Esnaf çıkış arıyor

Onlar, Özal'dan beri düzen politikacılarının "korumakta" yarıştığı "ortadirek"ten geriye kalanlar, yani küçük esnaf. Çoğu siftah bile yapamadan kepenk indirmekten şikâyetçi, fiyat artışları nedeniyle onların da beli bükülüyor.

Esnaf çıkış arıyor
Onlar, Özal'dan beri düzen politikacılarının "korumakta" yarıştığı "ortadirek"ten geriye kalanlar, yani küçük esnaf. Hepsi de, IMF'nin "şok tedavi" politikaları nedeniyle işçi ve emekçilerin alım gücünün ne ölçüde düştüğünün yakın tanığı. Çoğu siftah bile yapamadan kepenk indirmekten şikâyetçi, fiyat artışları nedeniyle onların da beli bükülüyor. Semt pazarları dahi artık fark edilir bir tenhalıkta. Çanta satarak geçimini sağlayan Ömer Alhan, elindeki ekmeği göstererek; "Bundan başka yiyecek bir şeyimiz kalmadı" derken, halkın içinde bulunduğu durumu özetliyor.
Ömer Alhan (Çantacı, İstanbul): Halimi görüyorsunuz kuru ekmek yiyoruz. Bütün malzemem dolara endeksli. Yerli çanta üretilmiyor, mecburen ithal mal alıyoruz. Dolar fırlayınca halimiz harap oldu. Bittim, tükendim. Ne zaman bize dişinizi sıkın deseler başımıza türlü belalar açılıyor. Demirel geldi 500 günde bu işi bitiririm dedi, sonra hiç söylememiş gibi çekti gitti. Çiller, Erbakan geldi, onlar da halimizi perişan etti. Şimdi de Ecevit yapmadığını bırakmadı. Ben de Ecevit'i savunan bir kişiydim, ama artık diyecek şey bulamıyorum. İlkokula giden çocuğum var, kitap paralarını karşılayamıyorum.
Erdoğan Başyeşil (Ayakkabıcı, İstanbul): Ben bir firmayla anlaşıp burda satış yapıyorum. Ama üç aydır ayakkabı satamadığımdan, sürekli borçlanıyorum. Dolar da fırlayınca ne yapacağımı şaşırdım. Bırak para kazanmayı, borçlarımı nasıl ödeyeceğimi düşünüyorum. Hükümet yine yapacağını yaptı, olan yine bize oldu.
Kemal İstek (Simitçi, İstanbul): Kriz hepimizi etkiliyor. Kemer sıkın dediler, ama sıka sıka bir hal olduk. Demek ki kemer sıkmakta da hayır yok. Bunların hepsi aynı; biri gidiyor biri geliyor. Ama yine de gidip onlara oy veriyoruz.
Celal Ayaydın (Esnaf, İstanbul): Krizden sonra insanların yürüyecek hali yok. Etrafa bakınca bir tane insanın yüzü gülmüyor. Krizi de en iyi gülmeyen bu insanlar açıklıyor.
Şemsettin Kudal (Esnaf, İstanbul): Zaten durum kötüydü, kriz daha kötü etkiledi. 18 senedir İstanbul'da pazarcılık yapıyorum, şimdi köyüme dönmeyi düşünüyorum. Çıkmazın içine girdim, bunalımdayım.
Selahattin Zitak (Esnaf, İstanbul): Kriz vatandaşı kötü etkiledi, vatandaşın cebinde olacak ki biz de kazanalım. Herkes zor durumda. Başımızdakilerin yaptığı yanlışlarının cezasını bizler çekiyoruz.
Erol Pala (Esnaf, İstanbul): Krizden önce 30 bin dolar borcum vardı. Krizden sonra borcum 10 milyar arttı, şimdi ne yapacağımı düşünüyorum, çıkış yolu bulamıyorum. Bir gecede herşey altüst oldu.
Cuma Obacı (Esnaf, İstanbul): Krizden sonra malların fiyatları iki katına çıktı. Mal alamıyoruz. 'Piyasa oturmadan mal vermeyiz' diyorlar. Devlet yetkililerinin birkaç sözüyle kriz olacaksa biz bu ülkede yaşamayalım. Türkiye'yi rantiyeciler kapmış. IMF'nin eline düşmüşüz. Bizler merak ediyoruz, kimin malıyız? Biz esnaf olarak vergilerimizi ödüyoruz ve ödediğimiz verginin bize geri dönmesini istiyoruz, neden geri dönmüyor? Ödediğimiz vergiler kazandığımız parayı aşıyor. Kurban Bayramı yaklaşıyor, düşünüyoruz kurban kesebilecek miyiz, kesemeyecek miyiz? Ailece batmış durumdayız, ne yapacağımızı bilmiyoruz.
Mehmet Fener (Esnaf, İstanbul): Yıllardan beri aynı insanlar ülkeyi yönetiyor. Artık yeter, ülkeyi genç beyinler yönetsin. IMF'nin dediklerini yapıyor onun için bu hale geliyoruz. Yıllardan beri hep aynı şeyler sürüyor, artık değişmeli. Krizin çıkmasında Ecevit'in rolü büyük, artık Meclis'teki partiler yerlerini yeni insanlara bıraksınlar. Yoksa daha çok kriz yaşarız.
Kenan Yücel (Çiçekçi, İzmir): Paralamızı tahsil edemiyoruz. Bankada paramız var onu alamıyoruz. Müşterimiz geldiğinde parasını peşin ödemiyor, kartla alışveriş yapıyor. Biz de bunları kullanamıyoruz.
Selami Soysal (Pazarcı, Diyarbakır): Yaşadığımız sıkıntı büyük. İş kökünden öldü. Esnaflık öldü. Gelen yönetimlerin hiçbirinin aklı başında değil. Hepsi halkın kanını sömürüyor. Pazarda bugün daha yeni siftah yaptım. Bu krizin sıkıntısını biz çekiyoruz. Bu insanların arkasından giden halkta suç var. Bunlar 12 Eylül'de halkın çocuklarını birbirine öldürten insanlar. Bunların arkasından gitmememiz gerekiyor. Ecevit 12 Eylül'de halkı birbirine kırdıran biridir.
Hakan Gümüş (Büfe işletmecisi, Diyarbakır): İş yok. Dükkânı kapatacağım. 3000 dolar ve 2000 mark borcum vardı. Krizle birlikte bir gecede 1 milyar zarara girdim. Şimdi bir şey söyleyeceğim, terbiyemi bozmak istemiyorum. Zaten iş yoktu. Bir de beyefendilerin krizi vurdu esnafı. Diyarbakır esnafının yarısı kepenk kapatır bu krizle.
Murat Kandemir (Pazarcı, Diyarbakır): Millet şaşırmış, ne yapacağını bilmiyor. Herkes krizdedir, herkes şokta. Kiminin borcu var. Kiminin kirası mark, dolardır. Bu kriz devletin politikasıdır. Kuru serbest bıraktı. Elindeki IMF dolarlarını halka 1 milyondan satıyor. Yarın yine doları aşağı çekecekler.
Çok parası olan bu krizden çok kazandı. Memuru, esnafı, işçisi çiftçisi daha da ezildi. Adam geçen ay 300 dolar maaş alıyorsa bu ay 200 dolar alacak. 100 dolar kira verecek bu adam. Neyle geçinecek? Bu yara daha da sıcaktır. Bu yara açıldıkça intihar edenler olacak, halk bunalıma girecek. Ülkede her şey dövize endeksli. Esnafın işi bitti zaten. Bu hükümetin hemen istifa etmesi gerek. Halkın hali bu adamların umrunda değil ki. Amerika'da fiyatlara 2 sent zam gelince halk sokaklara dökülüyor. Biz akşam yatıyoruz, sabah kalktığımızda her şeye zam gelmiş.
www.evrensel.net