'Kayıpları canlı istiyoruz'

HADEP Silopi İlçe Başkanı Deniz Tanış ve Sekreter Ebubekir Deniz'in kaybedilmesine EMEP, ÖDP, SİP, DSİP ve HADEP Ankara İl yöneticileri ortak tepki gösterdiler.

'Kayıpları canlı istiyoruz'
HADEP Silopi İlçe Başkanı Deniz Tanış ve Sekreter Ebubekir Deniz'in kaybedilmesine EMEP, ÖDP, SİP, DSİP ve HADEP Ankara İl Yöneticileri ortak bir basın toplantısı düzenleyerek tepki gösterdiler.
HADEP Ankara il binasında dün bir basın toplantısı düzenleyen parti yöneticileri adına ortak açıklamayı okuyan HADEP Ankara İl Başkanı Veli Aydoğan, Tanış ve Deniz'in hayatları hakkında kaygı ve kuşkularının arttığını söyledi.
Deniz ve Tanış'ın Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'ın öldürülmesinin ardından kaybolduğuna dikkat çeken Aydoğan, "terörün düğmesi"ne basanların Türkiye'nin demokratikleşmesini istemeyen güçler olduğunu belirtti. Aydoğan, Şırnak Valiliği ve Jandarma Alay Komutanlığı tarafından İçişleri Bakanı'na gönderildiği iddia edilen bir bilgi notunda Tanış'ın "muhbir" olduğunun iddia edilmesini üzüntüyle karşıladıklarını ifade ederek, bugüne kadar sessiz kalan jandarmanın böyle bir açıklamayla ortaya çıkmasının inandırıcı olmayan bir telaşın ifadesi olduğunu kaydetti. Keyfi gözaltı ve baskıların son bulmasını istediklerini dile getiren Aydoğan, "İnsanlarımız kaybolmasın istiyoruz" dedi.
Kayıpların faili Susurluk
EMEP Ankara İl Başkanı İbrahim Akkaya ise, kayıplarla ilk defa karşılaşılmadığını, OHAL başladığı günden beri gözaltında kayıpların ve faili meçhullerin yaşandığını hatırlattı. Egemenlerin faili meçhuller ve kayıpları kendilerinin dışında yaşanıyormuş gibi göstermesine karşılık Susurluk'la birlikte, bu olayların ucunun devletin en yüksek kademelerine dokunduğunu anımsatan Akkaya, bir süredir durmuş gibi gözüken bu olayların Susurluk'un devamı olduğunu vurguladı. Akkaya, demokrasi güçleri güçbirliği oluşturarak bu olayın üzerine gittiğinde, faili belli olan olayların günışığına çıkarılabiceğine işaret etti.
HADEP Silopi ilçe yöneticilerinin istifa etmeleri için tehdit edildiğini aktaran SİP Ankara İl Başkanı Arif Basa, Avrupa Birliği (AB) ve demokrasi söylemlerinin gündemde olduğu günlerde bu olayların yaşanmasının AB'den demokrasi gelmeyeceğini bir kez daha gösterdiğini vurguladı.
İzmir'de oturma eylemleri
HADEP İzmir'in Torbalı, Buca, Bornova, Gaziemir, Konak, Menemen, Asarlık, Karşıyaka, Balçova, Narlıdere ilçelerinde yüzlerce kişinin katıldığı 15 dakikalık sessiz oturma eylemleri yapıldı.
'Canlı aldınız, canlı istiyoruz'
HADEP Turgutlu İlçe Örgütü, kaybedilen HADEP yöneticileri Tanış ve Deniz için, ilçe binasının önünde dün, basın açıklaması ve oturma eylemi yaptı. Yaklaşık 400 kişinin katıldığı eylemde, "Canlı aldınız, canlı istiyoruz", "Yaşasın hakların kardeşliği", "Barış hemen şimdi", "Yaşasın demokratik cumhuriyet" sloganları atıldı, zılgıt ve alkışlarla gözaltında kayıplar protesto edildi.
HADEP Aydın İl Örgütü'nde dün yapılan basın toplantısında, ülkede henüz oturmamış demokrasiyi bile hazmedemeyenlerin barış, hoşgörü, hukukun üstünlüğü ve birliği engellemeye çalıştığı belirtildi. İHD, EMEP ve Emekli-Sen'in de katılarak destek verdiği basın toplantısında kayıpların bulunması isteği bir kez daha yinelenerek, demokrasi karşıtı güçlerin hiçbir zaman emellerine ulaşamayacağı ifade edildi. HADEP Nusaybin İlçe Örgütü de yaptığı açıklamada kayıpların bir an önce bulunmasını istedi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Medya cezaevlerine müdahaleyi kışkırttı
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), 32 insanın ölümü ve yüzlercesinin yaralanmasıyla sonuçlanan kanlı cezaevi operasyonunun medya tarafından kışkırtıldığına işaret etti. TİHV, operasyonlar sırasında medyanın, gerek insan hakları açısından gerekse gazetecilik meslek ahlakı açısından sergilediği tavrı ortaya koyan "Hapishane Operasyonları ve Medya" başlıklı bir rapor hazırladı.
Raporda, cezaevleri operasyonlarında uygulanan şiddetin, medya tarafından anlamlı, mantıklı ve meşru kılındığına dikkat çekilerek, medyanın cezaevleri operasyonlarında sergilediği tutuma eleştiriler getirildi. "Medya, operasyona ve operasyona konu olan F tipi cezaevleri sorununa, insan haklarına duyarlı bir bakış açısından yaklaşmamıştır" tespitinin yapıldığı raporda, basının F tipi cezaevlerine karşı insiyatif geliştiren ya da ölüm oruçlarına yönelik toplumsal duyarlılık geliştirmeye çaba gösterenleri "suçlu" ilan ettiğine de vurgu yapıldı. Medyanın operasyonlarda barışçı bir çözümü teşvik etmediği, aksine "ateşli" ve "saldırgan" bir tutumla, devlet politikasının propagandasını üstlendiğine işaret edilerek, cezaevlerine yapılan müdahalenin kışkırtıldığı belirtildi.
Adalet Bakanlığı'nın 9 Aralık'ta, F tipi cezaevleriyle ilgili sivil toplum örgütleriyle ortaklaşa bir çalışma yürütüleceğini bildirmesinin ardından bazı köşe yazarlarının bunu bir "taviz" olarak değerlendirdiğine ve kamuoyunun iyileştirmelere karşı tepkiye davet edildiğine işaret edilen raporda, Hürriyet gazetesinin 10 Aralık günü manşetten verdiği, "Bu da L(açka) tipi cezaevi" haberiyle, cezaevlerindeki özgürlük alanının daha fazla daraltılması gerektiği düşüncesini empoze etmeye çalıştığı kaydedildi.
Medya sansürü onayladı
"Medya, tutuklu ve hükümlülerin hukuken veya idari olarak tanınmış hak ve özgürlüklerini geriletmeye, kısıtlamaya dönük bir müdahalenin davetçi ve talepkârı olmuştur" görüşüne yer verilen raporda, İstanbul DGM'ce getirilen basın yasağı ile haber alma hak ve özgürlüğünün ihlal edildiği belirtildi. Medyanın yasaklamaya itiraz etmediğine dikkat çekilen raporda, operasyonlar sırasında ciddi haber alma olanaklarının kısıtlandığı, görüntü alma yasağı getirildiği ve gazete ve televizyon muhabirlerinin gözaltına alındığı hatırlatıldı. Basın emekçilerinin maruz kaldığı uygulamaların dikkate alınmadığının belirtildiği raporda, medya yöneticilerinin riskli ortamlarda çalışan muhabirlerin karşılaştığı müdahaleleri sorun etmemesine eleştiriler getirildi.
Raporda, operasyonlar sırasında birçok yalan haber yapıldığına da dikkat çekilerek, görsel medyanın, jandarmanın operasyon sırasındaki film çekimlerini "iştahla" kullandığına vurgu yapıldı. "Türk medyası, özellikle görsel medya için şiddet pornografisi vazgeçilmez görünmektedir" denilen raporda, yaşanılanların insanlıkdışı bir alaycılıkla sunulduğu ifade edildi. Medyanın şiddeti olağanlaştırdığına işaret edilen raporda, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün, "Devlete karşı şüpheci soru sormayın" uyarısı da, insan hak ve özgürlükleri ve gazetecilik etiği açısından "vahim" bulundu.
İslami yayınlara da eleştiriler getirilen raporda, "İslami medya, cezaevlerindeki 'teröristleri' kötü örnek göstererek, başörtülü öğrencilerin rejim açısından tehlikesizliğine ilişkin anlayış talep etmek gibi taktik, fırsatçılık yaklaşımları sergilemiştir" denildi. Ayrıca, kışkırtıcı yayınlar sonucu insan hakları savunucularının hedef gösterildiği kaydedilerek, medyanın devlet güdümünde haraket etmesinin ötesinde, hak ve özgürlükleri kısıtlamaya dönük girişimleri daha da ileri götürdüğü vurgulandı.
www.evrensel.net