Başbakanlık'ta bir Rasputin

Sezer ile Ecevit arasındaki tartışmaya müdahale etmesini, "Babama hakaret edilmiş gibi hissettim" diyerek savunan Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan; politikadaki yükselişiyle adeta Rasputin'i andırıyor.

Başbakanlık'ta bir Rasputin
Başbakan Bülent Ecevit'in "fedaisi" gibi davranan Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan; adeta Çarlık dönemi Rusya'sının en ibretlik şahsiyetlerinden birisi olan ve iktidar hırsıyla dolu Rasputin gibi. Özkan iç politikada, dış politikada, ekonomide, Meclis içinde Başbakanlık'ın en etkili isimlerinden.
Politikada bütün basamakları hızla tırmanan Özkan, hükümetin kilit isimleri arasında yer alıyor. Üstelik diğer bakanlardan farklı olarak görünürde pek bir sorumluluğu ve yetkisi olmamasına rağmen. Ancak her kararnamede, her yasa tasarısında, diğer partilerle ilişkilerde Özkan hep ön planda. Ecevit, tahkim yasası ve Anayasa değişikliği konusunda kendisine gelen milletvekillerine, "Özkan'a gidin, o sizi ikna eder" diyecek kadar ona güveniyor.
Krizin kilit ismi
MGK toplantısında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında ortaya çıkan krizin ardından Özkan, "Sanki babama hakaret edildi" diyerek bir anda krizdeki kilit isim haline geldi. Sezer'in Devlet Denetleme Kurulu (DDK)'nu etkinleştirmek istemesinin, daha önce Özkan'ın sorumluluğunda olan Halkbankası'ndan kaynaklandığı belirtiliyor. Çünkü Halkbankası şimdiye kadar denetlenemeyen tek kamu bankası. Ve Halkbankası'ndan usulsüz olarak medya gruplarına, büyük şirketlere kredi dağıtıldığı iddiaları yoğun olarak gündeme geliyor.
Özkan Halk Bankası ile gündeme geldi
Özkan'ın isminin politika arenasında ilk kez yoğun biçimde gündeme gelmesine vesile olan olay, Halkbankası'nın 1998 yılında açtığı usulsüz kredilere ilişkin soruşturma oldu. Müfettişler, Halkbankası eski Genel Müdürü Yenal Ansen'in Has ailesi başta olmak üzere birçok aile şirketine kredi açtığını ortaya çıkardılar. Hüsamettin Özkan ise uzun süre bu kredi ilişkilerini yalanladı, kredilerde sorumluluğun kendisine dayanması üzerine de Genel Müdür Ansen'in soruşturma kapsamına alınmasına onay verdi. Ancak Özkan kısa bir süre sonra soruşturmayı yürüten Bankalar Yeminli Murakıpları'nı "kasıtlı davranmakla" suçlayıp haklarında işlem yapılmasına ilişkin bir yazıyı Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'a göndermesi ortalığı karıştırdı. Özkan'ın bu müdahalesi Ansen'i üç davadan kurtardı. Böylece Özkan'ın "diplomatik girişimleri" Halkbankası yolsuzluğunun üzerini örtmüş oldu.
Sezer'in hedefi oldu
Halkbankası ile ilgili ikinci ciddi gelişme ise Dinç Bilgin'e ait Etibank'ın batması sonrasında yaşandı. Halkbankası'nın Bilgin'e borçlarını ödemek için 10 milyon dolar kredi açtığı ortaya çıktı. İmzayı veren ismin ise yine Özkan olduğu belirtildi. Ancak Özkan yine olayı reddetti ve soruşturma kapatıldı. Özkan, Halkbankası kredileri üzerine art arda gelen bu soruşturmalar üzerine bankadaki sorumluluğunu ani bir kararla Aralık 2000'de Hazine'den Sorumlu Devlet Bakanı Recep Önal'a devretti. Devrin gerekçesini ise "kamu bankalarının özelleştirilmesinin kolaylaştırılması" olarak açıkladı. Ve böylece Özkan Halkbankası'ndan "işi bittikten sonra" kurtulmuş oldu! Bütün bu süreçte Özkan'a kimse dokunamadı. Başbakan Ecevit de "manevi oğlunu" sonuna kadar savundu.
Sezer'in "Çamurun üzerinde oturuyorsunuz. Yolsuzlukları koruyorsunuz" sözü işte Özkan'ın bu "denetim dışı" kalan icraatlarına yönelikti.
www.evrensel.net