Şahin, sırlarını mezara götürecek

Şahin, sırlarını mezara götürecek

Özel Harekât Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin, Susurluk davasında yaptığı son savunmasında, "Bu bilgiler benimle birlikte mezara gidecektir" dedi.

Şahin, sırlarını mezara götürecek
Özel Harekât Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin, Susurluk davasında yaptığı son savunmasında, "Devletin güvenliğini ilgilendiren hiçbir konuda ve güvenliği sağlamak için mücadele eden hiçbir kurum hakkında bildiklerimi söylemeyeceğim ve bu bilgiler benimle birlikte mezara gidecektir" dedi.
Yaklaşık bir yıl önce geçirdiği trafik kazasını gerekçe göstererek duruşmalara mazeretli olarak katılmayan Şahin, Susurluk davasının dünkü duruşmasında son savunmasını yaptı.
Geçirdiği kaza sonucu duyma problemi ve hafızasında rahatsızlıklar olduğunu belirterek sözlerine başlayan Şahin, bu nedenle olayları yanlış ya da eksik anlatabileceğini ya da karıştırabileceğini belirtti ve mahkemeden özür diledi. Şahin, 3 Kasım 1996 günü Susurluk'ta kaza olurken kendisinin Ankara'da Özel Harekât Daire Başkanı olduğunu ve olayla hiçbir ilgisinin olmadığını ileri sürerek, mahkeme salonlarına düşmesinin "kaderin bir cilvesi" olduğunu, eninde sonunda kendisini aklayacağını ve ilahi adaletin yerini bulacağını savundu. Kendini aklamak için hiç kimsenin yardımına ihtiyacı olmadığını ifade eden Şahin, "Devletin güvenliğini ilgilendiren hiçbir konuda ve güvenliği sağlamak için mücadele eden hiçbir kurum hakkında bildiklerimi söylemeyeceğim ve bu bilgiler benimle birlikte mezara gidecektir" dedi.
Bucak'ı korudu
İddianamenin de çelişkili olduğunu iddia eden Şahin, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın 12 Kasım 1996 tarihinde Cumhurbaşkanlığı'na çıkarak bir bilgi notu verdiğini, bu bilgi notunda şunların yer aldığını aktardı: "Emniyet Müdürlüğü'nde ve Özel Harekât Dairesi'nde öldürme, haraç, uyuşturucu madde kaçakçılığı işlerine karışan kişiler vardır ve Özel Harekât Dairesi'nde bulunan 100-120 kişi adam öldüren birer canidir." Bilgi notunda "Özel Harekât Dairesi'ndeki kişilerin aşiret reisi olan Sedat Bucak tarafından yönlendirildiğinin, İçişleri Bakanlığı'nın bunlardan haberi olduğunun" da yer aldığını söyleyen Şahin, bu bilgi notunun ne maksatla verildiğinin sorulmasını istedi. Şahin, şöyle devam etti: "Bilgi notunda yer alan 100-120 adam öldüren cani şu anda nerdedir? Yüksek yerlerin bilgisi vardı da neden bugüne kadar beklediler? Neden bir şeyden söz etmediler? Bilgi notundaki bir diğer çelişki de 'Bu ilişkilerin bilgisinin hepsi Emniyet Müdürlüğü'nde vardır' ibaresinin yer almasıdır. Emniyet Müdürlüğü bilgi notunda yer alan bu duyumu yalanlamıştır. Sedat Bucak kimi çevrelerce suçlanmaya çalışıyor. Bucak yıllardır terör örgütüyle mücadele etti. Vatanın birliği, bütünlüğü için çalıştı."
"Atamalar Emniyet'in yetkisinde"
Yılmaz'a atıfta bulunarak, siyasi parti liderlerinin ABD'nin Kuzey Irak'ta Kürt devleti kurmak için yaptığı çalışmalara karşı mücadele yürütmesi, Türkiye'nin gelişmesi ve güçlenmesi için çalışması gerektiğini söyleyen Şahin, siyasi liderlerin görevinin dayanaksız suçlamalarda bulunmak olmadığını kaydetti. Şahin, bu davada yargılanan şahısları meslek hayatının belli bir döneminde tanıdığını söyleyerek, bu şahısları 1996 yılına kadar bir daha görmediğini, davanın açılmasıyla birlikte de davadan davaya gördüğünü, dolayısıyla aralarında bir ilişkinin varlığından söz edilemeyeceğini savundu. Yargılanan sanıklardan bazılarını Bucak'ın yanına koruma olarak verdiği yönündeki suçlamaya da yanıt veren Şahin, "Ben bu kişileri sadece memuriyet hayatlarının bazı dönemlerinde tanıdım. Üstelik polis memurlarını atama yetkisi Emniyet Müdürlüğü'ndedir. Özel Harekât Dairesi'nin atamayla ilgisi yoktur" diye konuştu.
Şahin sanığı buldu: Basın
Susurluk'ta kaza yapan araçtan çıkan ve Özel Harekât Dairesi tarafından verildiği söylenen silahların kendileriyle hiçbir ilgisi olmadığını da ileri süren Şahin, arabada bulunan sahte plakanın varlığını ise mahkemede öğrendiğini ifade etti. Şahin savunması sırasında sık sık "Kaza olurken ben Ankara'daydım" deme ihtiyacı duydu. Yılmaz'ın Cumhurbaşkanı'na bilgi notu vererek yargıya müdahale ettiğini iddia eden Şahin, bilgi notuna dayanarak haber yapan basın-yayın kuruluşlarının da aynı şekilde yargıya müdahele ettiğini ve bunun suç derecesinde araştırılması gerektiğini savundu. Şahin, çetenin varlığına iddia sahiplerinin bile inanmadığını söyleyerek, iddianameye "çete oluşturmak için düşünmenin bile yeterli olduğu" ibaresinin eklenmesine dikkat çekerek, "Demek ki ben 1993'ten 1996'ya kadar sadece düşünmüşüm. Yol kesmeyi, adam öldürmeyi, uyuşturucu kaçırmayı sadece düşünmüşüm. Hiçbir delile dayanmadan yapılan bu suçlamalar meslek hayatımın 30 yılını mahvetti. Açıkladığım bu nedenlerden dolayı beraatimi istiyorum" dedi.
www.evrensel.net