Katiller vakit kaybetmiyor

Katiller vakit kaybetmiyor

Batılıların dayatmalarına direnen Laurent Kabila'nın ortadan kaldırılmasının ardından, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki savaşın sona erme ihtimali doğdu.

Katiller vakit kaybetmiyor
Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) Devlet Başkanı Laurent Kabila'nın öldürülmesinde parmağı olan Batılı emperyalistler, hiç vakit kaybetmeden "yeni dönem"i yönlendirmeye başladılar.
Kabila'nın yerine geçen oğlu Joseph'in, "kazanamayacağını bildiği için" ABD başta olmak üzere Batılılara ılımlı mesajlar göndermesi, etkisini gösterdi. ABD ve İngiltere'nin istekleri doğrultusunda Kongo topraklarını işgal eden Ruanda ordusuna, "geri çekilme" baskısı artıyor.
Lusaka'dan sonra...
İngiliz hükümeti, KDC'nin yeni lideri Joseph Kabila'nın ABD ve Avrupa'da yürüttüğü temasların ardından, Ruanda hükümetinden, Kongo topraklarından çekilmesini istedi. Ancak Ruanda, sınır güvenliği sağlanmadığı sürece böyle bir adım atmayacağı yanıtını verdi.
Kabila, geçtiğimiz hafta boyunca yürüttüğü temaslar sırasında, ABD patentli Lusaka barış anlaşmasını kabul ettiğini söylemişti. Lusaka anlaşması, yaklaşık üç hafta önce öldürülen baba Kabila tarafından reddedilmişti. Kabila'nın öldürülmesinde, bu tutumun büyük payı olduğu dile getiriliyor.
"Anglo-Sakson eğilimli" olduğuna dikkat çekilen Joseph Kabila, bununla da kalmadı. Yeni devlet başkanı, BM Güvenlik Konseyi'nin ülkesine 5500 "barış gücü" askeri göndermesini isteyerek, ABD destekli isyancı örgütlere "diyalog ve uzlaşma" vaad etti.
KDC topraklarının yarıdan fazlası, halen Ruanda, Uganda ve Burundi ordularının işgali altında bulunuyorlar. Her üç ordu da, ABD'li danışmanlar tarafından yönlendiriliyor.
Kagame gönülsüz
Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame ise, Kongo'nun, 1994 soykırımından sorumlu olan binlerce silahlı Hutu milisini koruduğunu söyleyerek, bu durumda geri çekilmelerinin mümkün olmadığını ilan etti. Kagame, kendilerinin çekilmesi durumunda, Kabila'yı destekleyen Zimbabve ve Angola güçlerinin de çekilmesi gerekeceğini belirtti. Amerikancı lider, ayrıca, "siyasi görüşmelere tüm Kongolu partilerin katılmasını" talep etti.
Çarşamba günü BM Güvenlik Konseyi üyelerine hitap eden Kagame, üyelerin, "Kongo'dan çekilme" baskısıyla karşı karşıya kaldı. Bu baskıya, ABD ve İngiltere'nin yanı sıra, Fransa'nın da katılması dikkat çekti.
Fransa, 1994 Ruanda soykırımının arkasındaki en önemli güçtü.
İnsan haklarını hatırladılar!
Güvenlik Konseyi toplantısı sırasında, ABD'li temsilci James Cunningham, Kagame'yi eleştiri yağmuruna tuttu. Cunningham, Ruanda işgali altında olan bölgelerdeki insan hakları durumunun "alarm verici" düzeyde olduğunu söyledi ve buralarda yüzbinlerce insanın açlık ve hastalıktan öldüğünü açıkladı. Cunningham, "Bu kadar çok Kongolu kurban edilirken, Ruanda'nın meşru müdafaa yaptığını iddia etmesi pek inandırıcı görünmüyor. Ruanda'nın, Kongo hükümetine askeri muhalefet politikası ile, uzun vadeli güvenlik çıkarlarını sağlayabileceğine inanmıyoruz" dedi.
İngiltere'nin BM temsilcisi Jeremy Greenstock da, Kagame'nin "Doğu Kongo'daki talana son vermesini" istedi.
Her iki temsilci de, ülkelerinin bu suçlamaları neden ancak Kabila öldükten sonra dile getirdiği konusunda bir açıklama yapmadılar.
www.evrensel.net