Meclis'te kaos derinleşecek

Halkı baskı ve zor yoluyla susturmaya çalışan hükümetin, Meclis'teki cılız muhalefetin sesini kısmak için ortaya attığı İçtüzük tasarısının Meclis'te ölüm getirmesi, TBMM'deki kaosu iyice artırdı.

Meclis'te kaos derinleşecek
Halkı baskı ve zor yoluyla susturmaya çalışan hükümetin, Meclis'teki cılız muhalefetin sesini kısmak için ortaya attığı İçtüzük tasarısının Meclis'te ölüm getirmesi, TBMM'deki kaosu iyice artırdı. Muhalefet, "üzerine kan bulaşan" İçtüzük tasarısının geri çekilmesini istedi. Muhalefetin sesini kısarak, IMF'nin istediği yasaları sadece iktidar oylarıyla ve üzerinde görüşme yapılmadan geçirmek isteyen hükümetin, çıkarmak istediği İçtüzük, TBMM'deki kavga ve kargaşayı iyice artırdı.
İçtüzük görüşmeleri sırasında çıkan kavgada, DYP'li Şanlıurfa milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu'nun ölümü Meclis'te beklenen sonu getirdi. Tartışmalar ve karşılıklı suçlamalar artarken, DYP'li milletvekilleri MHP'li milletvekillerine ateş püskürdü.
Ölümün ardından dün TBMM'de gün erken başladı. Sabahın erken saatlerinden itibaren grup toplantısı yapan DYP'li milletvekilleri ve parti kurmayları olaya tepkilerini, Başbakan ve TBMM Başkan Vekili'nin istifasını isteyerek gösterdiler. TBMM Adalet ve Çevre Komisyonları toplantıları iptal edilirken, iktidar partisi milletvekilleri ortalıkta hiç gözükmedi. Meclis koridorları ve bahçesi, iktidar partileri milletvekillerinin olmadığı, kalabalık bir gün yaşandı.
DYP'den suç duyurusu
DYP Başkanlık Divanı, Çiller'in saat 10.35'te TBMM'ye gelmesiyle toplanıp, durum değerlendirmesi yaparken, bir yandan da suç duyurusu yapılacağı söylendi. Yaşanan tartışma ve kavgayı "utanç verici bir olay" olarak değerlendiren DYP Ardahan Milletvekili Saffet Kaya, MHP'li milletvekillerinin kendilerini hâlâ Ülkü Ocakları'nda zannettiklerini, 12 Eylül öncesi ortama zemin hazırladıklarını söyledi. Bu sözler, önümüzdeki dönemde MHP'li milletvekilleriyle daha sert tartışmaların yaşanacağını ve öfkelerin MHP'ye yöneleceğini gösterirken Kaya, "Parlamentoda kara bir gün yaşanmıştır" dedi.
DYP Eskişehir Milletvekili Sadri Yıldırım, bu saatten sonra yapılması gerekenin artık İçtüzük tasarısını geri çekmek olduğunu ifade ederken bir yandan da "Bu hükümet deprem sırasında bile çalışarak, karşı çıkılan yasaları çıkardıktan sonra bunu da çıkarır" diyerek, hükümetin muhalefetin sesini kısmada ne kadar kararlı olduğunu ifade etti.
İktidar milletvekilleri sindi
DYP ve FP gruplarının kalabalıklığına karşın iktidar partilerinin bulunduğu bölümde büyük bir sessizliğin olduğu, TBMM'de basın toplantıları ve olayla ilgili değerlendirmeler dışında bir çalışma olmadı. Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun, TBMM Başkan Vekili Ali Ilıksoy'a yazdığı, "Ali, devam et, okut, onayla" notunu kulislerde konuşan milletvekilleri, "Bunun iktidarın içtüzüğü çıkarmada ne kadar kararlı olduğunun göstergesi, onun da ötesinde yürütmenin yasamaya dayatması olduğu" değerlendirmesini yaptılar.
DYP Çanakkale Milletvekili Nevfal Şahin de TBMM çatısı altında ilk kez böyle bir olayın yaşandığını, olayın üzücü olduğu kadar vahim olduğunu, TBMM Başkanı'nın suç duyurusunda bulunması gerektiğini söyledi. Bostancıoğlu'nun notunu "yürütmenin yasamaya talimatı" olarak değerlendiren Şahin, "Yürütme yasamaya el koyuyor. Bu kadar tehlikeli bir durum olabilir mi?" diye görüş bildirdi.
'Kanlı İçtüzük geri çekilsin'
FP Grup Başkan Vekili Yasin Hatipoğlu ise, muhalefete savaş açan hükümetin, demokrasiye, parlamento geleneklerine de savaş açtığını ifade ederken, Ecevit'i Bostancıoğlu'nu istifa ettirmeye ya da azletmeye çağırdı. "Renginin beyaz olmasına bakmayın kana bulanmıştır, kan bulaşmıştır" diyen Hatipoğlu, yapılması gerekenin bu "kanlı" içtüzüğün geri çekilmesi olduğunu ifade etti.
TBMM muhalefet kulislerinde ve gazeteciler arasında, yapılması gerekenin içtüzük tasarısını geri çekmek olduğu, ancak hükümetin çıkarmakta kararlı olduğu tartışmaları yapılırken, içtüzüğün tam bir dayatma olduğu da konuşuldu. İktidarın içtüzükte direnmesi durumunda tartışmaların daha üst boyutlara çıkması ve TBMM'deki kaos, kargaşa ve tartışma ortamını daha da sertleştirmesi bekleniyor.
Her şey IMF için
Parlamentodaki tüm siyasi partilerin Meclis tartışmalarına, yasama faaliyetlerine katılması gerekirken ve Anayasa'nın 95'inci maddesi de buna işaret ederken, içtüzük tasarısı bunun önüne engeller getiriyor. Yasa görüşmeleri sırasında muhalefete sadece iki önerge bir de Anayasa'ya aykırılık önergesi verme hakkı getiren içtüzük, yasaları da madde madde değil, bütün olarak görüşmenin önünü açacak. İçtüzüğün geçmesi halinde örneğin, önümüzdeki haftalarda Genel Kurul'a gelmesi beklenen 1030 maddelik Medeni Kanun bütün olarak görüşülüp, maddeler hakkında ne milletvekilleri ne de kamuoyu bilgi sahibi olabilecek. Benzer bir kısıtlama soruşturma raporları ile soru cevaplarda da yaşanacak. Soruşturma raporunun okunmasını engelleyici hükümlerin de yer aldığı İçtüzük tasarısı, hükümetin IMF ve DB'ye verdiği sözleri hızla yerine getirebilmek için gösterdiği kararlılığı da ortaya koyuyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Savunma saldırı altında
İstanbul Barosu'nca düzenlenen ve Türkiye Barolar Birliği ile 39 ilin baro temsilcilerinin katılacağı Avukatlar Forumu, 4 Şubat Pazar günü İstanbul'da gerçekleştirilecek. İstanbul Barosu Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, demokratik, adil yargının temelindeki 200 yıllık avukatlık mücadelesinin sürdürüldüğü belirtilerek, Türkiye'de yasal düzenlemeler ve fiili uygulamalarla savunmanın yargının dışına çıkartılmaya, halkın bu önemli güvencesinin çökertilmeye çalışıldığı vurgulandı.
Tüm serbest meslek sahiplerinin tepkisine neden olan "hayat standardı" esasının yasalaştığı 23 Kasım 2000 tarihinden bu yana, onlarca avukatın barolardan kaydını sildirdiği ifade edilen açıklamada, şöyle denildi: "Devlet, kamunun menfaatlerini korumak için fedakârca çalışan kamu avukatlarını korumuyor, kollamıyor. Onların ekonomik koşullarını düzeltmek, çalışma koşullarını ve mesleki haklarını güvence altına almak için çaba göstermiyor."
Müvekkilleriyle görüşmek için cezaevlerine giden avukatların hak etmedikleri muamelelerle karşılaştıkları da kaydedilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi: "Adalet Bakanı, sessizliğini bozduğu an ya savunmayı temsil eden avukatları ya da savunmanın örgütü baroları suçluyor. Bakanlık, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu'nun aldığı kararların Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesine uygunluğunun incelenmesini, cumhuriyet savcılığından istiyor. Barolar olarak savunmanın çökertilmesine, vesayet altına alınmasına izin vermeyeceğiz. Savunmayı savunmaya devam edeceğiz." Açıklamada ayrıca, avukatlık mesleğine yönelik saldırılara karşı savunmayı savunmak için düzenlenen Avukatlar Forumu'nun, 4 Şubat Pazar günü saat 14.00'te Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda yapılacağı bildirildi.
www.evrensel.net