Eski ustalar merhaba

Eski ustalar merhaba' diyor

Taş yontucuları, kedeneciler, bileyiciler, kalaycılar... Demire şeklini, cama hayatını veren, bakıra nakışı işleyenler... Kaybolan meslekler, mesleksiz ustalar...

Eski ustalar merhaba' diyor
Rojda İldan
Taş yontucuları, kedeneciler, bileyiciler, kalaycılar... Demire şeklini, cama hayatını veren, bakıra nakışı işleyenler... Kaybolan meslekler, mesleksiz ustalar... Bakır tencerelerin mutfaklardaki yerini paslanmaz çelik tencerelerin alması, mimarinin modernleşmesiyle mahallemizdeki dükkânlarını terk etmek zorunda kalan ustalar, tablolarda yaşıyor. Mehmet Ali Diyarbakırlıoğlu, kiminin çıraklığını, kiminin kalfalığını, kiminin de ustalığını yaptığı ve yavaş yavaş hayattan silinen bu meslekleri, gelecek kuşaklara resimleriyle tanıtıyor; ustalar, resimleriyle gelecek kuşaklara "merhaba" diyor.
Çırak ve müşteri olmasa da inadına...
Tenekeci Şükrü Usta, Keçeci Hökkeş, Çerçi Amca, Köşker Memik, Semerci Baba, Semerci Hüseyin Usta, Külekçi İsmail Usta... Çoğumuzun adını bile duymadığımız bu meslekler ve ustalarıyla, Mehmet Ali Diyarbakırlıoğlu'nun "Kaybolan Meslekler ve Gaziantep" isimli resim sergisinde tanışıyoruz. Bu mesleklerin çoğu, artık yok. Teknolojinin hızlı gelişiminden paylarını yok olarak almış. Mesleklerin ustalarının bazısı ölmüş, yaşayanı, zanaatini, inadına ve bir heykeltraş titizliğiyle yapmaya devam ediyor; çırak ve müşteri bulamasa dahi.
İlk göz ağrısına dönüş
1946, Gaziantep doğumlu olan Mehmet Ali Diyarbakırlıoğlu'nun resme olan merakı çocuk yaşlarında başlıyor. Liseyi bitirdikten sonra Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nin Yüksek Resim bölümüne girip, Neşet Günal'ın öğrencisi oluyor. 71-76 yıllarında tamamladığı akademik eğitiminin ardından bir süre öğretmenlik yapıp, basın hayatına atılıyor. 1990'da Meydan Gazetesi'nin 'küçülme' kararı doğrultusunda işinden atılınca iş bulma telaşına düşüyor. İlk göz ağrısı olan ressamlığa yeniden dönmesinde eşinin payı büyük. İş ararken eşinin "Neden mesleğini yapmıyorsun?" sorusu üzerine, Diyarbakırlıoğlu da kendine bir soru yöneltiyor: "Sanatçının işsiz, konusuz kaldığı görülmüş mü?" Sonra küçük boyutlarda resimler yaparak, içindeki yeteneği yeniden canlandırmaya başlıyor. Orta birinci sınıftayken, resim öğretmeni Nevzat Hanım'ın teşvikiyle, 250 gramlık dyo boyaları kullanarak başladığı resim macerasına kaldığı yerden devam ediyor.
Altı yaşında demirci dükkânında
Diyarbakırlıoğlu'nun resim yapmaya başladıktan sonra kendisine konu olarak kaybolan ya da kaybolmaya yüz tutmuş olan meslekleri seçmesi sebepsiz değil. Diyarbakırlıoğlu, bu mesleklerin çoğunun ya çıraklığını, ya kalfalığını ya da ustalığını yapmış. O, "Resimlediğim yerlerde yaşadım, resimlediğim mesleklerin bazılarında çalıştım. Çıraklığını, kalfalığını, ustalığını yaptım. Kullandıkları aletler bana yabancı değillerdi. Kısacası konular benim dışımda değil, ben konuların içindeydim" diyor. Diyarbakırlıoğlu'nun çocukluğu, çalışmakla geçmiş. 6 yaşındayken amcasının demirci dükkânında körük çevirmiş. Babası semerci, babasının komşusu nalbant, diğer bir komşu boyundurukçu, bir diğeri tenekeciymiş. Diyarbakırlıoğlu resme başlayınca, küçük yaşlardan beri yakından izleyip, takip ettiği bu mesleklerin teknolojiye yenik düşerek kaybolduğu aklına düşmüş. Gelecek kuşaklara ipucu bırakmak, belgelemek, değerlerimizi resimlerimizde yaşatmak amacıyla resmine bu ustaları, bu kaybolan meslekleri taşımış.
Bakırcı çocuklardan biri
"Kaybolan Meslekler" başlığıyla düzenlenen ve 14 Şubat 2001 akşamına kadar Ortaköy Kültür Merkezi'nde gezilebilecek olan sergide her biri Diyarbakırlıoğlu'nun yaşamından çıkmış 39 tablo bulunuyor. Diyarbakırlıoğlu mahallesini, mahallesinin insanlarını ve kendisini anlattığı tablolarını, kimi zaman model kullanarak, kimi zaman da anılarını kullanarak yaptığını söylüyor. Mesela bakıra nakış işleyen çocuklar tablosundaki çocuklardan biri kendisi. Ağaç tornacısı Mehmet Ali Usta ise resmini yapması için ona modellik yapmış.
Diyarbakırlıoğlu, Mehmet Ali Usta'nın torunu ile aralarında geçen konuşmayı şöyle aktarıyor: "Gaziantep'te bir sergi açmıştım. Sergime bir öğretmen sınıfını toplayarak gelmiş. İçlerinden bir öğrenci bana 'Siz benim dedemin resmini yapmışsınız' dedi. Ben ona 'Kimsin?' diye sordum. O da 'Mehmet Ali Usta'nın torunuyum' dedi. 'Ağaç tornacısı mı?' dedim, 'Evet' dedi. Dedesine ne olduğunu sorduğumda öldüğünü söyledi. O kişi bana modellik yapmıştı. Ağaç zurnanın el tezgahında nasıl yapıldığını göstermişti. Yaşlıydı o zaman, resmi yapıldıktan sonra da vefat etmiş."
Diyarbakırlıoğlu, 'kaybolan meslekler'in ustalarından hayatta olanlarla zaman zaman görüşüyor. Bizlere ustalardan bazısının direnerek, çırak ve müşteri bulamasa bile sanatını devam ettirdiğini söylüyor. Bazısının ise başka meslekler edindiğini: "Külekçi İsmail Usta el arabasıyla bir okulun önünde şam tatlısı satıyor şimdi. Ekmek derdi, yapmak zorunda."
www.evrensel.net