KESK

KESK'te 'olağan' tartışmalar

KESK, genel kurulunu yönetim değişikliğiyle tamamladı. MYK'yı oluşturan ittifakta yer alan ÖDP'lilerin adayları bu grup içinde yaşanan tartışmayla birlikte değişti. Yeni MYK üyeleri genel kurulu değerlendirdi.

KESK'te 'olağan' tartışmalar
Şengül Karadağ
Pazar günü sonuçlanan KESK 3. Olağan Genel Kurulu'nda yeni yönetim, ÖDP, HADEP ve EMEP'in oluşturduğu ittifak sonucunda belirlendi. Yeni Merkez Yürütme Kurulu (MYK) içerisinde yer alan Sami Evren, Mustafa Avcı ve İbrahim Kudiş, genel kurulda yaşananlar, ittifak görüşmeleri ve eleştirilerle ilgili sorularımızı yanıtladılar.
Adı KESK Genel Başkanlığı için geçen yeni MYK üyelerinden Sami Evren, genel kurulun sendikal hareketin geleceğine ilişkin çok önemli katkılar sunduğunu belirterek, "KESK'in bütününü kucaklayan bir genel kurul olması nedeniyle de anlamlı. Önümüzdeki zor dönem, tüm emekçileri kucakladığı oranda gelişecektir" dedi.
Kendilerini, "Kürt delegasyonu" olarak tanımlayan delegelerin adayı olarak MYK üyesi seçilen Mustafa Avcı ise geçmiş yıllara göre, "daha olgun, seviyeli ve motive edici" bir genel kurul yaptıklarını söyledi. Seçimlerden bağımsız bir genel kurul yaşandığını savunan Avcı, "Yeni sürece ilişkin görevlerin altından nasıl kalkılabileceğinin yol ve yöntemlerinin karara dönüşmesi de bir olumluluktur. Bunun yanı sıra tüzüğün yüzde 80'inden fazlası güncelleştirildi" diye konuştu.
Emekçilere yönelik kapsamlı saldırıların yaşandığı bir süreçte topladıkları genel kuruldan, bu saldırıları püskürterek ve kendi iç sorunlarını da aşarak çıkmak amacı taşıdıklarını söyleyen İbrahim Kudiş ise, "Biz gelişmelerin bu yönde olması için üzerimize düşeni yaptık, ancak genel kurulun bu doğrultuda sonuçlandığını tam anlamıyla söylemek mümkün değil" dedi. Sermayenin ideolojik bombardımanı karşısında yeterince üretken ve politik bir tartışma yapılamadığını belirten Kudiş, hedeflenen bütünlüğün de sağlanamadığını söyledi. Daha önceki MYK'da da görev yapan Kudiş, eksikliklere rağmen, toplumsal muhalefetin KESK'ten beklentilerini karşılamaya çalışacaklarını söyledi.
Bir gece ansızın!
Aslında genel kurulun üçüncü ve dördüncü günleri, yaşananlar ve yapılan tartışmalar Evren'in "KESK'in bütününü kucaklayan", Avcı'nın ise "seçimden bağımsız" bir genel kurul yaşandığı şeklindeki değerlendirmelerini boşa çıkartır nitelikteydi. Tüzük tartışmalarının yaşandığı üçüncü gün öğleden sonra başlayan tartışmalar, KESK yönetiminin değişeceğine (ya da değiştirileceğine) dair ipuçları vermişti. Tüzük tartışmaları sırasında, "KESK Genel Merkezi'nin İstanbul'da mı, Ankara'da mı olacağı" konusunda yoğun tartışmalar yaşanmış, oylama sonucuna itirazlar yükselmişti. Bu tartışma ÖDP delegelerinin bölünmüşlüğünü de açığa çıkardı. En fazla delegeye sahip ÖDP'deki bölünmüşlük, doğal olarak genel kurula da yansıdı. "Ankara çıkarsa başkan değişir" şeklinde düşünceler ifade ediliyor, ÖDP içinde Siyami Erdem'in başkanlığının tartışıldığı belirtiliyordu. Tartışma pazar sabahı 05.00'e kadar sürdü, sonuçta ÖDP, Hasan Hayır dışındaki diğer MYK adaylarını -bunlar genel merkezin İstanbul'da olmasını isteyenlerdi- değiştirdi. Üç gündür, "seçim ve kulis havasından uzak" olan genel kurul salonu, pazar sabahı ise "gergin ve şaşkın"dı.
Oluşturulacak yönetimde yer alması istenen Sendikal Birlik ise "istekleri" kabul görmeyince görüşmelerden tamamen çekilmiş, yönetimde yer almayacağını açıklamıştı. Sendikal Birlik adayı olmayınca ve MYK'daki bir kişilik "boşluk" için düşünülen "ortak isim" de son gelişmeler üzerine yönetimde yer almayacağını açıklayınca, ÖDP'nin başlangıçta 4 olarak belirlenen MYK üye sayısı 5'e çıkmış oldu. Ayrıca ittifak listesinde yer almayanlar "dışlandıklarını", "genel kurul iradesi üzerinde baskı olduğunu" söylüyorlardı.
'Sonuçta MYK 9 kişilik'
ÖDP grubunda yaşananlar ve bunun genel kurula yansımaları konusunda, "yorum yapmayacağım" diyen Sami Evren, "Kollektif ilişkileri geliştirdiğimiz sürece kişilerin çok da fazla bir önemi yoktur" dedi. "Geleneksel sendikal anlayışlardan bir kopuştur bu. Klasik sendikalardaki gibi yıllarca genel başkanlık yapan sendikacılar yetiştirmeyeceğiz biz" diyen Evren, kimsenin genel kuruldan dışlanmasının mümkün olmadığını, bunun tüzük gereği de olamayacağını ifade etti. Evren, "KESK'in çıkarları doğrultusunda hareket eden herkesin bu ilişkiler içerisinde yer alması için çaba sarf edilmiştir. Sonuçta MYK 9 kişiliktir. Bütün genel kurullarda yönetime giremeyenler zaman zaman bu tür tartışmaları yapabilirler" diye konuştu.
'Bizi ilgilendirmez'
İttifak görüşmelerinde mutabık kalınan (bileşenlerin dağılımı gibi) konularda bir değişiklik olmadığını belirten Mustafa Avcı da, "O bileşenlerinden bir tanesinin kendi iç problemlerinden kaynaklı bazı gelişmeler oldu" diyerek, bunun da diğer bileşenleri çok fazla ilgilendirmeyeceğini söyledi. Bu durumun genel kurulu etkilemediğini, önümüzdeki süreci de etkilemeyeceğini söyleyen Avcı, "MYK ve GYK'ya önerilen arkadaşlarla önümüzdeki süreç kotarılabilecektir" dedi. Avcı da, "Kimsenin önü kesilmemiştir" diyerek, şöyle devam etti: "Yürümesini öğrenmek lazım. Desteğe dayalı yürüyüşü esas aldığınızda, desteğin o ya da bu biçimiyle olmadığı bir dönemde yine eski durumunuza dönersiniz. Bu yüzden denebilir ki; herkes kendi özgücünü örgütlesin."
Her genel kurulda değişiklikler olabileceğini, ancak son gün yaşananların, "Doğal değişikliklerin biraz üzerinde tesir gösterdiğini" söyleyen İbrahim Kudiş ise, "Umarım bu, mücadelemizi etkileyecek boyutta olmaz ve bulunduğumuz noktadan devam ederiz" dedi.
Genel kurulu, "Bütünlüklü ve geniş bir yapılanma"yla tamamlamaya çalıştıklarını, ancak tüm çaba ve girişimlere rağmen, bazı grupların, "Sayısal önerileri konusunda keskin bir yaklaşım içerisinde" olmalarından dolayı, yönetime giremediklerini anlatan Kudiş, "Son anda bile biz onlara katılmaları yönünde teklif götürdük. Ancak arkadaşlarımız kabul etmedi" diyerek, kendilerine yapabilecek bir şey kalmadığını dile getirdi.
'Doğrudan demokrasi'
KESK içerisinde en çok eleştirilen konulardan biri de yönetimin, grupların delege sayıları üzerinden belirlenmesi. Bu durumun, delege sayısı fazla olan grubun KESK'e hakim olmasına ve diğer grupların dışlanmasına neden olduğu savunuluyor.
Bunun sonuçlanmış bir tartışma olmadığını belirten Sami Evren, şunları söyledi: "KESK'teki seçim sistemi delege sistemine dayanmaktadır. İşyerlerinde delgeler seçilir, buralardan bunlar şube genel kurullarını yapar, yaparken de GYK ve üst kurul degelerini seçerler. İşleyiş bu. Burada örgüt içi demokrasinin tam işlediğini söylemek mümkün değildir."
Bu konuda kendi gruplarının daha önceki dönemlerde ciddi eleştirileri bulunduğunu hatırlatarak, bu kez duruma müdahale edebilecek güce sahip oldukları halde neden etmediklerini sorduğumuz Mustafa Avcı ise şöyle yanıt verdi: "Bugün de söylüyoruz. Nicel çoğunluk üzerine basarak bir yerlere gelmek yerine gerçekten örgütsel ve dönemsel ihtiyaçlar üzerinden kadro konumlanmasına gidilse daha iyi olur" dedi. Şu andaki yönetimde mevcut temsiliyetlerinin delege sayılarına denk düşmediğini de söyleyen Avcı şöyle konuştu, "Buna rağmen ısrarımız olmadı. Bu da daha önce söylediklerimizin kanıtıdır. Yarın bugünkünden çok daha fazla bir delegasyonla nicel bir duruşumuz söz konusu olursa, yine ihtiyaç oranında bir temsiliyet önereceğiz."
Delege sayısı üzerinden bir grubun yönetimde etkin olmasının KESK'in genişlemesini engellediğini söyleyen İbrahim Kudiş, "Bu, kendini delege bazında salona dayatmayı da getiriyor. Maalesef bizim açımızdan üzücü bir durum, ancak bütün kongrelerimizde de yaşanıyor" dedi.
www.evrensel.net