Altının zehirli mirası

Altının zehirli mirası

Romanya'nın Ukrayna sınırındaki kasabalarından biri Sasar. Yıllardır siyanür belasıyla uğraşıyor. Başta çocuklar, pek çok insan siyanür nedeniyle hastalıklarla karşı karşıya.

Altının zehirli mirası
Nick Thorpe
Doktorun muayenehanesinin bekleme odası mide sorunlarından şikayetçi köylülerle dolu. Burası Sasar adlı Ukrayna sınırına 30 kilometre uzaklıktaki bir Romanya kasabası. "Özellikle sindirim sistemi hastalıkları; kronik mide ağrısı, anemi ve bu türden hastalıklar söz konusu" diyor doktor Anica Strempel.
Kasabadaki altın madeninin siyanür içeren atıkları, göle salınıyor. Sasar kasabasında olduğu gibi, civardaki köylüler sadece geçen yıl yaşanan kaza ile değil, 50 yıldır yoğun olarak bölgedeki altın, kurşun ve bakır madenlerinin bedelini ağır biçimde ödüyorlar. "Allied Deals Phonix" adlı şirketin bakır arıtma tesisi üzerindeki kule biçimindeki dev bacasından yayılan kirlilik, sürekli olarak kuzey doğu rüzgarları ile yollara, tarlalar, nehirlere ve kente yayılıyor. Bu kirliliğin zararı ve neden olacakları üzerine hiçbir ayrıntılı tıbbi çalışma yapılmış değil. Siyanürlü altın madeninin atıklarının konulduğu göl, artık yüzeyi koyulaşmış bir "atık deposu"na dönüşmüş.
Bağışıklık sistemi etkileniyor
Kamyonlar, gölün kıyısında ardına zehirli atıkların konulduğu seti güçlendirmeye çalışan buldozerlere sürekli olarak toprak taşıyorlar. Siyanürün neden olduğu acı badem kokusu havayı kaplıyor. Dr. Strempel, çocukların bağışıklık sisteminin son derece güçsüz olduğunu ve kirlenmiş bir doğal çevrede yaşadıkları için iyice zayıfladığını anlatıyor. Ana Ghisa adlı köylü de, sütünü, yumurtayı ve sebzeleri diğer bir kabasadan almak zorunda kaldığını, çünkü kimsenin bu arazide yetiştirilen ürünleri almadığını söylüyor. Ghisa, bölgenin temizlenmesi için, geçen yıl yaşanan kazadan sonra görülen uluslararası ilgiye umut bağlıyor.
Şirket siyanürü savunuyor
Bu yıl, altın ayrışma işini yapan "Aurul" adlı şirketin yöneticisi Iuliu Chiorean, Ağustos'tan bu yana yeni bir kazanın önlemesi için bir önlem listesini uygulamaya koymuş: Daha güçlü setler, yeni bir tutma havuzu ve sürekli bir denetim. Fakat, "siyanürlü altın madenciliğine olan güveninin geçen yılki kaza ile sarsılıp sarsılmadığı" sorusuna gülerek yanıt veriyor: "Siyanür, bu madenlerde 1938'den beri kullanılıyor. Siyanür olmadan altın elde edemezsiniz."
Yöre halkı, altın madeni şirketinin açgözlülüğüne kızıyorlar. "Kötü bir kayadan daha fazla altın çıkarmak için giderek daha fazla siyanür kullanıyorlar" diyorlar. Bir ton kayadan bir gramdan az altın elde ediliyor çünkü.
Sasar Kasabası'nın Belediye Başkanı Maxim Popovici, Aurul madeninin çevre güvenliğini tehdit eder bir aşamaya gelmeden kapatılması gerektiğini söylüyor. Aurul şirketi ise aynı fikirde değil.
"Siyanürlü ilgili yanlış bir şey yok. Hidroklorik asitten daha zararlı değil" diye açıklama yapıyorlar.

(The Guardian / 31 Ocak 2001)

www.evrensel.net