Pil erken bitti, hastalar tehlikede

Doç. Dr. Barbaros Dokumacı, dün düzenlediği basın toplantısında, hatalı kalp pilleri yüzünden kalp hastalarının tehlikede olduğunu söyledi.

Pil erken bitti, hastalar tehlikede
SSK Eskişehir Bölge Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Barbaros Dokumacı, dün düzenlediği basın toplantısında, hatalı kalp pilleri yüzünden kalp hastalarının tehlikede olduğunu söyledi.
Kalıcı kalp pili takılan hastalarda pilin ilk ay kontrolünden sonra hastanın şikayeti olmaması durumunda, pillerin altı ayda bir kontrol edildiğini vurgulayan Doç. Dr. Dokumacı, "Pilin batarya ömrü azalmaya başladığında ise bu kontroller üç aya inmekte ve pil bitmeden değiştirilmektedir. Ortalama olarak 6 yıldan önce bataryalar bitmemektedir. Ancak, tespitlerimize göre ülkemizde hastalara takılan kalp pillerinin birçoğu iki yıl içerisinde bitiyor" diye konuştu.
Son iki ay içinde 'kalp pilleri' ile ilgili iki temel sorunla karşılaştıklarını belirten Dokumacı, şöyle devam etti: "Birinci sorun, Vitatron marka kalıcı kalp pillerinde, takılı hastalarda aniden pilin uyarıyı kestiği, yani durduğu görüldü. Bu pili taşıyan hastalar eğer pile bağımlı ise yani hayatının devamı için mutlaka elektrik uyarısına ihtiyacı varsa, aniden ölebilir. Biz bu pillerden kullanmıyoruz. Fakat, daha önce bu pilden takılan ve kurumumuz mensubu olan hastalarımıza ulaşmaya çalışıyoruz. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgiyi başhekimimiz genel müdürlüğümüze iletti."
Türkiye'de bin hasta var
İkinci sorunda ise CPI/GUIDANT marka kalp pillerinde ortaya çıktığını belirten Dokumacı, hastalarda zamanından önce kalp pillerinin bataryasının bittiğini, halen kliniklerinde bir serisi hiç takılmamış olan bu kalp pilleri takılı hastalardan, dışarıda takılan hastaların takibinde 4 hastada erkenden batarya ömrünün bittiği veya biteceği tespit edildiğini kaydetti. Bu 4 hastanın firma yetkililerince de kontrol edildiğini, sonra ücretsiz olarak kalp pillerinin son modelleri ile değiştirildiğini ifade eden Dokumacı, bu kalıcı kalp pilinden kullanan 40 hasta olduğunu, Türkiye'de bu modelden bugüne kadar yaklaşık bin adet takıldığını tahmin ettiklerini belirtti. Dokumacı, "Yurtdışında böyle bir sorunla karşılaşıldığında üretici firma basına mutlaka bilgi vermektedir. Daha sonra kalp pilinin değişmesi gerekiyorsa, bu işlemin yeni pil ve hastane masrafları dahil tüm mali yükümlülüğü firmaya ait olmaktadır. Hastaların dava hakları da saklı kalmaktadır. Hatalı piller yüzünden devletin maddi imkânları boş yere harcanmakta hem de hastalar ikinci defa aynı işlemlerle karşı karşıya kalmaktadır.
Biz SSK Eskişehir Bölge hastanesi olarak, böyle bir sorunun uluslar arası kurallara göre çözülmesi gerektiğine inandığımızdan daha fazla vakit kaybı olmaması için Türk basınının bilgilendirilmesini ve onların yayınları ile kalp pili takılı tüm hastaların en kısa zamanda doktorlarına başvurmalarının sağlanmasını istiyoruz" dedi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Orgeneral Özgen: 'AB şartlarının en ağırı
   Kürtçe eğitim'
Harp Akademileri ve Jandarma Asayiş eski Komutanı emekli Orgeneral Necati Özgen, "Ulusal Strateji" adıyla 2 aylık periyotlar halinde yayınlanan Savunma, Savunma Sanayii, Havacılıkve Denizcilik Dergisi'nin son sayısında PKK ve Kürtçe eğitimle ilgili değerlendirmelerde bulundu. PKK eylemlerinde yüzde oranda azalma olduğunu belirten Özgen, ilkokuldan başlayan bir Kürtçe eğitim için "üniter devlet açısından sonun başlangıcı olur" değerlendirmesini yaptı.
Emekli Orgeneral Necati Özgen, "Terörün Yaraları Nasıl Sarılır?" başlığı ile yayınlanan makalesinde, Avrupa Birliği (AB)'nin öne sürdüğü koşullardan en ağırının "Kürtçe eğitim" olduğunu savunarak şöyle dedi: "Ülke birliğinin temeli dil birliğidir. Kürtçe eğitim hangi seviyede yapılacaktır? İlköğretim seviyesinde yapılırsa, üniter devlette sonun başlangıcı olur.
Türkçe bilmeyecek veya az bilecek bir kişinin vali, subay, hakim, devlet memuru olarak yurdun diğer köşelerinde görev yapması ne kadar mümkündür? Kürtçe eğitimin süresi, zamanı, seviyesi, isteğe bağlı olup olmaması, verileceği bölgeler iyi düşünülmelidir. Kürtçe eğitimin, ülkenin birlik, beraberlik ve bütünlüğüne vurulacak en büyük zarar olacağı için çok iyi değerlendirilmelidir." Özgen, "Kürtçe radyo, TV ve Kürtçe eğitim talepleri hassasiyetle takip edilmeli, bu konuda kararlı davranılarak taviz verilmemeli, AB yetkililerine ve güçlü ülkelere, (Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısını bozacak müdahalelere izin verilmeyeceği) açıkça vurgulanmalı" ifadelerini kullandı.
PKK ile ilgili değerlendirmeler
Özgen, "demokratik cumhuriyet ve barış" diye nitelendirilen süreç için de "Bu durum, her ne kadar örgüt tarafından tek taraflı ateşkes ve iyi niyet girişimi olarak lanse edilse de, örgütün hedeflediği noktaya ulaşamadığını gösterir" dedi.
Öcalan'ın, 16 Şubat 1999'da yakalanıp yargılandığını ve idam cezasına çarptırıldığını hatırlatan Özgen, "2000 yılı Şubat ayında İran'ın Kandil Dağı'nda yapılan örgütün 7. kongresinde, örgüt elebaşının talimatları doğrultusunda, 'Silahlı mücadelenin durdurularak siyasi mücadelenin esas alınması' gibi bir strateji değişikliğine gidildi" dedi.
PKK güçlerinin önemli bir oranda sınır dışına çekildiğini belirten Özgen, "Sadece terörist inisiyatifinde meydana gelen olay sayısı ise, 1994'e oranla 2000 yılında yüzde 99 oranında azaldığı" ifadelerini kullandı. PKK'nin şu anki eylemsizliğini de Öcalan'ın AİHM'deki yargılamanın sonucunu ve TBMM'nin vereceği kararı beklemesine bağlayan Özgen, Öcalan'ın idam edilmesi halinde PKK'nin silahlı eylemlere başlayabileceğini de savundu. Emekli Orgeneral, yazısının "devletin alması gereken tedbirler" başlıklı bölümünde ise, PKK'ye yönelik operasyonların devam ettirilmesini, köy-kent uygulamasının hızlandırılması, bölgeye ilişkin özel yatırım teşviki gibi bir dizi öneriye yer verdi.
www.evrensel.net