Sendikacılara dava baskısı

Sendikacılara dava baskısı

Ankara DGM Savcısı Yüksel, Tüm Yargı-Sen Genel Başkanı Yıldız'ın da aralarında bulunduğu 16 sendikacı hakkında, 4 yıl 6'şar aydan 7 yıl 6'şar aya kadar ağır hapis istemiyle dava açtı.

Sendikacılara dava baskısı
Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel, Tüm Yargı-Sen Genel Başkanı Tekin Yıldız'ın da aralarında bulunduğu 16 sendikacı hakkında "DHKP-C örgütüne yardım ve yataklık ettikleri" iddiasıyla dava açtı. Savcı Yüksel, sendikacıların, 4 yıl 6'şar aydan 7 yıl 6'şar aya kadar ağır hapislerini istedi.
DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel tarafından hazırlanan iddianamede, "1984 yılından itibaren cezaevlerinde bulunan örgüt davası tutuklularının, infaz koruma memurlarını ve cezaevi idaresini etkisiz hale getirdikleri ve hatta emirleri altına aldıkları, bu sayede de dışarıyla irtibat kurdukları ve firar ettikleri" gibi savlara yer verildi. İddianamede, bu duruma son vermek amacıyla F tipi cezaevlerinin yapıldığı belirtilerek, bunun üzerine tutukluların direnişe geçtikleri kaydedildi. Direnişin cezaevlerinde ölüm orucu şeklinde ortaya çıktığı belirtilen iddianamede, cezaevleri dışında ise örgütlerin uzantıları oldukları iddia edilen dernek ve kuruluşların protesto eylemlerine başladıkları öne sürüldü. İddianamede F tipi cezaevlerini de savunarak, "30, 40 kişilik koğuşların, tek kişilik, iki kişilik veya 4 kişilik odalara nazaran daha iyi olduğunu, iyi niyet sahibi hiç kimse iddia edemez" dedi. Yüksel, tutuklu ve hükümlülerin koğuş sisteminde şahsiyetini kaybettiğini ve örgütün elinde "robot" haline geldiğini savundu.
Sendikaya suçlama
İddianamede, sendikanın, "cezaevlerini hakimiyet altında tutma, devlete kaptırmama kavgasına" katıldığı ileri sürüldü. Tüm Yargı-Sen'in Hücre Karşıtı Platform içinde yer almasının gerekçe olarak gösterildiği iddianamede, Yargı-Sen'in çalışanlarıyla ilgili olarak mücadele eden bir sendika olmadığı, yasadışı örgütlere destek vermek amacıyla kurulduğu da iddia edildi. İddinamede, genel merkez aramalarında bulunan legal yayın organları, "Ceza İnfaz Kurumlarının Sorunları" başlıklı rapor, "Yargı Gerçeği, Çözüm Ellerimizde" başlıklı döküman, cezaevi raporu ve Sincan F tipi Cezaevi gözlem raporu delil olarak gösterildi. İsmi geçen sanıkların, katıldıkları basın açkılamaları ve eylemlerde "Hücrelere değil emekçiye bütçe, insanlık onuru işkenceyi yenecek" sloganlarını atmaları da iddinamede delil olarak sunuldu.
İddianamenin son bölümünde, Tüm Yargı-Sen Genel Başkanı Tekin Yıldız'ın da aralarında bulunduğu 16 sendika yöneticisi hakkında, TCK'nın 169 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun "ceza artırımını" öngören 5. maddeleri uyarınca 4 yıl 6'şar aydan 7 yıl 6'şar aya kadar ağır hapis cezaları talep edildi. Sendikacılar, Ankara 1 No'lu DGM'de yargılanacak. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


İstanbul'da demokrasi mitingi
Askeri vesayet rejimine, savaş kışkırtıcılığına, Ftipine ve IMF terörüne karşı "Demokrasi İçin Buluşuyoruz" mitingini düzenleyen Emeğin Partisi (EMEP), Halkın Demokrasi Partisi (HADEP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) dün bir basın toplantısı yaparak mitinge çağrı yaptılar. Miting, 11 Şubat Pazar günü Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı'nda yapılacak.
EMEP, HADEP ve ÖDP İstanbul İl Örgütleri ile İHD İstanbul Şubesi düzenlediklerimitingi öncesinde, katılımcı dernek ve partilerin başkanları bir basın toplantısı yaptılar.
Emeğin Partisi İstanbul İl Örgütü Başkanı Memet Kılınçaslan, ÖDP İstanbul İl Örgütü Başkanı Vahit Genç, HADEP İstanbul İl Örgütü Başkanı Doğan Erbaş ve İHD İstanbul Şube Başkanı Eren Keskin'in katıldığı toplantıda basın açıklamasını Doğan Erbaş okudu. Açıklamada, dört örgütün düzenlediği, DBP İstanbul İl Örgütü, KESK, DİSK ve Halkevleri'nin ise desteklediği mitingin talepleri aktarıldı, demokrasi yanlılarına çağrı yapıldı.
Mitingin talepleri
11 Şubat Pazar günü Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı'nda yapılacak olan "Demokrasi İçin Buluşuyoruz" mitingi, dört temel talep çerçevesinde gerçekleşiyor. Cezaevlerinde 32 kişinin katledilmesiyle geçilen F tipi cezaevlerinin kapatılarak, katliamı gerçekleştirenlerin yargılanmasını istediklerini söyleyen Erbaş, üniformalı, derin, kirli bir siyasetin karşısında meşru, temiz, özgürlükçü, demokratik, askeri vesayetin olmadığı bir siyaset istediklerini söyledi. Emperyalist merkezlerin fitillemesiyle yeni bölgesel savaşların çıktığını belirten Erbaş, pazar günü meydana çıkma nedenlerinden birinin de barış sürecini dinamitlemek isteyen savaş ağalarına dur demek ve bütün Ortadoğu, Balkan ve Kafkas halklarının kardeşliğini ve eşitliğini haykırmak olduğunu ifade etti. Ülke ekonomisinin IMF'ye teslim edildiğini de belirten Erbaş, "Telekom, Tekel, Türk Hava Yolları gibi kurumlar özelleştiriliyor. En küçük hak talebinde bulunan emekçiler işten atma ve sürgünlerle yüz yüze geliyor. En son beyaz enerji operasyonu ile görüldü ki yolsuzluk tüm sistemi sarmalamış. Yeni Dünya Düzeni'nin aktörlerine karşı 'Artık yeter, IMF değil emekçiler yönetsin' demek için buluşuyoruz" dedi. Açıklamada, tüm demokrasi yanlısı kişi ve kuruluşlar, IMF ve sermaye politikalarına karşı, DSP, MHP, ANAP hükümetinden hesap sormak için mitinge çağrıldı.
www.evrensel.net