Sendikalardan kayıplara karşı

Sendikalardan kayıplara karşı

   ortak mücadele çağrısı

Sendikalardan kayıplara karşı
    ortak mücadele çağrısı
25 Ocak 2001 günü gündüz saatlerinde herkesin gözü önünde jandarma karakoluna giden HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve İlçe Sekreteri Ebubekir Deniz'in kaybedilmesiyle başlayan bölgeyi tekrar terörize etme çabaları Diyarbakır'daki işçi ve memur sendikaları tarafından ülkede ayyuka çıkmış yolsuzlukların örtbas edilmesi, IMF reçeteleriyle ezilen emekçi tabakaların karşı koyuşunu engelleme ve IMF programının uygulamasının sağlanması için tüm ülkeye yayılması planlanan bir süreç olarak değerlendiriliyor.
Kayıplarla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz Diyarbakır'daki sendika yöneticileri şunları söylediler:
Seyfettin Bayramoğlu (DİSK/Tekstil Urfa Bölge Temsilcisi): Özellikle 1 Aralık eyleminden sonra emekçi kesimlerin birleşme eğiliminin güçlendiği dönemde, OHAL gibi antidemokratik uygulamaların varlığı ülkedeki hükümet krizi ve banka hortumlamaları gibi ülkede oluşan tüm yolsuzlukları, gelişen olayları bir bütün içinde düşünüldüğünde birleşik bir emekçi hareketinin ihtiyacı kendisini dayatmakta. Bölgede son dönemlerde oluşan emekçi hareketinin hemen akabinde Gaffar Okkan'ın öldürülmesi, iki HADEP'linin kaybedilmesi, gözaltılar ve sürgünlerin yaşanması, bölge üzerinde zayıflayan güç ilişkilerinin tahakkümünün yeniden inşasını gündeme getiriyor. Bunlar demokratik taleplerin bastırılmasına, emekçi sınıf ve katmanlarını sindirmeye, yok etmeye yönelik provokatif eylemlerdir. Yani sermayenin her zaman başvurduğu "bulanık suda balık avlama" taktiğinin faaliyet göstermesidir. Kuzey Irak'taki hareketlenmelerin ve çatışmaların Irak'ın bombalanması Ortadoğu'da sürekli bir çatışma ortamının devam ettirilmesi çeşitli emperyalist güçlerin bölge üzerinde kıyasıya mücadelesi, bölge üzerinde emperyalist hakimiyeti sağlamlaştırmak ve kaybolmuş mevzilerin yeniden canlanmasına olanak sağlayan hesaplardır. Dolayısıyla bölgede yaratılmak istenen de bu hesapların bir parçası olarak güç düzenini geliştirme ve yeni olanaklar sağlamadır. Buna karşılık bölgedeki demokratik güçler ve emekçi sınıf katmanları ortak mücadele platformunda herekete geçmeli.
Rantçılar, demokratikleşmeye engel
Bahri Karakoç (Harb-İş Diyarbakır Şube Başkanı): Diyarbakır emniyet müdürünün öldürülmesinden sonra bölgede yine huzursuzluğun çıkmasından medet umanlara Diyarbakır halkı gereken cevabı cenaze töreninde göstermiştir ve gereken dersi vermiştir. Yıllardır bölgede yaşanan huzursuzluktan toplumun tüm kesimleri nasibini almıştır. Son günlerde özellike bir iki yıldır bölgede huzurun, barışın oluştuğu bir ortam yaşanıyordu. Barış ortamını çekemeyen, rant sağlayan birtakım güçler ve organizasyonların, bölgeyi yine o eski huzursuz ortama götürmek için olağanüstü çaba sarfettiklerinin bilincindeyiz. Kayıplar ve Gaffar Okkan suikasti üzerindeki sır perdesini kargaşa ortamından çıkar elde edenlerin yapmış olduğu olaylar olarak değerlendiriyorum. Türkiye'nin neresinde olursa olsun sendikalar olarak demokrasinin gelişmesine destek olmamız gerekir. Üzerimize düşen yükümlülüğü yerine getirmemiz insani görevimizdir.
Bu kayıplarla ne yapılmak isteniyor?
Hayrettin Altun (Eğitim-Sen Diyarbakır Şube Başkanı): Tek taraflı olarak silah bırakılmasıyla birlikte nispi bir yumuşama ortamı gelişmeye başladı. Bu yumuşama ortamını demokratik kazanımlara çevirebilmek için barış iklimini tüm ülkede egemen kılabilmek için demokratik kitle örgütleri ve siyasi partilerde demokratikleşme için bir hemfikirlilik ortaya çıkmıştı. Ancak bunun akabinde Başbakan'ın "terörizmin siyasallaşması" demeci geldi. Bu açıklamadan sonra sık sık Başbakanın "Düğmeye basılıyor" söylemini duyduk. Bu süreçte düğmeye basan Başbakan oldu. Başbakan'ın bu söylemlerinden sonra bu yumuşama ortamının tekrar çatışma ortamına dönme sinyallerini veriyordu. 20 yıllık çatışma ortamının yarattığı bir sisli ortam yaratıldı. Bu sisli hava içerisinde çıkar ve rant ilişkileriyle birbirine bağlı bir mekanizma ortaya çıktı. Şimdi çatışma ortamından rant sağlayan kesimler yumuşama süreciyle işsiz kaldı. Bölgede sendikalar ve emekçiler üzerindeki baskılar bu sürecin ilk işaretleriydi. Bundan sonra Silopi'de gündüz saatlerinde karakola giden insanların kaybolması süreci başladı. Bu kayıplarla ne yapılmak isteniyor? Kayıpların, faili meçhullerin başlayacağı bir süreç başlatılmak isteniyor.
Topyekûn mücadele verilmeli
Bu süreçte ülkede yaşanan ekonomik ve siyasal karışıklıkları zapt etmek için hükümetin ve sistemin topyekûn bir saldırısıyla karşı karşıyayız. Bu topyekûn saldırıya karşı demokrasi ve emek güçlerinin topyekûn ve birlikte bir karşı koyuş sergilemesi gerekiyor. Ülke gittikçe faşizan politikalara mahkûm ediliyor. Gözaltında kayıplar, sürgünler, tekrar köylülerin köylerine rahatça girip çıkmasını engelleyen bir yönetim tarzı egemen kılınmaya çalışılıyor. Kayıplar ve faili meçhuller doğudan başlatılıp büyük metropollere doğru yayılmak isteniyor. Sendikalar, kitle örgütleri bu konuda siyaset yapan partiler seslerini daha yükseltmeli, birlikte talepler geliştirmeli ve kendi sendikalarında da bu tür antidemokratik, çağdışı uygalamalar karşısında demokratik mücadeleyi hak alıncaya kadar dile getirmelidirler.
'Demokrasiye en çok işçi sınıfının ihtiyacı var'
Vezir Perişan (Belediye-İş Diyarbakır Şube Başkanı): Kayıplarla ilgili sendika olarak elbetteki duyarsız kalmak mümkün değildir. Bu kayıpların bulunması için sendikaların Türkiye genelinde buna karşı duyarlı olması gerekir ve buna karşı demokratik ve meşru zeminde ciddi bir faaliyet yürütmesi gerekir. Gaffar Okkan cinayetiyle başladı, kayıp olayları ve sürgünlerle devam ediyor. Bunlar toplumsal barışa yarar getirmeyecektir. Demokrasi ve insan hakları için işçi sendikaları daha fazla çaba sarf etmeli. Çünkü demokrasiye en çok ihtiyacı olan sınıf işçi sınıfıdır.
IMF programıyla şiddet ortamı ilişkili
Yakup Keskin (Enerji-Yapı Yol Sen Diyarbakır Şube Başkanı): Sendikalar toplumsal ve siyasal gelişmelere duyarsız kalamazlar. Sadece ekonomik değil, her türlü soruna karşı duyarlı olmalıdır. Son üç aylık süreçte F tipi olayları gelişmiştir. G. Okkan suikasti, kayıplar ve son olarak kamu emekçilerine yönelik sürgünler gündeme geldi. 1-2 yıldır sağlanan yumuşama ortamından geriye bir dönüş gerçekleştirilmek isteniyor.
Burada gözden kaçırılmaması gereken bu üç aylık gelişmelerle birlikte en önemli özelleştirmeler bu dönemde tek tek Meclis'ten geçmeye başladı. Ülkedeki IMF uygulamalarının ülkedeki şiddet ortamıyla direkt ilişkisi vardır. Şimdi eğer siz gergin bir ortamda büyük bir baskıyla karşı karşıyaysanız bu IMF reçetelerine ve özelleştirmelere karşı koyuşunuz boğdurulur. Biz kayıp olaylarıyla Enerji Piyasası Yasası'nı ayrı tutarsak işte o noktada kaybederiz. Bu kayıplar tamamen bir baskı ortamı yaratarak IMF reçetelerini rahatça, engelle karşılaşmadan uygulamak içindir. Bunun için hiçbir emekçi bu kayıp olaylarını beni ilgilendirmiyor dememelidir. Bu konuda duyarlı olmalı ve gerekli politikaları geliştirmeliyiz.
www.evrensel.net