Krizin nedeni IMF'dir

İktisatçılar, ekonomik krizin Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ın tartışması olmadığını, asıl nedenin IMF'nin dayattığı ekonomi politikaları olduğunu söylediler.

Krizin nedeni IMF'dir
Özlem Albayrak
İktisatçılar, piyasalarda ortaya çıkan ve rantiyenin 5 milyar dolar vurgunuyla derinleşen krizin nedeninin IMF programı olduğu ve bu program uygulandıkça da Türkiye'nin bu tür krizlerden ve rantiyenin vurgunlarından kurtulamayacağını belirttiler.
Prof. Dr. Sinan Sönmez, Prof. Dr. Korkut Boratav ve Prof. Dr. Erinç Yeldan; ekonomik krizin MGK toplantısında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit'in tartışması olmadığını, asıl nedenin IMF'nin dayattığı ve hükümetin de tavizsiz uyguladığı ekonomi politikaları olduğunu söylediler. Sorunun yapısal olduğunu belirten iktisatçılar, "Bu program devam ederse daha çok böyle krizler ve vugunlar çıkar" dediler. İktisatçıların görüşleri şöyle:
Sorun sistemde
AÜ SBF öğretim üyesi Prof. Dr. Sinan Sönmez: Oluşturulan ekonomik yapı incelendiğinde ufak çalkantıda sermayenin dışarı çıkması doğal bir sonuç. Önemli olan böyle bir yapıya ulaşılmamasıdır. Bu yapıyı yaratan da uygulanan istikrar programıdır. Program, ekonomik sistemin zayıflığını somut olarak ortaya koyuyor. Uygulamaya konulan istikrar paketinin, en dikkat çekici noktası, kamu kesimi temel fazlası yanısıra yapısal reformlar, bunun yanısıra sıkı döviz kuru ve para politikası. Böyle bir program uyguladığınızda bir takım kriz doğrucu etkenleri de programla birlikte yaratmış oluyorsunuz. Bu model krizi bünyesinde barındırıyor. Kasım ayında çıkan krizin esası uygulanan modelde yatıyor. Bu modelle, Merkez Bankası (MB), esas itibariyle bir tür Para Kurulu haline getirilmiştir. MB'nın etkin bir para politiktası uygulaması olanaksız hale gelmiştir. Faizlerin belirlenmesinde MB'nin müdahale olanağı kısıtlanmıştır, MB pasif hale getirilmiştir. Program, yetkililerin övünçle bahsettiği resmi rezervlerin artırılmasına dayalı. Dışardan gelen yabancı sermaye, ülkeye döviz girişi, Türkiye'nin aslında büyük olmayan, finanse edilebilir sınırlar içinde olan cari açığını finanse etmekten çok dış borçlarının daha da artmasına yol açmıştır. Böyle olmaması gerekir. Faizlerde hızlı bir yükselme borç stokunun kontrol edilmesi zorlaşıyor.
Herşey, dışardan belirleniyor, krize açık bir ortam yaratılmış durumda. Ekonomi yönetimi, iktisat politikası araçlarına sahip değil. MB'nin, müdahale olanağı olmadığı zaman Net İç Varlıkları'nı değiştirme olanağı olmadığında piyasayı fonlayamıyor. Faizler yükseliyor ve krize yol açıyor. Yabancı ve yerli yatırımcılar güvensizlikle dışarı kaçırıyorlar parayı. Sistem bıçak ucunda duruyor. En ufak kriz söylentisinde çalkantı başlıyor. Kasım'da da bu oldu. O kadar kırılgan, dış piyasalara o kadar bağımlı bir yapı var ki Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında yaşanan tartışma 5 milyar doların dışarı çıkmasına neden oluyor. Sıcak para yüksek rant arıyor. Onlar daha karlı alanlara gidince ekonomi darbe yiyor, fatura çalışanlara çıkıyor. Gazete ve televizyonlarda yapılan yorumlarda 'Bir sürtüşme sonucu kriz çıktı' deniyor, sistem görülmüyor. Model sorunlu, modeli sorgulamadan modelin aksaklıklarını görmeden böylesi ucuz yorumlar yapılmamalı.
Nedeni IMF politikası
AÜ SBF öğretim üyesi Prof. Dr. Korkut Boratav: Kritik sorun ekonominin bu türden siyasi çalkantılar karşısında nasıl olup da bu derece kırılgan olduğudur. Kırılgan bir ekonomik yapıda kriz yaratmak için çeşitli vesileler meydana gelebilir. Dünkü siyasi çatışma bu türden bir vesile olmuştur. Vesileyi neden ile karıştırmak yanlış olur. Türkiye ekonomisinin çoğu spekülatif ve kısa vadeli sermaye hareketlerinin tutsağı haline gelmesi kırılganlığın temeldeki nedenidir. Dolayısıyla vesile ile nedeni karıştırmamak gerekir. Türkiye ekonomisi 1999'da dış dengedeyken, IMF ile imzalanan anlaşma ekonomiyi bir kez daha büyük miktarda ve başıboş finans kapıtal kökenli dalgalanmaların etkisi altına sürüklemiştir. Dolayısıyla üç ayda beş ayda bir meydana gelen finansal krizler doğal görülmelidir.
Kriz ortamı hep var
Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Erinç Yeldan: Sermaye akımlarının tamamen serbestleştirildiği ekonomilerde, döviz kuru çıpasına dayalı enflasyonu düşürme programları, herzaman ilk yılda ve izleyen yıllarda ithalatın genişlemesine dayalı bir büyüme, daha sonra da cari açığın beslediği güvensizliklerden kaynaklanan finansal krizlere sürükler.
Bu bir ampirik gerçeklik. Bu birincisi. İkinci olarak Türkiye gibi finansal sistemleri gelişmemiş, sığ ve deneyimsiz olan, dış sermaye giriş ve çıkışlarına denetimsiz olarak serbesti sağlayan ekonomilerde bir finansal krizin yapısal tüm koşulları hazırlanmıştır. 1994 krizinde de böyle oldu. Kasım krizi de böyle bir süreçtir. İçinde bulunduğumuz kriz süreci de böyle bir oluşum sergiliyor.
Uygulanan enflasyon programıyla, MB'nin ulusal ekonomiye müdahale edebileceği bağımsız politika araçları elinden alınmış durumda. Dolayısıyla siyasi, sosyal ve benzeri dışsal şoklar, doğrudan doğruya ekonomiye kriz olarak yansıyor. Krizlere karşı MB'nin elinde savunmada ve düzenlemede kullanabileceği herhangi bir politik aleti yok.
Bütün bunlar arasında krizin maliyeti MB'den 5 milyar dolar rezerv çıktı deniyor. MB döviz rezervleri, bizim iktisadi faaliyetlerimizle elde ettiğimiz paradan oluşmuyor. Borçlanma ile bulunmuştur. Borçlanma koşulları değiştiğinde borçla bulunmuş bu rezervler, ülke dışında başka daha karlı ülkelere gidiyorlar. Uluslararası finans seremayesinin mantığı açısından bu çok doğal.
'5 milyar dolar kaybettik' sözü bu açıdan aldatıcı. O para zaten bizim değil. Sanal kazanç sanal kayıp dünyasının ekonomideki her türlü yapıcı, kalıcı reel ekonomik kararları etkilediğini görüyoruz. Şaşılacak hiçbirşey yok, krizin yapısal koşulları dışa açık bir ekonomide sağlanmış durumda.
Ecevit'in gerekçelerine bakalım. Güven oylaması, Irak'a saldırı, bunların hiçbiri iktisadi boyutta olan olgular değil. Siyasi, herhangi bir toplumda herzaman olabilecek dışsal şoklar bunlar. Ekonomimizin artık iktisat dışı şoklara karşı hiçbir savunması yok. Bu yüzden krizin altyapısı her zaman olacak. Programla birlikte bunların yansımalarını bertaraf edebileceğimiz politik aletlerimiz de kalmamış durumda. Dış sermaye giriş ve çıkışlarına denetim getirilmeli, gerçek yapısal reformlar burdan başlamalı.
www.evrensel.net