Özel üniversitelere arazi kıyağı sürecek

Özel üniversitelere arazi kıyağı sürecek

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, İzmir'de,Ekonomi ve Yaşar, İstanbul'da da İstanbul Ticaret Üniversitesi'nin kurulması, "SİT alanı üstünde kuruluyoyorlar" uyarısına karşın kabul edildi.

Özel üniversitelere arazi kıyağı sürecek
Sultan Özer
Devlet bir yandan yüzde 50'ye varan yardımla özel üniversiteleri desteklerken, bir yandan da yeni kurulan özel üniversitelerin, kamu arazilerini ve SİT alanlarını yağmalamasına göz yumuyor. İzmir'de Yaşar Holding ve İzmir Ticaret Odası'nın, üniversite kurma adı altında kamu arazileri ve SİT alanlarını yağmalaması TBMM'de onaylandı.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, İzmir'de İzmir Ekonomi ve Yaşar üniversiteleri ile İstanbul'da İstanbul Ticaret Üniversitesi'nin kurulmasını öngören yasa tasarıları kabul edildi.
Tasarıların Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülerek kabul edilmesi çok kısa sürede gerçekleşirken, üniversite binasının SİT alanına kurulacağı yönündeki eleştiriler dikkate bile alınmadı.
Komisyonda, üç ayrı yasa tasarısı birleştirilerek tek bir tasarı haline getirildi. İzmir Ticaret Odası'nın kuracağı İzmir Ekonomi Üniversitesi, İzmir Alsancak'ta bulunan Sümerholding'e bağlı İzmir Basma Sanayi Fabrikası'nın arazisi üzerinde yer alacak. Fabrikalarının ellerinden alınmak istenmesine karşı fabrika işçileri iki kez yürüyüş ve eylem düzenleyerek, kamu arazilerinin peşkeş çekilmesine karşı çıkmışlardı. Bu eylemler komisyon toplantısında hiç gündeme gelmezken, yine İzmir'de Yaşar Holding tarafından kurulacak olan Yaşar Üniversitesi'nin de SİT alanı üzerinde kurulacağı eleştirileri de görmezden gelindi.
Banka batırana üniversite izni
Milli Eğitim, Kültür ve Gençlik Komisyonu'ndan gelen tasarıda, Samsun milletvekili Musa Uzunkaya ile Adıyaman milletvekili Mahmut Göksu'nun, SİT alanında üniversite kurulmasına karşı oldukları için muhalefet şerhleri yer aldı. Uzunkaya'nın muhalefet şerhinde, Yaşar Üniversitesi'nin, İzmir Alaçatı'da SİT alanında 5 bin metrekarelik alan üzerinde kurulacağı vurgulandı. Bu girişimin, "rant amacına yönelik" olduğu yolunda endişelerini dile getiren Uzunkaya, "Batan Yaşarbank aynı zamanda vakfa destek sağladığı iddia edilen kuruluşlar arasında bulunuyor. 700 trilyonluk hazine zararına sebep olan böyle bir kuruluşa ve onun vakfına üniversite kurdurmanın haksızlığa ödün anlamına geleceği endişesiyle bu üniversitenin kurulmasına karşıyım" dedi.
Hem eleştirdi hem onayladılar
Tasarıların görüşülmesi sırasında söz alan MHP Çankırı milletvekili Hakkı Duran da ormanların, SİT alanlarının bu şekilde işgal edilmesini yanlış bulduğunu belirtmekle birlikte özel üniversitelerin kurulmasını, "herşeyin rekabete açılması gibi üniversitelerin rekabete açılması da önemli" diyerek savundu. Anadolu'nun haksız rekabete kurban edilmemesini isteyen Duran'ın, "Elbette özel sektör kârlı alanları tercih edecektir" diye konuşması, eğitimin özelleştirilmesinin, ticari bir meta haline gelmesi demek olduğunu da gösterdi.
Söz alan bazı milletvekilleri de devletin vakıf üniversitelerini denetleyemediğinden, devlet üniversitelerinde yetişen hocaların bu üniversiteler tarafından kendi bünyelerine çekildiğinden, devletin sosyal devlet olgusunu unutmaması gereğinden söz ettiler. Ancak, milletvekillerinin tümü de tasarının kabulü yönünde el kaldırdılar.
Görüşmelere katılan Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu ise Yaşar Üniversitesi'nin üzerinde kurulacağı arazinin ikinci derece SİT alanı olduğuna dair kararı İzmir İdare Mahkemesi'nin iptal ettiğini belirterek, arazinin Yaşar Üniversitesi'ne verilmesini savundu.
TBMM Genel Kurulu'na gönderilen tasarının onaylanması halinde, kamu arazilerinin ve SİT alanlarının yağmalanması da onaylanmış olacak. Yaşar Holding ve İzmir Ticaret Odası, ayrıca devletin özel üniversitelere yaptığı yüzde 50 destekle ve üniversite giderlerini vergiden düşürerek her yönden kârlı iş yapmış olacaklar. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Devletin insan hakları çelişkisi
Sultan Özer
IMF'yi memnun etmek ve AB'ye şirin gözükmek için çırpınan hükümet, çelişkili uygulamalarıyla dikkat çekiyor. Bir yandan insan hakları savunucuları ve örgütleri üzerinde baskılarını artıran hükümet, bir yandan da "insan hakları standartlarını en yüksek düzeye çıkarma" iddiasıyla İnsan Hakları Başkanlığı kurulmasını öngören yasa tasarısını çıkartarak, çelişkisini ortaya koydu.
Başbakanlık tarafından çıkarılan KHK ile kurulması öngörülen düzenleme, KHK'nin dayanağı Yetki Yasası'nın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine Plan ve Bütçe Komisyonu'na yasa tasarısı olarak getirildi.
Komisyon, İnsan Hakları Başkanlığı kurulmasını öngören yasa tasarısını kabul ederek, TBMM Genel Kurulu'na gönderdi. Düzenlemenin gerekçesinde, "İnsan hakları ve temel özgürlükler alanında diğer demokrasilerle aynı değer ve amaçları paylaşan Türkiye'de, insan hakları standartlarının en yüksek düzeye getirilmesi amacıyla" son yıllarda birçok adım atıldığı iddia edilerek, bunlardan birinin de İnsan Hakları Başkanlığı olduğu vurgulandı. Kabul edilen düzenleme ile daha önce kurulan İnsan Hakları Koordinasyon Üst Kurulu yasal statüye kavuşurken, ayrıca devlet kuruluşları ve sivil toplum örgütleri arasında iletişim sağlamak amacıyla İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun kurulması da öngörülüyor.
Koordinasyonu sağlayacak
Kurulacak İnsan Hakları Başkanlığı, insan hakları ile ilgili konularda görevli kuruluşlarla temas halinde olup, bu kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak; insan hakları konularında mevzuat hükümlerinin uygulamalarını izlemek, sonuçları değerlendirerek, aksaklıkları gidermek; ulusal mevzuatı, taraf olduğu uluslararası belgelerle uyumlu hale getirme doğrultusunda çalışmalar yapmak; insan hakları ihlalleri ile ilgili başvuruları inceleyip araştırmak ve sonuçları değerlendirerek önlemler almak görevlerini yerine getirecek. Başbakanlığa bağlı kurulacak olan İnsan Hakları Başkanlığı ayrıca, İnsan Hakları Üst Kurulu'nun, çalışmalarında sekretarya hizmetlerini de verecek.
Danışma kurulu kurulacak
Tasarıda ayrıca ek bir madde ile, Başbakanın görevlendireceği bir devlet bakanına bağlı olarak İnsan Hakları Danışma Kurulu kurulması da öngörülüyor. Danışma Kurulu'nun, insan haklarıyla ilgili bakanlık, kamu kurum ve kuruluşları ile meslek kuruluşları temsilcileri, insan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile bu alanda yayınları ve çalışmaları olan kişilerden oluşacağı öngörülürken, belirlenen yayın ve çalışmaları olan kişilerin kimler olacağının belirlemesi bakanlığa bırakılıyor.
Tasarının ayrı bir ek maddesinde de insan hakları ihlalleri iddialarının yerinde incelenmesi ve araştırılması amacıyla Başbakan'ın görevlendireceği bir devlet bakanına bağlı olarak heyetler oluşturulması öngörülüyor. Heyetler, Başbakanlık, Adalet, İçişleri, Dışişleri, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığı temsilcileri ile insan hakları alanında çalışma yapan kişi ve meslek kuruluşlarından oluşacak olup, kişi ve meslek kuruluşlarını belirleyecek olan ise Başbakan'ın belirleyeceği devlet bakanı olacak.
Düzenlemelere uyulsun
Tasarının komisyonda görüşülmesi sırasında bazı FP'li milletvekilleri, Türkiye'de insan hakları ihlallerinin çok yaygın olduğu, düşüncelerinden dolayı insanların çok rahat cezalandırıldığı, partilerin kapatıldığı eleştirisini yönelterek, düzenlemelere fiiliyatta da uyulmasını istediler. Yine kitle örgütlerinin belirlenmesinde dengeyi iyi kurmak gerektiği vurgulanan görüşmelerde, düzenlemede hem şikâyet edilenin hem de şikâyetleri giderecek olanın devlet olduğu vurgusu yapılarak, devlet ağırlığının azaltılması istendi. Ancak eleştiriler üzerine ayrı bir düzenleme ya da değişiklik yapılmayıp, tasarı geldiği haliyle kabul edilerek TBMM Genel Kurulu'na gönderildi.
www.evrensel.net