Kayıpların akıbeti araştırılsın

Kayıpların akıbeti araştırılsın

Diyarbakır'da basın toplantısı düzenleyen İHD ve THİV yöneticileri, haber alınamayan HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve üye Ebubekir Deniz hakkında Bakan Tantan'dan araştırma yapmasını istediler.

Kayıpların akıbeti araştırılsın
İHD ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), kişi güvenliği ve yaşam hakına yönelik ihlalleri protesto etti.
İHD Genel Başkan Yardımcısı Osman Baydemir, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti'nde, İHD Diyarbakır Şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Temsilciliği'nce düzenlenen basın toplantısında, 25 Ocak 2001 tarihinde HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ile üye Ebubekir Deniz'in gittikleri İlçe Jandarma Komutanlığı'ndan bir daha geri dönmediklerini anlattı. Bir süre önce oluşturdukları heyetin Silopi'de incelemelerde bulunduğunu ifade eden Baydemir, şu açıklamada bulundu: "Heyet olarak yaptığımız görüşmelerde yetkililer, Tanış ile Deniz'in İlçe Jandarma Komutanlığı'na çağrılmadıklarını söylediler. Heyetimizin girişimi ve olayın basına yansıması üzerine Tanış ile Deniz'in İlçe Jandarma Komutanlığı'na saat 14.00'te geldikleri ve 14.30'da da ayrıldıkları açıklaması yapıldı. Ancak, açıklama inandırıcı değil. Biz etkin bir soruşturma yapılmasını ve sorumluların ortaya çıkarılmasını istiyoruz. "
Tantan'a çağrı
Şırnak Valiliği'nin olaya ilişkin yaptığı açıklamanın kamuoyunu tatmin etmediğini belirten Baydemir, "Yanıt tatminkâr olmadığı gibi resmi yetkilileri huksal sorumluluktan kurtarmayacaktır" dedi. Silopi ve Şırnak'ta neler olduğunun ve neler yapılmak istendiğinin tüm kamuoyunca yetkililere sorulmasını beklediklerini kaydeden Baydemir, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'a da, kaybedilen kişiler hakkında araştırma yapılması çağrısında bulundu. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


'Başka bir Türkiye mümkündür'
Malatya'da KESK, EMEP ve HADEP'in ortak olarak düzenlediği "2001'de Demokrasi ve İnsan Hakları Sorunu" başlıklı panel önceki gün Malatya Renkli Düğün Salonu'nda yapıldı. KESK'e bağlı sendikalar, Türk-İŞ ve DİSK'ten temsilciler ile HADEP, EMEP yöneticilerinin de aralarında bulunduğu ve yaklaşık 600 kişinin izlediği paneli İHD Malatya Şube Başkanı Murat Karaoğlan yönetti. Panelin konuşmalarını ise KESK Genel Sekreteri Sevil Erol, HADEP Genel Başkan Yerdımcısı Hamit Geylani ve EMEP GYK Üyesi Gazetemiz Yazıişleri Müdürü Fatih Polat yaptı.
'Örgütlenmeyi engellemek hak ihlalidir'
Panelin ilk konuşmacısı KESK Genel Sekreteri Sevil Erol, örgütlenme önündeki engellerin; kamu emekçilerine grevli, toplusözleşmeli sendika hakkı verilmemesinin, özelleştirmenin ve sırtını IMF'ye dayamanın birer hak ihlali olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Özellikle bölgedeki savaşın rantından beslenenlerin, ülkeye damokrasi gelmesini istemeyenler olduğunu ifade eden Erol, devletin özellikle F tipi cezaevlerine geçiş sürecinde kendisi gibi düşünmeyenleri sürekli cezalandırmakla tehdit ettiğini vurguladı. Erol, KESK'e bağlı Tüm Yargı-Sen yöneticilerinin tutuklanarak cezaevlerine konulmasını örnek göstererek, yoğun hak ihlallerinin olduğu Türkiye'de KESK'in emek mücadelesinin yanında demokrasi ve barış mücadelesi de verdiğini anlattı.
Partilere örgütlenme hakkı
İkinci konuşmacı HADEP Genel Başkan Yardımcısı Hamit Geylani, evrensel olan insan haklarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alındığını hatırlatarak konuşmasına başladı. Bugün Türkiye'de demokrasinin temel sorununun Kopenhag Kriterleri'ne uygun siyasal ve hukuksal reformlar yapmak olduğunu savunan Geylani, yönetimdeki bazı güçlerin bu reformların önüne geçtiğini belirtti. Geylani, Kürt sorununa çözüm bulunmadan demokrasinin olamayacağını da sözlerine ekleyerek, siyasi partilerin hiçbir baskı altında kalmadan serbestçe örgütlenmesi gerektiğini aktardı.
Baskılarla, dışa bağımlılık bağlantılı
Panelde, demokrasi ve insan hakları sorunu ile ekonomideki gelişmelerin bir bütün olduğunu anlatan Fatih Polat, konuşmasında insan hakları ihlalerine örnekler verdi. Diyarbakır DGM'de 11 bin faili meçhul cinayet dosyasının aydınlatılmayı beklediğini söyleyen Polat, Gaffar Okkan'ın öldürülmesiyle adı anılan Hizbullah'ın kontrgerilla ve Susurluk gerçeğinden koparılarak, 28 Şubat konseptini güçlendirecek bir biçimde ele alınmaya çalışıldığını ifade etti.
Fatih Polat, ülkenin doğusuyla batısı arasındaki gelir uçurumuna dikkat çekerek, IMF'nin dayattığı dışa bağımlı ekonomik politikaların yoksulluğu artırdığı gibi, ülkenin en stratejik KİT'lerini ve GAP'ı da yağmalamaya yönelik olduğunu belirtti. Polat, cezaevlerine operasyondan, İHD'nin basılması Ankara Şubesi'nin kapatılmak istenmesi, yöneticileri hakkında hapis cezası istenmesine, iki HADEP yöneticisinin 'kayıp' olmasından Kürt soruna kadar her türden baskının bu dışa bağımlı ekonomik düzenin yaşadığı açmazdan bağımsız ele alınamayacağını söyledi.
Antiemperyalist Türkiye için mücadele
Davos'a karşı Porto Allegre'de emekçilerin yaptığı forumun, başka bir dünyanın mümkün olduğuna vurgu yaptığını hatırlatan Polat, 1 Aralık'ta da ortaya konulan, Türk ve Kürt emekçilerinin mücadele birikiminin demokratik, bağımsız, antiemperyalist bir Türkiye'nin mümkün olabileceğini gösterdiğini belirtti.
AB'nin tekellerin birliği olduğunu, sadece onlara özgürlük getirdiğini belirten Polat, "Bu hem tekelci, hem de ırkçı bir birliktir. Demokrasi, Türk'üyle Kürt'üyle bu topraklarda yaşayan emekçilerin ortak mücadelesiyle gelecektir. 70 yıllık çarpık 'solculuk' geleneğinin yerine, EMEP'in emek sermaye bölünmesi üzerinden, emekçilerin birliğini esas alan politikası, farklı partilere oy verdiği düşünülen emekçilerin örgütlü bulunduğu işçi, memur konfederasyonları, ziraat odaları, demokrasi güçlerinin birliği üzerinden yükselen Emek Platformu'nun oluşumunda etkili olmuştur" dedi. Bu doğru kavrayışın, bugün IMF'ye karşı emekçilerin programının oluşturulmasının da anahtarı olduğunu belirten Polat, "Demokrasi de, bağımsızlık da buradan gelecektir. Böyle bir program, başka bir Türkiye kurmaya yetenekli tek programdır" dedi. İzleyiciler de, panele sorularıyla katıldılar.
www.evrensel.net