Deri işçisi işgüvencesi istiyor

İşten atılan Hüsniye Tepeli, işsizliğin had safhada olduğu Tuzla Organize Deri Sanayii'nde, en ufak bir talebin bile işten atma gerekçesi olabildiğini söyledi.

Deri işçisi işgüvencesi istiyor
Serpil İlgün
Tuzla Organize Deri Sanayi'nde kriz gerekçesiyle işçi atmayı sürdüren deri patronları, işe mücadeleci işçilerden başlıyor. Yaklaşık 10 yıldır Organize'de deri işçiliği yapan Hüsniye Tepeli de "çok konuştuğu" ve "işçilere kötü örnek olduğu" gerekçesiyle üç arkadaşı ile birlikte işten atıldı.
Deri sektöründe başlayan toplusözleşme sürecine mümkün olduğunca az işçiyle girmek isteyen patronların işçileri sindirmeye çalıştığını söyleyen Tepeli ile Organize'yi ve işçilerin durumunu konuştuk.
Değişik fabrikalarda çalıştıktan sonra 6.5 yıl önce Organize'deki en büyük fabrikalardan olan Levent Deri'de işe giren Hüsniye Tepeli, işe başladığı günden itibaren patronun işten atma tehditlerine maruz kaldığını belirtiyor. "Her vesileyle, 'Çok konuşuyorsun, çıkarlarıma ters düşüyorsun, sendikaya olup biteni anlatıyorsun, ayağını denk al' deniyordu. İki sene önce 15 geçici işçiyi işten attıklarında beni de çıkarmak istediler, ama arkadaşlar sahip çıkarak atılmamı önlediler" diyen Tepeli, fabrikada attıkları her adımın gözlendiğini ve patronun birkaç işçinin bir araya gelmesine bile tahammül edemediğini ifade ediyor.
Aylık ortalama 300 milyon ücret aldıkları fabrikada, asıl işinin 'çivicilik' olduğunu ancak fabrikadaki diğer işçiler gibi her işi yaptığını belirten Tepeli, üç arkadaşıyla birlikte işten atıldığı 26 Ocak gününü şöyle anlatıyor: "İçerde montlarımız vardı, temsilci arkadaş montları sormak için patrona çıktığında, patrondan 'Ne montu, ben işçi çıkarıyorum. Sendikanıza haber verin' yanıtını almış. Arkadaş da bizi topladı anlattı. '8 kişiden fazla atacaklar bunlar, direnmek lazım' dedi işçi arkadaşlar. Başkan ve sendika yönetiminden bir arkadaş gelerek patronla görüştüler. Görüşme sonunda sayı 4'e inmiş. Başkan, işverenin kararından caymadığını, ancak sayıyı düşürdüğünü anlatarak, benim de atılanlar içinde olduğumu ve bunu önleyemediğini söyledi. İşçi arkadaşların bazıları 'Direnelim, yarın da biz kapı önüne konuruz' derken, bazıları da 'Fazla direnemeyiz' dedi. Bir arkadaş benim ne düşündüğümü sordu, ben de arkadaşların alacağı kararlara katılacağımı söyledim. Çoğunluk direnmeyelim deyince bir şey olmadı."
5'i kadın 35 işçinin çalıştığı fabrikada, kendisiyle birlikte atılanlanların da mücadeleci işçiler olduğunu vurgulayan Tepeli, patronun hak aramaya tahammül etmediğini belirterek, fabrikaya ilk girdiği günlerde meydana gelen bir olayı örnek veriyor: "O zaman 12 bayan vardı. Biz kadınlar olarak 'Çok yoruluyoruz, pazarları çalışmayalım' diye bir karar aldık. Emine adlı arkadaşımız çıkıp bu kararımızı patrona iletti. Patron kabul etmediği gibi arkadaşımızı sırf bunu dile getirdiği için işten attı. Biz karşı çıktık, ortak kararımız olduğunu anlattık, ama engelleyemedik."
İşsiz kalma korkusu
Organize'de işsizliğin had safhada olduğunu belirten Tepeli, önceki yıllarla kıyaslandığında işçilerin bugün daha bilinçli olduğunu gözlemlediğini, ancak bunun dayanışmaya yansımadığını belirtiyor. Tepeli, "Bu durumun en büyük sebebi yine işsiz kalma korkusu. Sendikalı olup da sendikanın ne olduğunu, ne fayda getireceğini bilmeyen işçi arkadaşlarımız var. Sendikanın eğitim çalışmalarının sık sık olması gerekiyor ve aynı insanların gitmemesi gerekiyor. Sendikamız, kadın işçileri de toplantılara katmalı. Organize dışında ne oluyor ne bitiyor öğrenmeliyiz" diyor.
Organize'de sayıları hızla artan yabancı işçilere de değinen Hüsniye Tepeli, patronların hak talebinde bulunmayan, düşük ücrete razı olan yabancı işçileri tercih ettiğini belirterek, Tuzla Deri işçilerinin bu duruma tepki gösterdiğini söylüyor: "Çünkü" diyor, "Bu işçiler, deri işçisinin dişiyle tırnağıyla aldığı hakların bir bir yok edilmesine neden oluyorlar."
Hamilelik işten atılma sebebi
Deri sektörünün "ağır ve yıpratıcı" olduğunu belirten 3 çocuk annesi Tepeli, sağlıksız koşullarda çalıştıklarını, bu nedenle çeşitli hastalıklara yakalandıklarını anlatıyor. Kendisi de alerjik bronşit hastası olan 40 yaşındaki Hüsniye Tepeli, deri işçilerinin bugün en önemli talebinin işgüvencesi olduğunu söylüyor.
Çalışma sürelerinin günde 8 saate düşürülmesi, cumartesi ve pazar günlerinin kaldırılması, çay saatlerinin uygulanması, sosyal hakların verilmesi, geçici işçi ve ücretsiz izin kavramlarının ortadan kaldırılması, 8 Mart'ın tatil edilmesi gibi talepleri sıralarken, "doğum izni" dediğinde duraksayarak gülümsüyor Tepeli. Gülümsemesinin nedenini ise şöyle açıklıyor: "Bizim burda hamile kalmak, işten atılmak demektir."
Konuşmaya devam edecek
Hüsniye Tepeli, işçi arkadaşlarıyla birlikte yıllardır kürkler ya da çeşitli deri giysileri dikiyor. Peki bunları giyebiliyor mu? "Tabii ki giyemiyoruz" diyor Tepeli ve ekliyor: "İki senede bir deri mont hakkımız var ama bize giyilmeyecek derecedeki montları veriyorlar. Kendi ürettiğimizi mağaza vitrinlerinde gördüğümüzde çok zorumuza gidiyor, çünkü fiyatlarına bizim bir aylığımız yetişmiyor. İnsanın kendi emeğini başkası giyince zoruna gidiyor."
Tepeli'nin eşi de işsiz. Bozulan sağlığı nedeniyle bir süre iş arayamayacağını belirten Tepeli, hayat şartlarının dinlenmesine fazla izin vermeyeceğini bildiğini, bu nedenle deri fabrikalarından birinde işe girerek "çok konuşmaya" devam edeceğini söylüyor.
www.evrensel.net