM : Kayıplar bulunmalı
BM İnsan Hakları Komisyonu'na bağlı olarak görev yapan Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Asma Jahangir, HADEPli iki kayıpla ilgili sorunun bir an önce çözülmesi ve bölgedeki endişenin giderilmesi gerektiğini söyledi.
Jahangir, kamuoyunun bu konuya ısrarla çözüm getirilmesini istemesinin olumlu bir gelişme olduğunu kaydetti. Jahangir dün İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ümit Özerol ile basına kapalı olarak yaklaşı 45 dakikalık görüşme yaptı. 19 Şubat'tan bu yana Türkiye'yede insan hakları konusunda çeşitli incelemelerde bulunan Jahangir, toplantının ardından basına bir açıklama yaptı. Jahangir, Güneydoğu'ya yaptığı ziyarette kayıp olan HADEP Silopi ilçe yöneticileriyle ilgili incelemede bulunduğunu, konuya ilişkin gördüklerini ve duyduklarını raporlaştıracağını anlattı.
Eski günlere dönülmesinden korkulduğu için bölgede büyük bir endişe ortamının hakim olduğunu anladığını ifade eden Jahangir, "Bir an önce bu sorunun çözülüp, endişenin giderilmesi gerekir. Ancak olumlu gelişmeleri de belirtmek gerekir. En olumlu gelişme, özellikle kamuoyunun bu konuya ısrarla çözüm getirilmesini istemesidir" diye konuştu. Jahangir ve beraberindekiler, daha sonra İstanbul Emniyet Müdürü Kazım Abanoz'u makamında ziyaret ederek, basına kapalı olarak bir süre görüştüler.
Tanış ve Deniz'in akıbetlerinin açıklanması için basın açıklaması yapan Tunceli Demokrasi Platformu, ülkede ve bölgede yaşanan sorunların Mustafa Erkal'ın Tunceli'ye vali olmasının ardından Tunceli'de de yoğunlaştığına dikkat çekti.
Soruşturmalar, gözaltılar ve tutuklamalar ile başlayan sürecin sürgünlerle devam ettiğini kaydetti. Açıklamada, "Her etkinlik hakkında soruşturmalar açılıyor. Gençler kaçırılıp ajanlığa zorlanıyor. Muhalif parti yöneticileri tehdit ediliyor" denildi. Gelişmelerin, Tunceli'de sürgünlerin ardından kayıpların da başlayacağı izlenimi verdiği belirtildi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Taşımalı eğitim çocukları eziyor
Şebnem Turhan
Kar yağışı birçok yörede yine okulların yollarını kapattı ve taşımalı eğitim gören öğrenciler okullarına taşınamadı. Taşımalı Eğitim Sistemi yüzünden köylerinden çıkıp kilometrelerce ötedeki okullarına ulaşmaya çalışan köy çocukları, yolları kapatan kar yüzünden yine birkaç haftayı okullarından ve öğretmenlerinden uzak geçirecekler.
Olumsuz yönlerini yoğun olarak trafik kazalarında ve çocukların saatlerce yollara düşmeleriyle gösteren Taşımalı Eğitim Sistemi, bir de kar yolları kapadığında tamamen işlevsiz hale geliyor. Uzmanların çocukların en iyi öğrenme durumu ve aktif olarak eğitime katılma saatlerini düzenledikleri ancak hiçbir zaman yerini bulamayan taşımalı eğitimin iflasın eşiğine geldiği böylesi günlerde daha net gözler önüne seriliyor.
Nüfusu az ve dağınık yerleşim birimlerindeki birleştirilmiş sınıf uygulamasının olumsuzluklarını ortadan kaldırma vaadiyle 1993-1994 öğretim yılında uygulanmaya başlayan Taşımalı Eğitim Sistemi, merkezi yerlerde bulunan ilköğretim çağındaki öğrencilerin günübirlik bu merkezlere taşınmasıyla gerçekleştiriliyor. Yüzlerce okul bu sistem nedeniyle kapanırken, bu durum en çok ücra yerlerdeki köylerin aleyhine bir durum oluşturuyor
Öğrenciler kapıda kalıyor
Taşımalı eğitimin uygulandığı merkez köylere servislerle taşınmaya çalışan öğrenciler, olumsuz hava şartlarında köylere arabalar çıkmadığında zor durumda kalıyorlar. Öğrenciler çoğu zaman kilometrelerce uzaklıktaki okullara yürümek zorunda kalırken, yürüyemeyen öğrenciler ise eğitimden yoksun kalıyor. Öğrenciler, saat 08.30'da eğitime başlayan okula saat 07.00'de bırakılırken, çoğu zaman kışın soğuğunda okulun kapısında kalıyorlar. Zaten kilometrelerce yolu gelmenin yorgunluğunu taşıyan öğrenciler bir de kapıda bekletilerek eğitim alabilmenin bedelini ödüyorlar. Mevcutları fazla olan sınıflarda katettikleri kilometrelerce yolun yorgunluğuyla birşeyler öğrenmeye çalışan taşımalı eğitimzede öğrenciler, dersler bittiğinde çıkacakları yolun ürküntüsünü üzerlerinde taşıyorlar.
Öğle yemeğinin verilmediği yerlerde öğrenciler evlerinden getirdikleriyle karınlarını doyurmaya çalışırken, öğle yemeğinin verildiği okullarda ise öğrenciler bulaşıkları yıkamak karşılığında yemek yiyebiliyor. Öğrenciler bulaşık yıkadıkları için derslerine geç kalırken, verilecek yemek çeşidi sayısı resmi makamlarca üç olarak gösterildiği halde iki çeşit yemekle yetinmek zorunda bırakılıyor. Eğitimciler taşımalı olarak merkeze getirilen öğrencilerin durumlarının diğer öğrencilere göre zayıf olduğuna dikkat çekerek, öğrencilerin derslerde çoğunlukla ilgisini toplayamamasından ve aşırı yorgun olmalarından şikayet ediyorlar. Eğitimciler, yerel yönetimlerin sistemi kazanç kapısı olarak gördüklerini dile getiriyorlar.
www.evrensel.net