Yeter

Yeter'in işkencecilerine af beklentisi

Limter-İş Sendikası Eğitim Uzmanı Süleyman Yeter'in, gözaltında işkenceyle öldürülmesinden sorumlu tutulan polislerin yargılanmasına devam edildi.

Yeter'in işkencecilerine af beklentisi
Sendikacı Süleyman Yeter'i gözaltında işkenceyle öldürmekten yargılanan, Terörle Mücadele polisleri A.O., M.Y. ve E. E.'nin yargılanmasına dün İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Polislerin avukatı İlhami Yelekçi, Anayasa Mahkemesi'nde görülen ve sanıkların af kapsamına alınması sağlayacak örnek davanın sonucunun belirlenmesini istedi. Müdahil avukatları ve tutuklu sanıklar M.Y. ve E.E.'nin katıldığı duruşma, müdahil tarafın tanığı olan Hüseyin İldan'ın dinlenmesiyle başladı.
Duruşmada gerginlik
Süleyman Yeter'le birlikte gözaltına alındığını söyleyen İldan, gözaltında bunuduğu süre zarfında ilki 4 saat olmak üzere iki kere işkenceye alındığını ve bu sırada "filistin askısı, buz koyma ve tazyikli su sıkma" gibi işkence yöntemlerine maruz kaldığını belirtti. İldan, işkencenin ardından alındığı odada Yeter'in sesini duyduğunu anlattı.
İldan'ın konuşmasının ardından söz alan sanık avukatı İlhami Yelekçi, mahkeme hakimine "Bu tanığın dinlenmesine hiç gerek yoktu. Hayat hikayesini anlatıyor. Bu tanığı dinlemeniz gerekmiyordu" dedi. Bunun üzerine hakim ile Yelekçi arasında tartışma yaşandı. Hakim, Yelekçi'ye dönerek "Kimin dinlenip dinlenmeyeceğine siz karar veremezsiniz" diye konuştu. Tekrar söz alan Yelekçi, tanığın ifadelerini kabul etmediklerini söyledi.
İşkenceciler af yolunda
Avukat Yelekçi, çıkarılan af kapsamına müvekkilerinin yargılandığı Türk Ceza Yasası'nın 241/1'in ve 452/1'in maddelerinin alınmadığını ve bunun da Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu söyledi. Anayasa Mahkemesi'nde konuyla ilgili bir davanın görüldüğünü dile getiren Yelekçi, bu davadan sonuç çıkana kadar Yeter'in öldürülmesiyle ilgili davada karar verilmemesini istedi. Müvekkilleri aleyhinde ciddi kanıt olmadığını iddia eden Yelekçi, beraat istedi.
Mahkeme heyeti, Anayasa Mahkemesi'nde görülen davanın sonucunun beklenmesine ve bu süre içinde dava ile ilgili delillerin toplanmasına karar verdi. Duruşma 12 Mart tarihine ertelendi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Bor madeni sanayinin tuzudur
Ali Baş
Seyitgazi ilçesine bağlı belde ve köylerin katılımıyla gerçekleştirilen "Güç Birliği" toplantılarının beşincisi önceki gün Doğançayır Beldesi'nde yapıldı. Doğançayır'da yapılan toplantının gündemini ise özelleştirilmesi gündemde olan bor madenleri oluşturdu.
Maden-İş Sendikası Kırka Şube Başkanı Metin Gökgöz, Doğançayır'da bir kahvehanede gerçekleştirilen toplantıda, Bor madenleri konusunda yetkilileri, demokratik kitle örgütleri ve köylüleri bilgilendirdi. Bor madeninin Türkiye için büyük bir önem taşıdığına dikkat çeken Metin Gökgöz "Bor ülkemizin namusudur, sattırmayacağız" dedi. Toplantıya katılanların büyük çoğunluğu da Gökgöz'e destek verdi.
Katılım yüksek oldu
Doğançayır beldesinde yapılan toplantıya MHP Eskişehir Milletvekili S. Servet Sazak, Seyitgazi Belediye Başkanı Arif Ünal, Kırka Belediye Başkanı Salih Yıldırım, Doğançayır Belediye Başkanı Kemal Ulukoca, Maden-İş Sendikası Şube Başkanı Metin Gökgöz, Ziraat Odası Başkanı İsmail Büyüksarı ile Seyitgazi ve Kırka'ya bağlı 14 köy derneğinin yöneticileri ile köylüler katıldı.
Toplantının açış konuşmasını yapan Şube Başkanı Metin Gökgöz, bor madenlerinin özelleştirilmemesi gerektiğini söyledi. Ülkede sıkıntı çekenlerin başında işçi, memur, çiftçi ve emeklilerin geldiğini belirten Gökgöz, "Özelleştirmenin sıkıntısını hep bizler çekiyoruz. Boraks madeninin özelleştirilmesine hep birlikte karşı çıkmalıyız. Bor tuzları hakkında çevre köylülerin fazla bir bilgisi yok. Değerini bizler anlayabilmiş değiliz. Nasıl yemeklere tuz konuyorsa, sanayinin tuzu da bor madenidir. Türkiye, dünya genelinde bor madenlerinin yüzde 63'üne sahip. Burada 600-700 yıllık ciddi bir rezerv var. Bizden sonra en fazla bor madenine sahip ülke ABD, onlardaki oran ise dünyanın yüzde 13'ünü oluşturuyor. Bor madenlerinin kullanılmadığı hiçbir alan yok. Bunun için satılamaz diyoruz. Bor madenleri ülke olarak namusumuzdur. IMF'ye teslim etmeyeceğiz" dedi.
Sattığımız boru geri alıyoruz
Maden-İş Sendikası Şube Başkanı Metin Gökgöz, Türkiye'nin ham olarak sattığı boru işlenmiş olarak geri aldığına da dikkat çekti. Madenlerin 1978 yılında çıkarılan yasa ile güvence altına alındığını da belirten Gökgöz, " 'Etibank hantal' diyorlar. Etibank'ın pazarlama sıkıntısı yok. Her yere satabiliyoruz. Ham bor olarak çıkarttığımız boru 250-270 dolara satıyoruz. Daha sonra da bunu işlenmiş olarak 1000-1200 dolardan geri alıyoruz. İşleyemediğimiz ürünleri işlemek için Kırka'da fabrika kursunlar. Bu fabrikaları başka ülkelere kurmasınlar. Böylece bor yataklar da elimizde kalır. 'Ben sattım, ben verdim' mantığı ile özelleştirme yapılamaz" şeklinde konuştu.
Milletvekillerine görev düşüyor
Metin Gökgöz, bor madenlerinin özelleştirilmemesi konusunda öncelikle Eskişehir milletvekillerine büyük görev düştüğünü de vurguladı. Kendilerinin de öncelikle bor madenlerinin tanıtımını yapacaklarını söyleyen Metin Gökgöz konuşmasının sonunda destek çağrısında bulunarak, şu uyarılarda bulundu:
"Oylama Meclis'te olacaktır. Milletvekillerine görev düşüyor. Bandırma'dan tüm Türkiye'ye haykırdık. Bunun bir benzerini de Eskişehir'de yapmalıyız. Hiç kimse özelleştirme ile işsizliğin azalacağını, çevrenin gelişeceğini zannetmesin. 1970 yılına kadar bu madenleri İngilizler işletti. Madenlerimizi aldılar götürdüler. Yatırım yapmadılar, yapmazlar. Çalabildiklerini götürecekler. Buna izin vermeyeceğiz."
Bor bizim gururumuz
Toplantıya katılan MHP Eskişehir Milletvekili S. Servet Sazak, bor madenlerinin özelleştirilmesine karşı çıkacaklarını söyledi. Sazak, özelleştirmelerin sonuna kadar arkasında olduğunu, ancak stratejik öneme sahip olduğu için bor madenlerinin özelleştirilmesini onaylamadığını ifade etti.
Doğançayır Belediye Başkanı Kemal Ulukoca ise toplantıda yaptığı konuşmada, bor madenlerinin Türkiye'nin gururu olduğunu söyledi. 1861 yılından başlayarak 110 yıl süreyle bor madenlerinin İngiliz şirketlerine bağlı kaldığının altını çizen Kemal Ulukoca, "Bor madenlerinin desteklenmesi gerekir. Biz bor madenini hep ham olarak gönderdik. Böylelikle istihdam da engellendi. Petrolü, doğalgazı olan ülkeler bunun gururunu yaşıyor. Bu gururu bizim de yaşamamız gerekiyor. Gerekirse rafineriler kurarak işlenmiş olarak satmalıyız. ABD ham boru kimseye vermiyor. Piyasaya onlar satıyor. Bizim kullanma hakkımızı onlar kullanıyor. Bor madenleri ABD şirketlerine peşkeş çekilecek. Kendi sorunlarımızı konuşurken, bor madenlerini unuttuk. Hep birlikte borun özelleştirilmesine karşı çıkmalıyız" dedi.
Mücadele asli görevimiz
Seyitgazi Belediye Başkanı Arif Ünal da, bor madenlerinin özelleştirilmemesi güçleri yettiğince mücadele etmelerinin asli görevleri olduğunu söyledi. Ünal "IMF ile yapılan anlaşmalar ile bazı kurumların özelleştirilmesi söz konusu; Telekom, Ziraat Bankası, Halk bankası gibi. Hükümet'in IMF programından vazgeçmesi gerekir" görüşüne yer verdi.
www.evrensel.net