Sürgünlere karşı miting

Sürgünlere karşı miting

OHAL kapsamındaki illerde kamu emekçilerine yönelik sürgünler, sendikaların sert tepkisine neden oldu.

Sürgünlere karşı miting
Diyarbakır başta olmak üzere OHAL genelinde kamu emekçilerine yönelik sürgünler, düzenlenecek çeşitli eylemlerle protesto edilecek.Konuya ilişkin açıklama yapan Eğitim-Sen Diyarbakır Şube Sekreteri Figen Aras, son günlerde bölgede ardı arkası kesilmeyen sürgünlere, Diyarbakır'daki eğitim emekçilerinin sessiz kalmayacaklarını söyledi. Aras, son sürgünlerin bölge emekçisini hak mücadelesinden yıldırmaya, koparmaya yönelik bir uygulama olduğuna dikkat çekerek, "Tabanın önerileri doğrultusunda, merkezi bir miting düzenleme, Başbakanlık önünde oturma gibi eylemlerle sürgünleri geri aldırmaya çalışacağız" dedi.
Sinyaller verilmişti
Aras, son altı aydır sivil toplum örgütlerine yapılan baskılar, sendika yöneticilerine açılan idari ve adli soruşturmalar, yaşanan son sürgünlerle, yaratılmak istenen ortamın sinyallerinin verildiğine işaret ederek şöyle konuştu:
"Gelinen süreçte sadece emekçilere yönelik saldırılar değil, aynı zamanda siyasi parti ve derneklere yönelik baskılar hız kazanıyor. Tüm bunlar bizi kaygılandırıyor. Sanki savaş rantçıları düğmeye tekrar bastı. Eğitim ekmekçileri olarak yaşananlara seyirci kalmayacağız. Yurt çapında herkesin katılacağı geniş eylem platformaları oluşturmaya çalışacağız. Biz sürgün ediliyorsak yerimize diğer emekçiler mücadeleyi sürdürecektir."
Kitle tepkili
Hükümet eliyle kamu emekçilerinin mücadelesini kırma operasyonu yürütüldüğünü vurgulayan Figen Aras, son günlerde toplam 18 kamu emekçisinin sürgün edildiğini söyledi. Sürgünlerin büyük bir öfkeye yol açtığını anlatan Aras, baskıların son bulması için izleyecekleri yolu şöyle anlattı:
"Kısa zamanda somut eylemlerimiz gerçekleşecek. OHAL'in kaldırılması, sürgünlerin geri alınması, her kesime yapılan baskıların ortadan kalkması için önerilerimizi sendika genel merkezlerimize ileteceğiz. Bölge genelinde yapılan bir saldırı eylemiyle karşı karşıyayız. Öznel koşullarımızı da göz önüne alarak, zorlayıcı eylemliliklerimizi ortaya koyacağız. Ateş beni yakana kadar değil, ateş eğer emekçi arkadaşımızı yakıyorsa biz bu mücadeleyi hep birlikte yine vereceğiz düşüncesiyle hareket edeceğiz." src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Sendikacılar ortak mücadeleyi tartıştı
KESK, DİSK ve Türk-İş'e bağlı sendikaların yöneticileri, Emeğin Partisi İzmir İl Örgütü'nde bir araya gelerek, sendikal hareketin sorunlarını ve birlikte yapılacak faaliyetleri görüştüler. Genel İş 3 ve 5 No'lu Şube, Eğitim Sen 4 ve 5 No'lu şubeler, BES, Haber-Sen, SES, Enerji-Yapı Yol Sen, Tüm Bel-Sen ve Belediye-İş'ten katılan sendikacılar, geçtiğimiz aylarda Fransa'da yapılan Uluslararası Sendikal Konferans'ın sonuçlarına da değindiler.
Genel İş 5 No'lu Şube Başkanı Murat Hançer, yaptığı konuşmada, dünya işçi sınıfının ortak mücadelenin şart olduğu noktasında birleştiğini söyledi.
Hançer, "Burada ortak platformlar oluşturamazsak, ortak mücadelede birtakım sivil katmanları buluşturamazsak dünya işçi sınıfı ile birleşemeyiz" dedi. Emek platformlarını canlı bir hale getirmeleri ve bunun yanında, Merkezi Emek Platformu'na can verecek olan şubeler platformunu oluşturmaları gerektiğini belirten Hançer, "Bu, ülkemizdeki mücadelenin ivme kazanmasını sağlayacak ve sınıfın siyasallaşmasını gündeme getirecektir. Aynı zamanda uluslararası platformda bizi diri tutacaktır" dedi.
Yöneticiler yalan söylüyor
DİSK Genel İş Ege Bölge Temsilcisi Kani Beko, Türkiye'de çalışan 25 milyona yakın emekçiden, TİS'ten yararlanabilenlerin sayısının 550-600 bin civarında olduğunu belirterek, 24 milyona yakın, "örgütsüz çalışan ordusu"nun bulunduğunu söyledi. "Sendikalar ve emekten yana olan siyasi partiler kendi inisiyatifleri doğrultusunda bunu kontrol edemezlerse tabii ki birileri çıkacak, bu örgütsüz toplumu istediği şekilde yönlendirecek" diyen Beko, hükümetin kurulduğu günden bugüne halktan yana bir tek yasa çıkarmadığını hatırlattı. Mevcut Emek Platformu'nun görevini yeterince yerine getirmediğine dikkat çeken Beko, "Konfederasyonların başındaki yöneticiler, bir araya geldiklerinde basının ve işçilerin önünde çok rahat bir şekilde yalan söyleyenler ordusunu oluşturduğu müddetçe, bizim işimiz gerçekten zor" dedi. Beko, şöyle devam etti: "Eğer biz yarın istediğimiz düzeyde birtakım çalışmaları yapabilme olanaklarını yaratabilirsek, ki muhakkak yaratacağız, bu örgütlü gücü oluşturabilirsek, bu gücü uluslararası sendikal harekete taşıyabilirsek orada kendimizi en iyi şekilde ifade ederiz. Aksi halde oralara temsili düzeyde katılmanın bir anlamı yok."
Yerel emek platformları
Toplantıda konuşan KESK GYK Üyesi Hayri Mete de, işçi sınıfı örgütlerinin merkezi yapılarının ezici bir çoğunluğunun sınıftan yana bir tutumlarının olmadığını dile getirdi. Buna rağmen söz konusu yöneticilerin, emekçileri temsil yetkisini ve hakkını kullandığını söyleyen Mete, "Görev ve sorumluluklarından kaçabildikleri noktaya kadar kaçtılar. Bundan sonra fazla kaçma şansları yok" dedi. Sınıftan yana her sendikacı ve üyenin sorumluluğunun iki kat arttığını belirten Mete, Emek Platformu'nun, sadece merkezi ya da genel konfederasyonlar düzeyinde değil, yerel olarak da örgütlenmesi gerekliliğine vurgu yaptı. "İlk etapta bunun bilincine varmış, sorumluluğunu taşıyan sendikacı ve sendika yönetimleri ile başlamak gerekir, ama onlarla sınırlı tutmak ya da katılmak istemeyenlere sırt dönmek doğru değildir" diyen Mete, sadece il düzeyinde değil, ilçeler düzeyinde de böylesi bir faaliyeti örgütlemenin gerekliliğini vurguladı. Şubeler platformundan hareketle, IMF saldırılarına karşı İzmir'de ortak bir miting yapma önerisi getiren Mete, "En geniş yelpazeyi kapsayacak şekilde hareket etmek gerekir. Sadece Emek Platformu bileşenleriyle sınırlı kalmayalım. Esnafı, çiftçiyi, köylüyü de sürece katalım" dedi.
Bergama köylülerine ziyaret
BES İzmir Şube Başkanı Ramis Sağlam da, lokal eylemlerin, eylemleri genelleştirmek açısından önemli olduğunu vurgulayarak, IMF saldırılarına karşı birleşik bir mücadele ve kampanya örgütlemek gerektiğini belirtti. Uluslararası tekel Eurogold'a karşı mücadele veren Bergama köylülerinin son dönemde yalnızlık duygusu hissettiğini belirten Sağlam, memur ve işçi sendikaları olarak köylüleri ziyaret etmeyi önerdi. Sağlam, özelleştirme ile ilgili ve IMF saldırılarına karşı yapılacakların sadece bir mitingle sınırlı olmaması gerektiğini, Emek platformlarının emekçileri ilgilendiren tüm sorunlar karşısında tavır almasının şart olduğunu kaydetti.
Eğitim Sen 5 No'lu Şube Yönetim Kurulu Üyesi Veysel Bahçıvanoğlu, semt ve ilçelerde örgütlenecek emek platformlarında yöre dernekleri ve muhtarlarla da ilişkiye geçmek gerektiğini ifade etti.
Toplantı, İzmir'de geniş katılımlı bir miting, yerel emek platformlarının oluşturulması ve 11 Şubat Pazar günü sendikacılar tarafından Bergama köylülerinin ziyaret edilmesi kararlarıyla sona erdi.
www.evrensel.net