Yara hâlâ kapanmadı

Yara hâlâ kapanmadı

Deprem felaketinin psikolojik ve sosyal etkileri hâlâ atlatılamadı. Özellikle gençler ve çocuklar, depresyon, suçluluk duygusu, stres gibi pek çok sorunla boğuşuyor. Prof. Dr. Aysel Ekşi, bazı çocukların bu duygularla okullarını bıraktığını söylüyor.

Yara hâlâ kapanmadı
İstanbul Üniversitesi Çocuk Ruh Sağlığı Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aysel Ekşi'nin yaptığı araştırma üzerinden bir buçuk yıl geçen 17 Ağustos Gölcük depreminin psiko-sosyal etkilerinin sürdüğünü ortaya koydu.
Prof. Dr. Ekşi, Uluslararası Çocuk Sağlığı Merkezi tarafından düzenlenen "Marmara ve Bolu Depremlerinin Psiko-Sosyal Etkileri" konulu çalışma toplantısında, "Marmara depreminin çocuk ve gençlere psikolojik etkisi" konulu araştırma hakkında bilgi verdi. 6 bin 420 öğrenci ile psikolojik görüşme yapıldığını anlatan Ekşi, deprem sırasında öğrencilerin yüzde 61'inin yakınlarının yaşadığından emin olmadığını, yüzde 78'inin yakınlarının panik içinde olduklarını söyledi.
Unutamıyorlar
Öğrencilerin yüzde 47'sinin depremde çaresiz kaldığını aktaran Prof. Dr. Ekşi, "Öğrencilerin yüzde 64'ünün, istemedikleri halde akıllarına devamlı depremle ilgili rahatsız edici düşünceler geliyor. Erkeklerin yüzde 76.3'ü, kızların da yüzde 51.5'i bu duyguları sürekli yaşıyor" dedi.
Prof. Dr. Ekşi, 15 yaşından küçükler grubunun yüzde 20'sinde depresyon olduğunu, çocukların yüzde 12'sinin parçalanmış ezilmiş cesetler gördüğünü, bir kısmının enkaz kaldırma çalışmalarına katıldığını, bir kısmının da enkaz altında ve cesetlerle uzun süre beraber yattığını anlattı.
"Ümitsizlik ve çaresizlik duygularının uzun süreli ve şiddetli olması, ruh sağlığı alanında travma sonrası stres bozukluğunun gelişmesine yol açabilir. Bozukluğun olumsuz etkileri ise yaşam boyu devam edebilir" diyen Ekşi, felakete uğrayan çocukların aile bireylerinden koparılmaları ve yatılı okullara yerleştirilmelerinin de çocuklarda olumsuz gelişmelere neden olduğunu söyledi.
Suçluluk duygusu
Prof. Dr. Ekşi, "17 Ağustos ve 12 Kasım'da yaşanan depremlerin nedenlerine ilişkin dinci çevreler tarafından yapılan açıklamaların, çocuklar ve gençlerde suçluluk duygusuna neden olduğunu" da belirterek, "Küçük çocuklar bile, 'dua etseydim, bu başımıza gelmezdi' ya da 'deprem benim yüzümden olmuş' türü suçluluk duyguları yaşadılar. Pek çok genç, dinde çare arama çabası içine girdi. Büyük kargaşa ve ümitsizlik duygusu arasında, bir kısmı okulu bile bıraktı" dedi. Ölenleri kurtaramadığı, sevdikleri öldüğü ve kendisi hayatta kaldığı için gençlerin kendilerini suçladıklarına işaret eden Prof. Dr. Ekşi, bazı gençlerde suçluluk duygusunun hâlâ sürdüğünü anlattı. Prof. Dr. Ekşi, bazı gençlerin deprem sonrasında diğer insanlara karşı ilgisiz hale geldiklerini, bazılarının annelerine bağımlı olduğunu, bazılarının daha da olgunlaştığını, kendilerini güçlü hissettiklerini dile getirdi.
Zayıf, yetersiz kişilik yapısında olan gençlerin de kimseye yardım edemedikleri için kendilerinden nefret etme duygusu ile intiharı düşündüklerini belirten Ekşi, televizyonlarda feci sahnelerin tekrar tekrar gösterilmesinin de felaketi yaşayan çocuk ve gençleri olumsuz etkilediğini söyledi.
Alkol ve sigara
Hacettepe Üniversitesi Çocuk Ruh Sağlığı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ferhunde Öktem ise, deprem sonrasında bölgede alkol ve sigara tüketiminin arttığını, özellikle sigaranın devlet eliyle dağıtılmasının gençler tarafından stres atmak amacıyla kullanılmasına yol açtığını söyledi.
www.evrensel.net