Kayıpların akıbeti açıklansın!

İHD İstanbul Şubesi yöneticileri, HADEP'li Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz'in akıbetlerinin açıklanması talebiyle İçişleri Bakanı'na mektup gönderdi.

Kayıpların akıbeti açıklansın!
Daha önce oluşturduğu heyetle Silopi'ye giden İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi yöneticileri dün de, HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve İlçe Sekreteri Ebubekir Deniz'in akıbetlerinin açıklanması talebiyle İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'a mektup gönderdi.
Dün saat 13.00 sıralarında Galatasaray Postanesi önünde toplanan İHD yöneticilerinin mektup göndermesinin ardından postane önünde açıklama yapan İHD İstanbul Şube Başkanı Eren Keskin, Serdar Tanış'ın en son 25 Ocak günü cep telefonundan çağrılması üzerine ifade vermek üzere, Silopi Jandarma Karakolu'na girerken görüldüğünü belirtti. İHD'nin bu konuda oluşturduğu bir heyet ile Silopi'de incelemelerde bulunduğunu hatırlatan Keskin, Şırnak Jandarma Komutanı'nın birçok kişiye, 'Şırnak ayrı bir cumhuriyet. Buranın Türkiye Cumhuriyeti ile bir ilişkisi yok'" dediğini aktardı.
'Sorumlular yargı önüne çıkarılsın'
Öte yandan, cezaevlerindeki baskılar ve kayıp olaylarıyla ilgili olarak dün EMEP Malatya İl Örgütü'nde düzenlenen basın toplantısında, ülke genelinde estirilen terör havasının bir an önce sona erdirilmesini istendi. Basın toplantısında konuşan EMEP İl Yönetim Kurul Üyesi Hüseyin Kocaman, IMF direktiflerine şartlanmış olan 57. hükümetin emek hareketini parçalamak için baskı ve şiddet yolunu seçtiğini vurguladı.
EMEP Adana İl Örgütü tarafından yapılan yazılı açıklamada, Tanış ve Deniz'in gözaltında kaybedilmek istenmesinin ülkedeki insan haklarının, birey can güvenliğinin gerçek tablosunu gözler önüne serdiği belirtildi. Kayıpların akıbetinin araştırılması için Adana'da oluşturulan bir heyetin 13 Şubat günü Silopi'ye hareket ettiğinin kaydedildiği açıklamada, heyet mensuplarının gözaltına alınmaktan kurtulamadığı ifade edildi. Açıklamada, heyette bulunan kurum temsilcilerinin yol boyunca birkaç noktada bekletildiklerinin ifade edilerek, Cizre girişinde kimlik kontrolü adı altında bir süre karakolda tutulduklarına dikkat çekildi. EMEP, etkin bir soruşturma yapılarak gözaltıları gerçekleştirenlerin yargı önüne çıkarılmasını istedi.
Genel-İş 2 No'lu Bölge Şube Başkanı Mehmet Karagöz, Genel-İş 3 No'lu Şube Başkanı Mevsim Gürlevik, Genel-İş 7 No'lu Şube Başkanı İsmail Yurtseven, Genel-İş 9 No'lu Şube Başkanı Hasan Turak, Genel-İş Konut İşçileri Şube Başkanı Nebile Irmak tarafından yapılan ortak yazılı açıklamada da, yeniden başlayan kaybetme politikalarına karşı çıkma çağrısı yapıldı.
Kırmızıgül için suç duyurusu
Bu arada Tutuklu ve Hükümlü Yakanları Derneği (TAYAD) üyesi aileler, 6 Ocak'tan beri kendisinden haber alınamayan Yusuf Kırmızıgül ile ilgili önceki gün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Aileler, yaşanan bütün bu olayların Susurluk'un hâlâ sürdüğünü gösterdiğini ifade ederek, duyarlı insanları, yeni kayıpların yaşanmaması için, kaybetme politikalarına karşı çıkmaya çağırdılar. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


GAPSAN ve KATEKS'te direniş sürüyor
Savaş Çalık
DİSK/Tekstil Sendikası'nda örgütlendikleri için işten atılan GAPSAN ve KATEKS işçileri sendikal hakları için mücadeleye devam ediyorlar. Bu arada KATEKS'te kaçak ve çocuk işçiler çalıştırıldığını öğrenen işçiler, mahkemeye başvurarak, fabrikadaki yasadışı üretim hakkında yasal işlem yapılmasıni istediler.
Oluşturulan komiteler bir yandan Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesi'ndeki fabrikaları dolaşarak diğer işçilerle görüşürken, semt komiteleri de kahve toplantıları yapıyor. Yakubiye'de önceki gün sendikasız GAPSAN işçileriyle yapılan toplantıda, işçileri sendikalı olmaya çağırıldı. Semt komitesi üyelerinden Ramazan Bağış, işçilere sendikalı olmanın gerekliliğini anlattığı konuşmasında "Kamu sektöründe nasıl işgüvencesi ve kadrolu olmak varsa, özel sektörde de olmalıdır" dedi. Yabancı sermayenin işsizlik ve yoksulluk yaşanan Urfa'yı ucuz işçi cenneti olarak gördüğünü anlatan Abudülnasır Saçaklı adlı komite üyesi de "11 Nisan hâlâ kurtuluş günü olarak kutlanıyor. O zaman Urfa'da kovulanlar, bugün kırmızı halılar üzerinde ülkeye geri dönüyor" diye konuştu. Bağlarbaşı ve Eyyüppeygamber semtlerinde de toplantılar yapıldı. Toplantılarda GAPSAN ve KATEKS işçilerinin verdiği sendikalaşma mücadelesinin tüm Urfalı emekçilerin mücadelesi olduğu vurgulandı. İşçilere destek olacaklarını belirten semt halkı, sendikayı da ziyarete geleceklerini söylediler.
DSP'ye ziyaret
Sendika, kitle örgütü ve partilerden destek istemek için kurulan komite ise DİSK/Tekstil Bölge Temsilcisi Seyfettin Bayramoğlu ile birlikte DSP İl Başkanlığı'nı ziyaret etti. DSP'nin iktidarda bulunduğunu hatırlatan işçiler, sendikalaşma çabalarına destek verilmesini ve işgüvencesi yasasının bir an önce çıkarılmasını istediler. Patronların, işçileri, tazminatlarını ödeyerek çıkarmaya yasal olarak hakkı olduğunu söyleyen DSP İl Başkanı Müslüm Akalın ise, "Doğru bulmuyorum ama patronun tercihidir" diye konuştu. Akalın işgüvencesi yasa tasarısıyla ilgili olarak da "Merak etmeyin en kısa zamanda bu yasa çıkacak. Siz destekliyoruz; ama yapacaklarımız sınırlı. Mücadelenizin başarıya ulaşmasını temmeni etmekten başka bir şey yapamayız" dedi.
Sendikalaştığı için işten atılan tekstil işçilerinden Orhan Yam ve ailesi ile görüştük. Orhan Yam'ın işçi emeklisi ve kanser hastası olan babası Behsat Yam, "Zamanında Orhan'ın çalıştığı fabrikanın telefonu sıfıra kapalı olduğu için, ustalar lazım olduğunda benim evden arıyorlardı. O zaman 90 milyon maaş alıyordum, 14 milyonunu telefona veriyordum. Şimdi oğlum sendikalı olup hakkını aradığı için ölüm tehditleri alıyoruz. Çocuklarımızın haklarını versinler" dedi. Dört kişilik bir aile olduklarını ve 86 milyon parayla geçinemediklerini anlatan eşi ise "Her tarafa borçluyuz. Bayramlarda çocuklarımıza hiçbir şey alamıyoruz, rezil olmuşuz. Eşimi destekliyorum" diyerek ne gerekiyorsa yapacaklarını söyledi. Çok zor şartlarda hiçbir sosyal güvenceleri olmadan çalıştırıldıklarını anlatan Orhan Yam da şunları söyledi: "Bu koşulları ancak birlikte olursak düzelteceğimizi gördük ve sendikaya üye olduk. Haklarımızı almak mücadele edeceğiz. Ben sendikanın semt komisyonundayım. Yaşadığımız semt olan Sırrın'ın çoğunluğu bizim gibi yoksul insanlardan oluşuyor. Semtimizde toplantılar yaparak emek kavgamızı herkese anlatacağız ve desteklerini isteyeceğiz."
www.evrensel.net