Ekmeğimizi Amerika'ya yedirmeyiz

TEKEL'in özelleştirme kapsamına alınmasıyla işsizlikle karşı karşıya kalan TEKEL işçileri ve ürettikleri tütünü satamama durumunda kalacak olan tütün üreticileri seslerini yükseltiyor.

Ekmeğimizi Amerika'ya yedirmeyiz
TEKEL'in özelleştirme kapsamına alınmasıyla işsizlikle karşı karşıya kalan TEKEL işçileri ve ürettikleri tütünü satamama durumunda kalacak olan tütün üreticileri seslerini yükseltiyor. Hükümetçe destekleme alımlarının kaldırılması gündeme getirilirken tütün üreticileri, Türkiye'deki tütüncülüğü IMF'nin direktifleri doğrultusunda bitirip, ülkeyi yabancı sigara tekellerinin tütün cennetine çevirmek isteyenlere karşı, sözün bittiğini, artık meydanlara inilmesi gerektiğini haykırdılar.
TEKEL, bağımsızlık bayrağımızdır, satılamaz
Dün Atatürk Stadı açık tribün altındaki toplantı salonunda düzenlenen, "TEKEL'in Özelleştirilmesi ve Tütüncülüğümüzün Geleceği" başlıklı panele, İzmir ve çevresindeki illerden 18 otobüsle gelen tütün üreticileri ve TEKEL işçileri taşıdıkları dövizler ve attıkları sloganlarla bıçağın kemiğe dayandığını ve artık salonların değil alanların doldurulması gerektiğini belirttiler. Paneli düzenleyen ve Tütün Platformu'nu oluşturan Tek Gıda-İş Sendikası, Ziraat Mühendisleri Odası, KİGEM, Türk Tarım Orman Gıda-Sen, Tütün Eksperleri Derneği, Sigara Sağlık Ulusal Komitesi, Tüketici Hakları Derneği ve Türkiye Ziraat Odaları birliği üyelerinin yanı sıra İzmir ve çevre illerden gelen tütün üreticileri ve TEKEL işçilerince boş yer bulamayıp ayakta izlenen panelin bulunduğu salon, "TEKEL, bağımsızlık bayrağımızdır, satılamaz", "İşçi-köylü el ele", "Tekel ve Türk tütünü sahipsiz değil. Biz varız", "Yabancı tekellere geçit yok" ve "Ekmeğimizi Amerikan çiftçisine yedirmeyiz" pankartlarıyla donatılmıştı. Saat 11.00'da başlayan panelin açılış konuşmasını yapan yapan Tek Gıda-İş Genel Başkanı ve Türk-İş Genel Sekreteri Hüseyin Karakoç, tütüncünün hayat ağacı TEKEL'in parçalanıp satılmak istendiğinin altını çizerek, TEKEL'in IMF'nin değil halkın malı olduğunu ve tuğlasını bile satamayacaklarını belirtti. TEKEL'in 2 katrilyon liraya yakın kamuya kaynak aktardığını ve kasasına günde 9 trilyon lira girdiğini ve 40 bin işçi ve memura iş sağladığını aktaran Karakoç, burasını elden çıkarmanın hangi akla ve mantığa sığdığını sordu. TEKEL'in özelleştirilip devreden çıkarılmasıyla pazarın yabancı sigara tekellerinin eline geçeceğini belirten Karakoç, bu yabancı tekellerin kendi ülkelerinin tütünleriyle sigara üreteceğini ve Türk tütün üreticilerinin mallarının ellerinde kalacağına dikkat çekti.
'Geleceğimizi bir kenara atıyorsunuz'
Karakoç, ilkokullarda öğrencilere bedava dağıtılan, üzerinde Marlboro reklamı olan defteri göstererek, yabancı tekellerin her türlü ahlaksızlığı yaparak çocuklarımızı sigaraya özendirdiğini ve kendi ülkelerinde yapamadıklarını bizim insanlarımız üzerinde denediklerini sözlerine ekledi. TEKEL'in, ülkenin kamu varlığının bir sembolü olmasının yanında ülkenin bağımsızlığının da bir sembolü olduğunu vurgulayan Karakoç şöyle konuştu. "Geleceğimizi tıpkı bir hurda çöplük gibi bir kenara atıyorsunuz. Buna izin vermeyeceğiz. Biz buraya tütünün türküsünü söylemeye geldik. Ama bu kez türkümüz bir ağıt olmayacak. Partilerin adlarında sosyal adını taşıyıp toplumu unutanlar, vatan adını koyup da vatandan geçenler, milliyetçi deyip de milletini köle edenler, taş üstünde taş koymuyorsunuz. Hiç olmazsa aldığınız gibi teslim edin. Cottarelli'ye tekmil vererek rahatlayanlar, sizden asıl tekmil alacakların önüne gelmeyecek misiniz? O imzaları attığınız gibi geride alacaksınız." Karakoç'un konuşması sık sık "IMF uşağı hükümet istifa" "İşçi, köylü el ele genel greve" sloganlarıyla kesilirken, dinleyiciler arasındaki tütün üreticileri Karakoç'a bıçağın kemiğe dayandığını ve artık salonlara değil meydanlara çıkmayı istediklerini yüksek sesle söylediler. Karakoç'un "Zamanı gelince Ankara'ya gider ve hakkımızı alana kadar gelmeyiz" sözüne de tütün üreticileri, "Zamanı gelmedi mi? Önümüze düşün, artık alanlarda söz söyleyelim" diye tepki gösterdiler. Tütün üreticilerinin bu sözleri salonda bulunan köylüler ve işçiler tarafından alkışlarla ve "İşçi, köylü el ele genel greve" sloganlarıyla karşılandı.
Karakoç'tan sonra konuşan Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Prof. Dr. Gürol Ergin, Türkiye'de çok çirkin bir oyun oynandığını özelleştirmeleri kurtuluş gibi gösterildiğini belirterek, "İçteki alçak ve hainlerin Türkiye'nin yararına dediği özelleştirmelerin böyle olmadığı artık herkes tarafından görülüyor. Sermayeyi halka yayacaklarmış! Sizin halk dediğiniz dört tane şirket mi? Özelleştirmelerle Türkiyeyi parça parça satıyorlar. TEKEL özelleştirilirse sizden tütün almayacaklar, tütün fabrikasında sana yer kalmayacak" dedi. IMF'ye verilen taahhütlerde Ziraat Bankası'nın kapatılacağının belirtildiğini aktaran Ergin, zirai kredinin kesilerek çiftçiliğin mezarının kazılacağını sözlerine ekledi. Endüstri Bölgeleri Hakkında Kanun Tasarısı'na da değinen Ergin, bunun ülkeyi yabancı sermaye cennetine çevirmek için tüm yasaların çiğnenmesi anlamına geldiğini söyledi.
ANAP'lı bakan yuhalandı
ANAP'lı Devlet Bakanı Işılay Saygın'ın, konuşmasını ise yuhlayan üreticiler ve işçiler, "Amerika'ya git, Amerika bile sizi kurtaramaz" diyerek tepkilerini gösterdiler. Işılay Saygın TEKEL'in özelleştirilmesinden haberinin geç olduğunu iddia etti. Saygın, "Yasa tasarısı gündeme geldiğinde ne yapacağımızı göreceksiniz. Ben de özelleştirmeye karşı bir insanım" diyerek kendini kurtarmaya çalışmasına rağmen gelen yoğun tepkiler üzerine konuşmasını kısa kesmek zorunda kaldı.
Köylüler neden özelleştirmeye karşı?
Köylülerden bazılarının Tek Gıda-İş Genel Başkanı Hüseyin Karakoç'a kendilerinin de sendikaya üye olmak istediklerini belirttiği panelde, köylülere neden TEKEL'in özelleştirilmesini ve tütünden devlet desteğinin kaldırılmasını istemediklerini sorduk. Manisa Demirciler Köyü'nden Nurallah Doğru, "Özelleştirilme istemiyoruz. İki araba doldururak buraya taleplerimizi söylemeye geldik. Tütün de bitirildi mi milletin işi kötü." derken, panele Akhisar Çamönü Köyü'nden katılan Hacı Reşat Alıcı "Eğer TEKEL'de devlet desteği kalkarsa, biz özel sektöre düşersek halimiz perişan olur. Eğer bizim başbakan Cottarelli ise biz ona teslim olalım, değilse ona göre bir başbakan arayalım. Ankara'daki milletvekilleri, vurdumduymaz olursa biz onlara gelecek seçimde cevabını veririz. Bizim de tütüncü olarak sendikalaşmamız lazım. Malesef daha henüz öyle bir çalışmamız yok" dedi. Manisa Saruhanlı Koldere Köyü'nden Sefer Erdoğan ise tepkilerini şu sözleriyle dile getirdi: "Enflasyonu düşüreceğiz diyorlar, mazota, gübreye zam yapıyorlar. 1 kilo ilaç 15 milyon lira olmuş. Artık yollara dökülmenin zamanı geldi. Bunda da çok geç kalındı. Tütünden başka şeyim yok. 62 yaşındaşıyım, hiçbir hükümeti görmedim, gelsin de fakirin durumunu görsün. Borçlarımı ödeyemediğim için traktörlerimi sattım. Çiftçinin Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçları ertelensin ve devlet desteği çekilmesin istiyoruz."
www.evrensel.net