'Türkeş'in gizli hazinesi' mi vardı?

Alparslan Türkeş'in İsviçre bankalarında şimdilik 1.2 trilyon değerinde hesabının varlığının ortaya çıkması, gizli servetin tamamının ne kadar olduğu sorularının yanı sıra MHP'nin tavrını da tartışmaya açtı.

'Türkeş'in gizli hazinesi' mi vardı?
Haber Analiz - Ayhan Özgür
MHP'nin "Başbuğu", "ezeli ve ebedi lideri" Alpaslan Türkeş'in "gizli mirası" "aileyi" karıştırdı. Eğer, miras üstündeki sır perdesi aralanırsa, MHP'yi de karıştıracağından şüphe edilemez. Çünkü; son birkaç gündür basında çıkan haberlere bakıldığında bile "Türkeş'in mirası" olarak gösterilen paraların kayanağının karanlık olduğu görülmektedir. Farklı nedenlerle de olsa, "Türkeş ailesi" gibi MHP de, servetin kaynağını, MHP ile bağlantısının incelenmesini istememektedir. MHP'nin böyle "bizi ilgilendirmez" görünme gayreti bile, kendi başına kuşku çekicidir.
'TÜRKEŞ-GİZLİ HESAP' İLİŞKİSİ YENİ DEĞİL
Aslında Alpaslan Türkeş adı ile "gizli hesap" suçlamasının yan yana gelmesi ilk değil. Ta 27 Mayıs'ta, ihtilal gecesinde, Türkeş'in yanına aldığı bir "tim"le Merkez Bankası kasalarını boşaltıp, bir arabaya yükleyip, bilinmez bir yere götürdüğü gayri resmi olarak ama ciddi olarak hep iddia edilmiştir. Ama Türkiye'de; darbecileri ve onların eylemlerini soruşturmak, yargılamak pek adetten olmadığı için, bugüne kadar bu iddialar da ortada kalmıştır. Bu yüzden de; Türkeş'in "gizli serveti" ortaya çıkınca ilk akla, 27 Mayıs'a dair bu iddia gelmiştir. Ama sadece 27 Mayıs'la ilgili olanı değil, MHP'nin eylemleri ve nasıl finanse edildiği, hep karanlıkta kaldı; bu konuda ortaya çıkan olgular görmezden gelindi, unutulmaya bırakıldı.
Bu yüzden de; Alpaslan Türkeş'in ölümünden sonra ortaya çıkan İsviçre bankalarından İngiliz bankalarına transfer edilerek kızları tarafından çekilen 1.2 trilyon değerindeki servet, herkesin aklına; bu servetin Türkeş ve onun adı ve amaçları etrafında oluşuturulan "karanlık servet"in, "gizli hazine"nin bir bölümü olabilir fikrini getirdi.
TÜRKEŞ AİLESİ'NDEKİ KAVGA NEDENSİZ DEĞİLMİŞ!
Demek ki; Alpaslan Türkeş'in ölümünün hemen arkasından aile içinde başlayan; "hangi yazlığın kime kalacağı, hangi dairede kimin oturacağına (15 kadar daire ve arsanın bölüşümü)" dair yapılan tartışmalar sadece görünen miras için değilmiş. Üvey Ana'nın evlatlıklarına karşı acımasız tutumu olarak yorumlanan kavga, öyle anlaşılıyor ki; 1.2 trilyon gibi (şimdilik bilinen miktar bu) hatırı sayılır bir servet içinmiş!
Türkeş, ölmüş olduğu için varisleri bu büyük servetin kaynağını açıklamıyorlar. "Biz paranın nereden sağlandığını bilemeyiz, ama onun yasal mirasçıları olarak bu servet bize aittir" diyorlar. Sadece demiyorlar, ailenin bir bölümü (Türkeş'in eski eşinden olan çocukları) bu serveti zimmetlerine geçirdiği için öteki aile fertleri tarafından mahkemeye sürüklenmiş bulunuyorlar. Bu "gizli servetin" varlığı da zaten bu "aile içi kavga"nın gürültüsünün yüksekliği nedeniyle ortaya çıktı.
Türkeş'in eski eşinden olan kızı Ayzıt Türkeş; "Evet bu parayı aldık, ama Türkiye'de hayır işlerine harcadık" diyor. Yani ortada bir paranın kalmadığını söylüyor ve dolayısıyla da "kavga edilecek bir şey yok" diyor Ayzıt Türkeş. Ama ailenin diğer fertleri, tersini düşünüyorlar ve "hakkımızı isteriz" diye ortalığı birbirine katmayı göze alıyorlar. Ve tabii bu arada; Türkeş'in hep "boş kâğıtlar"a imza atıp, üstünü nasıl doldururlarsa para çekebileceklerini kızlarına öğrettiği, "gizli miras"ın da aynı yolla çekildiğinden, "sahte evrak" düzenlenmiş olduğundan, hatta Türkeş'in imza kaşesinin çalındığına kadar pek çok suçlama da gündeme gelmiş bulunuyor.
MHP'NİN TARTIŞMA DIŞINDA KALMA GAYRETİ KUŞKU ÇEKİCİ
Türkeş'e dair ne varsa, mirasçısı olmakla övünen MHP, servetle ilgili, "Bizi ilgilendirmez" diyor. Oysa; tam da onları ilgilendirecek bir konu bu. Çünkü; bütün bilgiler bu paraların, MHP örgütü tarafından toplanan (10 milyon mark olduğu tahmin edilen) ve Türkeş'in sağlığında da üstü kapalı olarak gündeme gelen, "kayıp paranın" bir bölümü olduğu genel kanıdır. Ne var ki; MHP'liler, ucu kendilerine dokunacak bir kavganın dışında kalmaya özen gösteriyorlar. Örneğin MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici, "Türkeş ailesinin mirası MHP'yi ilgilendirmez" derken hemen bütün MHP'liler de benzer "tez"i yineliyorlar.
Bir zamanlar Türkeş'in en yakınındaki kişi (şimdi liberal) olan Halil Şıvgın ise; "Ailenin kendi meselesi. Tartışmaya dışardan dahil olmam doğru değil. Herkesin Türkiye'de ya da yurt dışında hesabı var. Bu suç değil. Liberal ekonomi uygulanırken bunları tartışmak doğru olmaz. Tartışmalar Türkeş'in manevi kişiliğini rahatsız ediyor" açıklamasıyla, konunun siyasi yanına değilse de ekonomik-ideolojik boyutuna bir "açıklık getirmiş" bulunuyor.
SORULAR, SORULAR, SORULAR, ...MUHATAP MHP
Aile'nin; "kaynağını bilemeyiz, bizi de ilgilendirmez, bir günahı varsa bu babamıza aittir, biz, bize kalan mirasa bakarız" demesinde "anlaşılır" bir yan vardır. Ama MHP'nin; "bu aile içi miras kavgasıdır bizi ilgilendirmez" demesi "anlaşılmaz"dır.
MHP gibi "milleyetçi", milliyetçiliği şovenizme kadar götüren bir partinin liderinin, bir kişinin çalışarak edinemeyeceği bir serveti "nasıl edindiği", edinmişse de bu servetin defalarca verdiği "mal beyanı" belegelerinde neden görünmediği soruları yanıtlanmadıkça, "Türkeş'in mirası"nın üstündeki karanlık perde kalkmayacaktır. Bu karanlıkla ilgili soruların muhatabı da, Türkeş öldüğüne göre, MHP olmaya devam edecektir. Ve tabii, Bülent Habora'nın deyimiyle, bu "son büyük milliyetçi Türk büyüğü"nün servetini neden Türkiye'nin bankalarında değil de, İsviçre bankalarında sakladığı da yine, onların millete talkın verirken, salkımı nasıl götürdüklerini de göstermesi bakımından başka sorulara da yol açacaktır. Yoksa, her şeyini Türk'e emanet ettiğini söyleyen "başbuğ" Türk bankalarına güvenmiyor mu? Yoksa; Türkiye her köşede döviz dilenirken Bay Türkeş'in milyon dolarlarının yabancı bankalarda yatması, özelleştirmeciliğin yanı sıra "yeni milliyetçiliğin yeni ilkesi" midir? vs. vs.
"HİTLER'İN GİZLİ HAZİNELİRİ"NİN ÇAĞRIŞTIRDIĞI
Son 50 yıllın sinemacılarının ve "best-seller roman" yazarlarının en ilgi gösterdikleri alan "Hitler'in hazineleri"ne dair yarı-gerçek efsanelerdir. Kimi zaman İsviçre'de bir gölün dibinde yatan "Hitler'in altınları"nı arayan Nazi artıklarının serüveni, kimi zaman SS birliklerini yeniden ihya etmek isteyen eski Nazilerin Latin Amerika bankalarına aktardığı milyar dolarlık servetin ortaya çıkarılması, kimi zaman da bir iz peşinden "Hitler'in kayıp mirası"na ulaşmak isteyen maceraperestler filmlerinin, romanlarının konusu olmaktadır.
Küçük bir Hitler yaratma hayali peşindeki Türkiye'nin Nazi taklitçileri için bu servet bir "işaret" olabilir mi? Ya da İngiliz bankalarında ortaya çıkan "gizli servetin" çeşitli parçalara ayrılmış daha büyük bir "Nazi servetinin aileye düşen bölümü"nün bu 1.2 trilyon TL olma ihtimali yok mudur? Sakın açgözlü aile fertleri, böyle bir gerçeği ortaya dökmüş olmasın! MHP'nin bu kadar kayıtsız kalması bu nedenle de kuşku çekmez mi?
'DAĞKEÇİSİ OPERASYONU' SÖZ KONUSU OLABİLİLİR Mİ?
MHP, "Türk'ün sembolü" olarak "kurt'u bayraklaştırdı. Kurt'u kutsayan mitolojik öyküler etrafında gençlerin en geri duygularını okşayarak binlerce, onbinlerce genci sermayenin hizmetindeki militanlar haline getirdi. Ama şimdi bilim adamları; aslında Türklerin simgesinin "kurt" değil bir "dağkeçisi" olduğunu iddia ediyorlar. Orta Asya'da yapılan araştırmalarda elde edilen son arkeolojik bulgularda Türkler'in 'kurt'u değil 'keçiyi' kendi sembolleri olarak kullandıklarını ortaya çıkarmış.
Şimdi Türkeş'in servetinin kökeni, daha ne kadar trilyonun nereye yatırıldığı gibi sorular ortadayken bir de "ırkımız"ın "asil kurt" dururken, "boynuzlu", "inatçılığın" ve "şeytanın sembolü" keçinin Türklerin idolü olmasının ortaya çıkması elbette saf ırk peşindeki "milliyetçiler" arasında tartışılacaktır. Ama, son günlerin popüler tarzıyla; "Türkeş'in gizli mirası"nın "Dağkeçisi Operasyonu" adında bir operasyonun konusu olmasının bazı gerçekleri ortaya çıkarabileceği de diğer bir önemli konudur.
www.evrensel.net