Küreselleşme

Küreselleşme

   200 yıllık hakları tırpanlıyor

Küreselleşme 200 yıllık hakları tırpanlıyor
Kocaeli Sendikalar Birliği (KSB) tarafından önceki gün düzenlenen "IMF Politikaları ve Çalışanların Üzerindeki Etkileri" konulu paneli yaklaşık 1000 işçi ve emekçi izledi. Prof. Dr. İzzettin Önder, Prof. Dr. Ali Güzel ve Selüloz-İş Sendikası avukatlarından Murat Özveri'nin konuşmacı olarak katıldığı panelde, küreselleşmenin özelleştirme, taşeronlaştırma ve kuralsızlaştırma dayattığını, bu politikaların yüzyıllar süren mücadelelerle elde edilmiş hakları hedeflediği belirtildi.
Panelde, küreselleşme politikalarına karşı birlik çağrısı yapıldı.
İzmit Fuarı içindeki Çağlayan Restaurant'da yapılan panelin açılış konuşmasını yapan DİSK Bölge Başkanı ve Lastik-İş Kocaeli Şube Başkanı İsmail Gürel, Kocaeli'nin Türkiye işçi sınıfının lokomotifi olma iddiasında olduğunu belirterek, işçi ve emekçileri, IMF politikalarına karşı 18 Mart'ta yapacakları mitinge çağırdı.
Tırpan IMF ve DB'nin elinde
Selüloz-İş İzmit Şube Başkanı'nın yönettiği panelde ilk sözü alan Prof. Dr. Ali Güzel, IMF politikalarına karşı sadece Türkiye'den değil, dünyanın dört bir yanından sesler yükseldiğini, bu tepkinin Kocaeli'de de işçilerin gündeminde olmasının gelecek açısından umut verici olduğunu söyledi. İşçi sınıfının 200 yıllık bir süreçte kazandığı bir çok hakkın, 1980'lerde ortaya atılan Yeni Dünya Düzeni ve neoliberal politikalarla tırpanlanmaya çalışıldığına dikkat çeken Güzel, "Bu tırpanı da IMF ve DB tutuyor" dedi.
IMF'nin özelleştirmeleri, kuralsızlaştırmayı ve devletin sosyal alandan elini çekmesini dayattığını, oysa bu reçetelerin dünyanın dört bir yanında iflas ettiğini söyleyen Güzel, IMF'nin Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde uyguladığı programların olumsuz sonuçlarından örnekler vererek, Türkiye'ye dayatılan politikaların da daha şimdiden benzer sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti.
Telekom'un özelleştirilmesiyle 15 bin işçinin hemen işini kaybedeceğini belirten Güzel, IMF'nin işçiyi, memuru, köylüyü ve küçük esnafı kıskaca aldığını söyledi.
'Dünya emekçileri birleşiniz'
Prof. Dr. İzzettin Önder ise sözlerine, tarih kitaplarında Amerika'nın keşfedildiğinin yazdığını, oysa orada insanların bin yıllardır yaşadığını belirterek, "Avrupa'ya göre ise yoktu. Çünkü Avrupa insanlığın merkeziydi. IMF'yi kavramamız için önce kıtamızdaki Avrupa merkezli düşünce modelini bir tarafa bırakmalıyız" diyerek başladı.
Philp Morris sigara tekelinin Türkiye'deki pazara girmesi için TEKEL'in özelleştirmesinin şart olduğunu belirten Önder "Eğer siz yok özelleştirmem derseniz belki de Bağdat'ın başına düşen bombalar sizin üzerinize düşecek" diye konuştu.
Sermayenin teknolojiye göz diktiğini, Türkiye'de de Telekom'u, THY'nı ve enerji kurumlarını almak istediğini belirten Önder, iktidarda bulunan "milliyetçiler"ind ise bunlara en ufak ses çıkarmadığını ifade etti. "Yabancıların çıkarlarını bu ülkenin çıkarı gibi görenler ajandır" diyen Önder'in sözleri büyük alkış aldı. KSB'nin düzenlediği toplantıyı Atatürk'ün Samsun'a çıkışı olarak algıladığını söyleyen Önder, IMF politakalarına karşı sendikaların da sisteme karşı bir mücadele çizgisinde birleşmeleri gerektiğini kaydetti. Önder, "Dünya emekçileri birleşiniz" sloganının ergeç gerçekleşeceğine inandığını söyledi.
Taşeronlaştırma tehlikesi
Avukat Murat Özveri ise, patronların iş hukukuna uymadığını, birçok hak gaspı ve hukuk ihlalinin yaşandığını söyledi.
Taşeronlaşmanın tehlikelerine dikkat çeken Özveri, en son Kartonsan'da greve rağmen patronun içeriye mal soktuğunu ancak buna karşı hiçbir şey yapılamadığını çünkü nakliyenin taşeron olduğunu anlattı.
Murat Özveri, "Bir işyerinin yüzde 51 sendikalı, yüzde 49'u taşeron ise orada grev asla başarıya ulaşamaz" dedi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


SSK'da sağlık çilesi
Özlem Dinler
60 bin personeliyle 27 milyon kişiye sağlık hizmeti sunmaya çalışan SSK hastanelerinde tedavi veya muayene olunacaksa, uzun kuyruklara ve çileli günlere hazır olmak gerektiğini bilmek gerekiyor. Devletin en başta gelen görevlerinden olan sağlık hizmetleri alanından tamemen çekilmek istemesi nedeniyle, kuruma personel alınmıyor, yatırım yapılmıyor ve yeni SSK hastaneleri açılmıyor. SSK'lı sayısı ise gün geçtikçe artıyor.
Aylar sonraya randevu veriliyor
Devlet, bilinçli olarak hizmetin kalitesini düşürüp SSK'ları yetersiz hale getirirken, çözüm için sağlıkta özelleştirmeyi bir zorunluluk olarak gösteriyor. Sağlık Bakanlığı'nın hastanedeki kuyruk sorununu çözmek için geçtiğimiz yıl yürürlüğe koyduğu 'Telefonla Randevu Alma Yönetmeliği'nin ise sorunları çözmekten uzak olduğu görülüyor.
SSK hastanelerinde muayene olabilmek için ilk önce telefonla randevu almak gerekiyor. Randevu almak için, telefonu düşürmek, kontenjanda yer almak haftaları buluyor. Muayene içinse aylar sonrasına gün veriliyor. Bacağı kırılan ve SSK Samatya Hastanesi'ne başvuran Metin Çabuk 1 ay 10 gün sonrasına randevu alabildiğini söylüyor. Metin Çabuk, "Telefonda bana 287. kişi olduğum ve saat 14.00'de hastanede olmam gerektiği söylenmişti. Hastaneye o gün geldiğimde, muayene odalarının önündeki uzun kuyruklarla karşılaştım" diyor.
Kuyrukları bitirmedi
SSK hastanelerinde hastaları yönlendirme tabelaları bulunmadığı için muayene olunacak polikliniği arayıp bulmak gerekiyor. Muayene olacağı bölümü hastane içerisinde katları gezerek, uzun kuyrukların arasından geçerek aradığını anlatan Metin Çabuk, karşılaştığı manzarayı şöyle anlatıyor:
"Ortopedi bölümüne geldiğimde muayene için 205 kişi kuyrukta bekliyordu. Kuyrukta ayrıca 3 gün önce randevu alan insanlar vardı. Ben de randevu sistemine göre gelmeme rağmen o gün muayene olamadan evime geri döndüm. Bugün kuyrukta bekleyişimin 2. günü, daha muayene olamadım."
Hem evde hem kuyrukta bekleniyor
Hastalar, muayene sonrası istenen herhangi bir tahlil için tekrar telefonla randevu almak zorunda kalıyorlar. Hatice Yurtsever, SSK Samatya Hastanesi'nde 10 gün önce muayene olduğunu ve kendisinden istenen kan tahlili için tekrar randevu aldığını belirtiyor.
Muayene için saatlerce sıra bekleyen hastalar, geçtiğimiz ekim ayından bu yana uygulamaya konan bir yönetmelikle, parası olanların muayene için farklı odalara alınmasına karşı çıkıyorlar. Hastalar söz konusu paralı muayene bölümlerinin parasız hale getirilerek kendilerine açılmasını istiyorlar. Hatice Yurtsever, "Biz muayene için randevulu alıp saatlerce kuyrukta beklerken, paralı muayene olacak insanlar ne randevu alıyor ne de kuyruklarda bekletiliyor. SSK hastaneleri sigortalı hastalarındır. Paralı muayene ettirilen bu odaların bizlere tekrar verilmesini istiyorum" diyor.
Çözüm yeni hastaneler
Muayene için saatlerce kuyrukta bekleyen hastalar arasında bulunan Sabahattin Kamber, Mustafa Ayhan, Gülüzar Sevim, Nayme Karagöz, Kemal Sarıtaş ve Osman Yiğit, SSK hastanelerindeki polikilinik yığılmalarının ortadan kalkması için "Gönüllü Çalışma", "Telefonla Randevu Alma" gibi uygulamaların çözüm üretmediğini aksine hastaların ve sağlık çalışanlarının bu sistemlerin mağduru olduğunu dile getiriyorlar. Hastalar, hastanelerdeki hasta yığılmalarının önlenmesi için yeni hastanelerin hizmete açılması gerektiğini ve var olan hastanelere de sağlık personeli atanması gerektiğini vurguluyorlar.
www.evrensel.net