Bir yaprak daha döküldü

Yaşam hikâyesi, cazın son 60 yıllık soyağacını andıran J. J. Johnson, gemiyi en son terk edenlerden biri oldu. "Cambaz", geçtiğimiz hafta kendi tetiklediği kurşunla yaşamına son verdi.

Bir yaprak daha döküldü
Caz müziğinin efsanevi bebop döneminin dehaları birer birer göçüyor. Yaşam hikâyesi, cazın son 60 yıllık soyağacını andıran J. J. Johnson, gemiyi en son terk edenlerden biri oldu. "Cambaz", geçtiğimiz hafta kendi tetiklediği kurşunla yaşamına son verdi.
Uzun süredir kanser tedavisi gören 76 yaşındaki tromboncu doğduğu yerde, İndianapolis'te öldü, ardında uzun bir diskografi listesi bırakarak.
9 yaşında müzikle tanıştı
Count Basie, Dizzie Gillespie, Miles Davis, Charlie Parker, Dave Brubeck gibi ekollerle yaptığı albümlerin yanı sıra çok sayıda solo çalışmaya da imza atmıştı Johnson.
22 Ocak 1924 doğumlu sanatçı, 9 yaşında klavyeli çalgılarla haşır neşir olmaya başladı. 1938'de çağdaşı müzisyenleri araştırmaya başlamıştı. 14 yaşında kurdukları grupta tromboncu bulunmadığından enstrümanını değiştirmek zorunda kaldı. Snookum Russell topluluğu ile ilk kez turne- ye çıktığında liseyi henüz bitirmişti. Bu dönemde tanıştığı trompetçi Fats Navarro, onun müzik anlayışını derinden etkiledi.
Indianapolis'te bulaşıkçılık yaptığı dönemde, şarkıcı Earl Coleman'ın dikkatini cezbetmeyi başardı. Coleman'ın tavsiyesi üzerine de Benny Carter'ın topluluğuna girmeyi başardı. Bu 1942'de başlayan üç yıllı bir turnenin de ilk adımıydı. Böylece profesyonelliğe adım atan Johnson, ilk kaydı "Love for Sale-Satılık Aşk"ı da bu dönemde yaptı.
Dönüşte Count Basie Orkestrası'na katıldı. Ardından çaldığı bir kulüpte Bud Powell, Max Roach, Miles Davis, Fats Navarro, Charlie Parker ve Dizzy Gillespie ile sahne aldı. Dizze ile bu dönemde yaptığı atışmalar, iki müzisyenin yollarını birleştirdi.
Bud powell ile kurduğu kendi grubu, iki üç albüm yaptı.
Besteler yaptı
1951'de Johnson, artık Japonya ve Kore gibi ülkelerde konserler veren ünlü bir müzisyen olmuştu.
1954'te Kai Winding ile tanıştı ve ünlü "Jay and Kai" grubu böyle doğdu. İki tromboncunun kariyeri açısından büyük önem taşıyan bu proje, iki yıl sürdü. Kai ile sağladığı ticari başarı, Johnson'a gelecekte ticari kaygılardan daha fazla arınmış bir müzik yapma şansı tanıdı. Johnson, kendi adını taşıyan ve trompetçi Freddie Hubbard, tenor saksafoncu Clifford Jordan, piyanist Cedar Walton, basçı Arthur Harper ve davulcu Al Heath'ten oluşan topluluğu kariyerinin en büyük başarısı olarak tanınmladı. Grup liderliği, Johnson'a bestecilik sorumluluğunu da yüklüyordu. Daha sonraki yıllarda kendisini daha çok besteciliğe veren Johnson, 1961'den itibaren Miles Davis'e de besteler yapmaya ve onun albümlerinde çalmaya başladı. 60'lı yıllardan günümüze dek film ve oyun müzikleri yazdı.
Eşi Vivian'ı kaybeden J.J. Johnson, onun adına bir albüm yaptı. 1997'ye dek de albüm yapmayı sürdürdü.
Johnson, bir ritm enstrümanı olarak bilinen trombonu bir solo aleti olarak kullanmasıyla caz tarihi sayfalarında önemli bir yer edindi. Bu tarzı Dizzie ile çaldığı gençlik yıllarından bu yana geliştirdi. Nitekim etkilendiği müzisyenler ağırlıklı olarak tromboncular değil, Dizzy ve Charlie Parker gibi trompet ve saksafonculardı. Odukça "hızlı" ve "temiz" çalan bir isim olarak tanındı. Parker ile çaldığı dönemde, trombonun tonu üzerinde de "oynamalar" yaptı.
www.evrensel.net