Değişmeyen sömürü!..

Değişmeyen sömürü!..

Prof. Dr. Nuran Şahin, erkek egemen toplumlarda "günah keçisi" sayılan kadının ancak "soyun devamı" açısından değer gördüğünü söylüyor ve ekliyor; "Antik dönemin birçok geleneği ve yaşam şekli günümüz kadınları üzerinde halen uygulanıyor."

Değişmeyen sömürü!..
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuran Şahin, antik dönemde erkeklerin egemen olduğu toplumlarda kadınların "günah keçisi" olarak görüldüğünü dile getirdi.
Pandora'nın mitosu
Prof. Dr. Şahin, "antik dönemdeki kadın ve yaşam" konusunda bilgi verirken, kadının ortaya çıkışının dahi, "Pandora'nın mitosu" ile anlatıldığını, bunun da tanrıların insanoğlundan öç alışının öyküsü olduğunu söyledi. Şahin, "Bu öyküde, topraktan yaratılan büyüleyici güzellikteki Pandora'nın, erkek soyunu baştan çıkarışı anlatılır" dedi.
Soyun devamı
Erkeklerin egemen olduğu toplumlarda kadınların hep günah keçisi olarak görüldüğünü, meşru evliliklerin, Tanrıça Hera'nın korumasında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şahin, şöyle devam etti:
"Meşru evliliklere, ailenin devamını sağlayacak çocukların meydana getirilmesi olayı olarak bakılıyordu. Antik dönemlerde evlilikler, öz kardeşler arasında bile olmuştu. Evlilik yaşı 12'den başlıyordu. Evlilikler drahomalı, iç güvey ve drahomasız diye üçe ayrılıyordu. Düğünler 3 gün sürüyordu ve evli kadınlardan beklenen tek şey, topluma yeni vatandaşlar kazandırmasıydı. Tanrıça Artemis, hamile kadınların tanrıçasıydı. Erkek çocuk doğan evin kapısına zeytin dalı, kız çocuk doğan evin kapısına yün iplik asılırdı. Sütü olmayan annelerin çocuklarına süt anne bulunurdu, ancak süt anneler hiç evlenmezdi."
Değişmeyen tek kural dayak
Antik dönemde çocukların 7-14 ve 14-21 yaşları arasında iki ayrı dönemde eğitildiklerini kaydeden Prof. Dr. Şahin, eğitimde değişmeyen tek kuralın dayak olduğunu belirtti.
Batı Anadolu'daki birçok kentte kızların orta öğretime kadar okuma şansına sahip olduğunu, kadının hizmetkârları ve köleleriyle evin yönetimini üstlendiğini belirten Prof. Dr. Nuran Şahin, dokuma işinin de kadının en büyük görevlerinden olduğunu ifade etti.
Bakire olmayana ölüm!
Efes'te, kadınlar için yılda bir doğurganlık bayramı yapıldığını, bu bayrama kısır ve menopoza giren kadınların katılmadıklarını belirten Prof. Dr. Şahin, "Beş yılda bir Artemis Bayramı yapılırdı ve bu bayramda bakire kızlar, kalçalarını sallayarak dans ederlerdi. Evlenmek isteyen erkekler de eşlerini bu danslar sırasında seçerlerdi. Evlenen kız bakire çıkmazsa, gelin gittiği evden ölüsü çıkardı. Bu dönemlerde erkekler iş toplantılarına ve özel gecelere eşleriyle değil, bugünkü telekızların karşılığı olan hetaris adı verilen özel eğitimli kadınlarla giderlerdi. Hellenistik dönemin en ünlü hetarist kadını Aspasya imiş. Erkekler onunla birlikte olabilmek için servet harcarlarmış. En ünlü erkek hetarist ise Anibal'in oğluymuş" dedi.
Prof. Dr. Nuran Şahin, antik dönemin bu gibi birçok olumsuz geleneğinin ve yaşam şeklinin günümüz kadınları üzerinde çeşitli biçimlerde halen uygulandığını da sözlerine ekledi.
www.evrensel.net