Şiir müdahale etmeli

Şiirde ve sanatta halk kültürüne ve folklora olan düşmanca eğilimleri şiddetle eleştiren İşlek, şiirin halk kültürüne yabancı kalmaması gerektiğini savunuyor.

Şiir müdahale etmeli
Sinan Araman
Ferhat İşlek 1957 Adana doğumlu. Şu anda öğretmenlik yapıyor. İzmir Eğitim-Sen İl Yönetim Kurulu Üyesi olarak kamu emekçilerinin grevli toplusözleşmeli sendikal hakları için mücadelesinde aktif bir şekilde yer alıyor. Ferhat İşlek, şiir alanında üretimde bulunmuş bir şair olarak da aynı zamanda Edebiyaçılar Sendikası ve Edebiyatçılar Derneği'nin üyesi. İşlek, öğrenimin yanında dokuma, maden ve plastik sanayiinde işçi olarak çalışmış. İşçi olarak çalıştığı yıllar boyunca Teksif(1975), Dev-Maden-Sen(1977), Kauçuk-İş(1978)'te emek kavgasında yer almanın yanı sıra, Eğitim-İş ve Eğit-Sen süreçlerini de yaşayan, eğitimci yılları boyunca sürgün ve cezalara maruz kalan bir şair olarak, Ferhat İşlek'in kendi yaşam serüveni şiiri ve sanatı hakkında yeterince ipuçları veriyor olsa gerek. Şu sıralar Adana Çakmak Plaza, Emre Kitabevi'nde açtığı imza standıyla okurlarıyla buluşan ozan İşlek'le şiir ve sanat üzerine sohbet ettik.
"Patikanın Başlangıcı" ve "Sardunya Düşlü Memleketim" adında iki kitabı yayınlanmış olan İşlek'in yakında "Sabıkalı Sevda" adında, Toplumsal Dönüşüm Yayınları'nca üçüncü kitabı yayınlanacak. Evrensel Kültür de olmak üzere şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanan ozan Ferhat İşlek, şiirlerde yalın bir anlatımla kendi dönemine tanıklık ediyor.
"Yazdıklarım ve yaşadıklarım arasında paralellik var" diyerek söze başlayan İşlek, "Postmodernizm şiiri hayattan, mücadeleden koparmaya çalışıyor. YDD'e bağlı olarak yaşanan sefalet şiir açısından sessizlikle karşılanamaz. Şiirin ve sanatın işlevi önemli. Şiirde tavır ve duruş olmalı" diyor.
İnsan kirlenmesi önlenemiyor
Ortaçağ karanlığına karşı bilginin bir çıkış yolu olduğunu belirten Şair İşlek, bilim ve teknolojinin günümüzde baş döndürücü bir hızla ilerlemesine rağmen, insan kirlenmesinin önüne geçemediğini vurgulayarak "İnsanlık bu kirlenmeyi ancak sanat ve şiirle aşabilir, insan yaşamı, insani değerler bu yolla gelişebilir ve insanlar kötü yönlerini ancak sanat ve kültürle yontabilir" görüşünde.
Şiirde ve sanatta halk kültürüne ve folklora olan düşmanca eğilimleri şiddetle eleştiren İşlek, şiirin halk kültürüne yabancı kalmaması gerektiğini savunuyor. Emperyalist kültürün, postmodernizmin şiiri toplumsal ve gerçekçi içeriğinden soyutlayarak amacından saptırdığını ifade eden İşlek, şiirin ideoloji ve politikadan ayrı ele alınamayacağına inananlardan.
Sanat ve şiir adına tarihte kalıcı ürünleri hep toplumsallıktan yana olanların verdiğine dikkat çeken İşlek, dünyada olduğu gibi ülkemizde Nâzım Hikmet, Ahmed Arif, Hasan Hüseyin, A. Kadir vb. toplumcu şairler olduğu için şiirlerinin unutulmadığını, kalıcı değer taşıdığını belirterek, sanatın amacının yalnızca olanı gözlemci şeklinde yansıtmak değil aynı zamanda eylemci olması gerektiğini "Şair şiiriyle hayata müdahale eden kişidir" şeklinde ifade ediyor.
Çocuklar mutlak sevgiyi temsil ediyor
Şiirlerinde çocuk temasının yoğun işlenmesinde, eğitimci olmasının önemli bir payı olduğunu belirten İşlek, "Çocuklarda mutlak sevgi var. Çünkü duyguları saf, temiz ve doğal. Çocuklar güzel bir dünya istiyorlar. Onların isteği bizim de isteğimiz. O halde dünya insanları çocuklar ne istiyorsa onu yapmalı. Ancak bu koşullarda insanlar duyguların kirlenmesini engelleyebilir" diyerek anlatıyor. Dünyadaki ve ülkemizdeki kaynakların bütün insanların iyi koşullarda yaşamasına yeteceğini belirten İşlek, "Ama bu bir tercih meselesi. Politika, yönetim isterse bu kaynakları ranta, hortumcuya, holdinglere aktarır isterse eğitime, sağlığa, sosyal hizmetlere aktarır" diyor.
Ülkenin Nâzım'a ihtiyacı var
Kültür Bakanlığı'nın Nâzım Hikmet için olan girişimlerini sahte olarak niteleyen İşlek, "Nâzım dünyaca ünlü bir şair. Bunu inkâr edemeyecekleri için göstermelik bir girişimle vatandaşlık hakkı veriyorlar. Nâzım'ın ülkeye ihtiyacı yok. Ülkenin Nâzım'a ihtiyacı var" diyor.
Şiirde estetik değerlerede değinen İşlek, şiirin tüketim mantığıyla okuyucuya anlık bir tat vermesi tarzında yazılmasını eleştirerek,emperyalist kültürün tamda bunu amaçladığnı belirtiyor, örneğin arabeskin de bu kapsamda ele alınması gerektiğini söylüyor. Kendisinin şiirdeki amacının tat vermek olmadığını, aksine insanların rahatını bozmayı, insanları düşündürmeyi ve eyleme geçirmeyi amaçladığının altını çiziyor.
Emperyalist kültüre karşı durmak gerekli
"Ben emek-sermaye çelişkisini sanayiide çalıştığım yıllarda yaşayarak öğrendim. Emek, ekmek, alınteri, grev, kavga vs.. bu değerler şiirimin yapıtaşlarını oluşturuyor" diyen İşlek, günümüzde insanların, toplumların emperyalist bir kuşatma altında olduğunu, özellikle kültürel olarak kuşatıldığını, bütün insani değerlerin ayaklar altına alındığını belirtiyor, buna karşı kültür ve sanat alanında ciddi bir karşı duruşun olması geretiğini vurguluyor.
Şiirin ve sanatın amacının yaşanılacak bir dünya için tarihsel işlevini yerine getirmek olduğunu belirten İşlek, Aragon'dan yaptığı alıntıyla sözlerini noktalıyor; "Şiir bir kasırga ise, her imgesi insanın yüreğinde fırtınalar estirmelidir."
www.evrensel.net