IMF

IMF'nin programı Telekom'da bozulacak

Telekom'un özelleştirilmesinin engellenmesinin IMF programına ağır bir darbe olacağını söyleyen Haber-İş Sendikası İstanbul 1 No'lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu, "Bunu ancak birlikte başarabiliriz ve bu başarı diğer güçlere de moral verecektir" diyor.

IMF'nin programı Telekom'da bozulacak
Muzaffer Özkurt - Şengül Karadağ
"Telekom'un özelleştirilmesi IMF programının kilit noktası"
Bunu sadece IMF'ye karşı mücadele edenler değil; bizzat IMF yetkilileri, başbakanı, yardımcıları ve bakanlarıyla hükümet, sermaye basını ve diğer tüm özelleştirmeciler de biliyor, söylüyor.
Telekom'un özelleştirilmesinin engellenmesinin IMF programına ağır bir darbe olacağını söyleyen Haber-İş Sendikası İstanbul 1 No'lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu, "Bunu ancak birlikte başarabiliriz ve bu başarı diğer güçlere de moral verecektir" diyor. Dokuyucu İstanbul'da böyle bir karşı koyuşun hazırlıklarının yapıldığını belirterek, başta özelleştirme kapsamında bulunanlar olmak üzere, tüm emekçilere güçbirliği çağrısı yapıyor.
Levent Dokuyucu, Telekom'un özelleştirilmesi ve yürüttükleri mücadeleye ilişkin sorularımızı yanıtladı.
Telekom neden bu kadar önemli?
Ülkenin en büyük, en stratejik kurumlarından birisi. Türkiye'nin her karış toprağında örgütlü, binası ve santrali olan bir kurumun satılması için Avrupa'da kapı kapı müşteri aranması rencide edici. En azından kurumun çalışanını, sendikacısını üzmesi gereken bir durum. Göz ardı edilmeye çalışılan da bu, bağımsızlık sorunu yani. Ayrıca Telekom'un satışı sadece çalışanlar açısından değil halk açısından da birçok olumsuzluğu beraberinde getirecek. Daha pahalı ve kalitesiz hizmet verilecek, kâr peşindeki şirketler her yere yatırım yapmayacaklar.
Genel merkezinizin bu noktadaki tutumu nedir?
Genel merkezimiz özelleştirme nedeniyle Telekom'dan işçi atılırsa işbırakma ve santral işgalleri yapılacağını ifade ediyor. Yani özelleştirmeye açıktan karşı çıkmıyor. Fakat buna yönelik bir çalışma da yok. Genel merkez ve diğer şubelerle yaptığımız görüşmelerde böyle bir sonuca karşı hazırlıklı olunması temelinde bir çalışma yürütülmesi gerektiğini ifade ettik. Bildiğimiz kadarıyla KİGEM ve EMO ile dava açtılar. Gerek basında çıkan haberler, gerekse diğer şubelerin herhangi bir faaliyet olmaması eleştirileri genel merkezi özelleştirmeye karşı dava açmaya zorladı.
Ya diğer şubeler?
Diğer şubelerde de özelleştirmeye karşı durma düşüncesi yok. Ancak son süreçte 4502 sayılı yasa çıktıktan sonra özelleştirme için kurumdaki yeniden yapılanma tedirginlik yaratıyor. Hizmet akdi meselesi, kadrolara intibak sınavları, işçilerin ilkokul-ortaokul diye bölünmesi. Bunlar doğal olarak şube yöneticilerini zorlayan şeyler, ancak hareket etmede genel merkezin bakışı dışında bir düşünceleri yok. Bunu da açıkça belirtiyorlar. Bu sürecin önemli zararlar getireceğini ve işçi kıyımına yol açacağını bildikleri halde. Ama biz İstanbul'daki çalışmanın sonuçlarını almaya başladığımız zaman sanırım diğer şubeler de çeşitli eylem kararları almak zorunda kalacak. Önümüzdeki günler, işçilerin sendikacısıyız, temsilcisiyiz diyenlerin pratik içerisinde olmasını zorlayacak.
İstanbul'da nasıl bir çalışma yürütülüyor?
Daha önce, '90'lı yılların ilk yarısında da özelleştirme karşıtı faaliyet yürütmüştük. Ancak özelleştirme bugün daha can alıcı bir noktada. Özelleştirmenin işyerlerine lokal yansımasında da önemli sorunlar ortaya çıkıyor. Bu süreci, daha önceden duyarsız olan ya da siyasi iktidara güvenip Telekom'a bir şey olmayacağı yönünde varsayımı olan, bakanlık marifetiyle işe girip duyarsız kalan işçileri de harekete geçirecek bir süreç olarak görüyoruz. Biz Haber-İş üyeleri olarak özelleştirmenin üstesinden tek başımıza gelemeyiz diye düşünüyoruz. Özelleştirme kapsamındaki işyerlerinde THY'de, TEKEL'de örgütlü diğer sendikalarla güçbirliği yapılmalı. İstanbul'un ihale süreci değimiz 14 Mayıs'a dek, halkla, esnafla ve diğer sendika ve işçilerle bütünleşen bir çalışmayı benimsedik.
Bugüne dek neler yaptınız?
Bugüne kadar Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa (GOP), Bahçelievler, Bağcılar, Büyükçekmece Telekom müdürlüklerinde 15-25 kişilik Özelleştirmeye Karşı Eylem Komiteleri kuruldu ve çalışmaya başladı. İşçi arkadaşlarımız esnafları geziyor, fabrikaları geziyor. Diğer işkollarındaki işçilerle konuşuyorlar. Kamu emekçisi arkadaşlarımızla toplantılar yaptık. İmza metinleri hazırladık. Örneğin öğretmenler velilerden imza topluyorlar. Yine şube olarak bastırdığımız "Emekçi Halkımıza" başlıklı bildiri var. Telekom'un özelleştirilmesinin halka etkilerini anlatan bu bildiri, son 20 günde binlerce kişiye ulaştı.
Spor salonu, düğün salonları tutup, işçilerin özelleştirmeye karşı mücadelede kendilerini de ifade edebildikleri platformlar yaratmayı düşünüyoruz. Bunların finansmanı söz konusu. Özelleştirmeye hayır demeyen bir genel merkezimiz olduğu için taleplerimize de cevabı olumsuz oluyor. Bildirilerin, afişlerin parasını karşılayamadık. Bu nedenle bahsettiğimiz işyerleri başta olmak üzere "dayanışma fonları" oluşturuluyor. İşçiler ellerinden ne geliyorsa, katkı sunmaya başladılar. Bunun en somut örneği GOP Telekom Müdürlüğü'nde yaşanıyor. Zorunlu tasarruf kesintilerinden nema almaya hak kazanan işçilerden 2'şer, hakkı olmayan işçilerden de 1'er milyon lira olmak üzere para toplamaya başladık. Yine şube yönetimimiz diğer işkollarındaki sendikaların temsilciler ve yönetim kurulları toplantılarına katılarak, bu sorunu anlatıyor. Deri-İş Tuzla Şubesi ve Yol-İş temsilciler kurullarına katıldık. Diğer şubelere de haber veriyoruz.
Aynı zamanda İstanbul'daki büyük işyerlerinde toplantılar örgütlemeye çalışıyoruz. Örneğin Topkapı Şişecam'da böyle bir talebimiz oldu. Telekom'un özelleştirilmesinin halkımıza getireceği olumsuzlukları anlatıp, bildirilerimizi vereceğiz, buralardaki işçi arkadaşlarımızın da kendi semtlerinde dağıtmalarını isteyeceğiz. Ayrıca özelleştirmeler ve IMF programına karşı hazırlanan imza metinlerini veriyoruz. Yine Sümerbank, Basın-İş'e bağlı Milli Eğitim Basımevi ve Darphane gibi işyerleri ile Petrol-İş'e bağlı işyerlerinde de toplantı talebimiz olacak.
Tabii bu toplantılar sadece Telekom'la ilgili değil. Ama bu çalışma tarzı sanırım THY işçisini de TEKEL işçisini de böyle bir çalışma içerisine çekme olanağı getirecek. Ancak kendi işkolumuzda bir eylem süreci olduğunu gösterebilirsek, kanıtlayabilirsek diğer işkollarını da eyleme çekebiliriz diye düşünüyoruz.
Geçen hafta toplanan Temsilciler Kurulunuzdan yeni kararlar çıktı mı?
Üç dört müdürlükte daha toplantı yapacağız. İşyeri komitelerini tüm müdürlüklere yayacağız. Birkaç gün içinde Bakırköy'de, Fatih'te, Bebek ve Gayrettepe'de de bu komiteler harekete geçecek.
Aynı zamanda kurum içerisinde lokal saldırılar dediğimiz hizmet akitleri gibi uygulamalara ortak cevap verme çabamız var. Diğer yandan toplusözleşme görüşmeleri başladı. Bu sürecin özelleştirmeyle aynı döneme denk gelmesi bizim için ayrı bir olanak. Bu çalışmanın sonucunda ilk etapta düşüncemiz, işbırakma eylemleri. Bunun süresi süreç geliştikçe kararlaştırılabilir. Gidip basın açıklaması yapıp dönme biçiminin dışına çıkan bir tarzda İstanbul'un her merkezi alanında mutlaka kitlesel eylemler gerçekleştireceğiz.
Bütün işçi arkadaşların ve temsilcilerimizin taleplerinden biri televizyon kanallarının, gazetelerin önünde gösteri yapmak. Çünkü tekelci basın taleplerimizi gündemine almıyor. Her müdürlüğün önünde eylemler olabilir.
Özelleştirme kapsamındaki diğer işyerlerinde örgütlü sendikalarla ya da şubeleriyle görüştünüz mü?
Bu konuda sıkıntılar olduğunu söylemeliyim. Türk-İş'e bağlı 32 sendikanın 27-28'i özelleştirmeci olduğunu ifade edebiliyor. Diğerlerinde de görüşmecilik diye bir şey hakim oldu son yıllarda. Hükümetin 1 Aralık'ta vermek istediği mesaj da buydu; "1 milyon da 5 milyon da yürüseniz, bir halt vermeyiz, gelip yüz yüze görüşün." Sendikalar da özelleştirmenin en az zararla atlatılması gibi bir düşünceden yola çıkarak, yetkililerle görüşme maratonları yapıyor. Tabii biz bütün sendikalara çağrı yapıyoruz. Ama yanıt vermeyen sendikaların da tabanıyla bütünleşmeye çalışıyoruz. Tabii enerji işkolunda, havayollarında, petrol ve gıda işkollarında hem kamu hem de işçi sendikalarının bir araya getirilmesi çabası sürüyor. Sanırım TMMOB'nin böyle bir çağrısı var. Önümüzdeki hafta içerisinde bir araya gelinip bazı şeyler tartışılacak.
Birlikte mücadeleyi sağlama konusunda ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
"Sendikal sorunlar sendikaların içerisinde tartışılsın" diye bir düşünce söz konusu. Buna katılmıyoruz ve kamuoyunun bazı şeyleri bilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İşçilerin özelleştirmeye karşı yapacağı toplantılardan birisi için Petrol-İş Genel Merkezi'nden konferans salonu istedik. Petrol-İş de özelleştirme tehdidi altındaki sendikalarımızdan biri; TÜPRAŞ ve PETKİM topun ağzında. Burada işçileri toplayıp karar alma düşüncemiz vardı. Yine Levent'te Tek Gıda-İş'in bir salonu var. Her ikisinden de red cevabı aldık. Prensip kararları gereği genel merkez kongreleri dışında salonları vermiyorlarmış. Oysa biz kimsenin kendi özel salonunu istemedik, işçilerin salonlarını istedik. Bundan sonra belediyelerden düğün ya da spor salonlarını isteyeceğiz.
Tabanda birlik için nasıl bir yöntem izliyorsunuz?
İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu'nun bölgesel komitelerinin oluşturulması çabasının temel nedenlerinden bir tanesi bu. Topkapı'da çeşitli fabrikalardan temsilcilerin oluşturduğu bölge komitemiz var. Önümüzdeki günlerde Avcılar'da ve Anadolu Yakası'nda da bölge komiteleri kuracağız. Hem bu bölge komitelerine güç verecek biçimde hem de özelleştirilecek diğer kurumlar başta olmak üzere İstanbul'da geniş bir cephe oluşturmaya çalışıyoruz. Telekom işçisinin dinamizmini, çalışma tarzını, deneyimlerini oraya aktarmak ve devam etmek düşüncemiz var.
Platformun daha önce de bölge komiteleri çalışmaları olmuştu...
Evet, bütün kritik zamanlarda yapıldı bunlar, ancak iş üzerinden değil sonuçsuz tartışmalar üzerinden gidince dağılmayla yüz yüze kalıyorlar. Bu dönem daha farklı. Oturup belli etkinliklerde bulunma ve salonda kapalı çalışmalar olmayacak. Hem özelleştirme hem de sözleşme dönemi bir arada yürüyor. Herkesin şikâyet ettiği IMF programı üzerinden çalışmalar yürütülüyor ve somut kararlar alınıyor. Şubeler Platformu'na eski gücünü yeniden kazandırmanın yolu burdan geçiyor. Bu çalışma hız kazandıracak, moral verecek.
Avcılar-Büyükçekmece gibi sanayi ağırlıklı bölgelerde konfederasyon ayrımı gözetmeksizin çalışma yürütüyoruz. Topkapı ve Kartal'da sürüyor. Çok kısa zamanda panel örgütlenmesi, işçilerin hepsinin katılımını sağlama gibi kararlar alındı. Kimi sendika şubeleri de bunlara katılmak zorunda olduklarını ifade ettiler. Bir dahaki toplantının Hava-İş'te yapılmasını istedi temsilciler. THY'nin de yüzde 51'i satılacak. Hava-İş'e temsilci düzeyinde katılmaları için haber vermiştik, gelmediler.
TEKEL'de özelleştirmeye karşı son haftalarda yaşanan canlanmanın çalışmalara olumlu etkisi oldu mu?
Örneğin Cevizli TEKEL üzerinden o bölgedeki sendikacıları, şubeleri, temsilcileri ve işçi arkadaşları bir araya getirme olanağı güçlendi. Orada TEKEL merkezli bir çalışma yürütülmeli. Deri-İş, Yol-İş, Genel-İş, Ağaç-İş, Petrol-İş ve birçok kamu sendikası var. Oradaki sendikacı arkadaşlarımızın bu çabanın başına geçmeleri gerekir.
Telekom'daki memur sendikası Haber-Sen'le ortak hareket edebiliyor musunuz?
Haber-Sen'in bir önceki yönetimi ile çalışmalarımız oldu. Şimdiki yönetimden bu yönde bir çaba görmedik. Bu kadar iş yapılıyor, kurumun içinde eylemler yapılıyor... Sorunun sadece işçilerin sorunu olduğu düşünülüyorsa, bu yanlış. Temsilcilerle bir araya geliyoruz ama eğer, "Biz şube ile değil de genel merkezle görüşeceğiz" diyen bir arkadaş varsa bunu bir an önce aklından çıkartmalı. Ayrı gayrı bu iş yürümez.
Yaptığınız toplantılara bakarak işçinin mücadele isteğini nasıl buluyorsunuz?
İşkolumuzdaki işçilerin, bardağı taşıran son damla durumuna geldiğini söyleyebiliriz. İşverenin her adımının haklarını geriye savurduğunun farkındalar. Bu nedenle yapacağımız her etkinlik ve eyleme daha önce yaptıklarımızdan fazla ve nitelikli katılım olacağını düşünüyoruz.
Toplantılarda salt özelleştirmeyi değil, bunun IMF programının bir parçası olduğunu da konuşuyoruz. İşçiler bu konuda zaten hemfikir. Örneğin; Trakya Bölgesi'nde ve Anadolu'nun çeşitli yerlerinde toprakla ilişkisi süren işçi arkadaşlarımız var. Hem çalıştığı işkolunda hem de toprağı açısından IMF'den zarar görüyor. Birikmiş bir öfke var. İşçilerin öfkesinin yansımasının boşa gitmemesi için de hak almayı hedefleyen bir tarz tutturmalıyız. Bu öfkeyi iyi değerlendirebilirsek, ilk etapta kurumun yüzde 34 satışını engelleyebiliriz. Hedefimiz Telekom'un özelleştirilmesini tamamen durdurmak. Ve herkes şunun bilincinde; eğer Telekom'da özelleştirme durursa, IMF programı da çöpe atılacaktır.
Bu düşünceyi açar mısınız?
IMF programında Telekom'un yüzde 34'ünün mutlak satılması isteniyor. Bu, ek niyet mektuplarında da belirtiliyor. Buradan 10 milyar dolar gelir bekleniyor. IMF verdiği 7.5 milyar doları 1.5 yıl içinde geri alacak şekilde anlaşma yapmış. Bunu ödeyecek gelir lazım. Bunu durdurduğumuz zaman IMF'ye verilen taahhütler yerine getirilmemiş olacaktır. Bu da IMF programına ağır darbe indirecek. Bu programın içinde başka şeyler de var; elektrik, THY, TEKEL. İşçi ve kamu emekçilerine sıfır zam... Başarırsak bu, diğer güçlere de moral verecek.
www.evrensel.net