Yok edilmeye karşı birlik

Adana'daki tekstil sendikalarının şube başkanları yok olmak istemeyen sendikaların birlikte mücadele etmesi gerektiğini vurguluyor.

Yok edilmeye karşı birlik
Sinan Araman - Halil İmrek
Tekstil işkolunun en yoğun olarak bulunduğu Adana'da Türk-İş'e bağlı TEKSİF ve DİSK'e bağlı Tekstil sendikaları yaklaşık 8000 işçi adına toplusözleşme yapacak.
DİSK/Tekstil Bossa'ya bağlı basma, dokuma, iplik fabrikaları ile denim, kadife ve gömleklik işletmeleri, Teksa (Bossa-5), Çukobirlik ve Mensa'da sözleşme görüşmelerini yürütüyor.
TEKSİF Sendikası, Özbucak, Aksantaş ve Pilsa'nın belli bir kısmında, Hak-İş'e bağlı Öz İplik-İş ise Güney Sanayi işçileri adına sözleşme görüşmelerini sürdürüyor.
Geçen yıl toplusözleşme döneminde işçi sendikalarının önemli tavizler verdiğini belirten Tekstil Sendikası BOSSA Şube Başkanı Mahmut Ünüvar, bundan cesaret alan patronların bugün işçilerin gömleğinden çorabına kadar her şeyine, 30-40 yıllık kazanımlarına, birikimlerine göz diktiğini belirtiyor. Görüşmelerde gıda ve ikramiye, çocuk, evlenme, yakacak, ölüm yardımları gibi bütün sosyal hakların ücrete yansıtılmaya çalışıldığını belirten Ünivar, "Tabii burada bir oyun söz konusu. Bir dahaki döneme bu hakları tamamen kaldırmanın adımı bu. Tekstil çalışanları Türkiye koşullarına oranla çok az ücret alıyor ve fazla mesai yapıyorlar. Patronlar fazla mesai ücretlerini de yarıya düşürmek istiyor. Her yönüyle çok ağır bir sözleşme dayatıyorlar bize" diyor.
Bu koşulları kabul etmenin iki üç yıl sonra Türkiye'de sendikal faaliyetin bitmesi demek olacağını belirten Ünivar, 30-40 yıllık kazanımların bir saatlik görüşmelerle feda edilmesinin istendiğini söyledi.
Patronların işçi haklarına yönelik bu tutumlarının bundan sonra da artarak devam edeceğini belirten Ünivar, işçinin güvenini kaybetmek istemeyen her sendikanın bu dayatmalara karşı ortak bir tavır belirleyerek birlikte mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.
Sendikalı işçi sürekli atılıyor
TEKSİF Adana Şube Başkanı Mustafa Işıl da, patronların kriz gerekçesiyle sözleşmeyi düşük bir ücret artışıyla kapatmak istediğini söyledi. Örgütlü oldukları özel işyerlerinde işçilerin ortalama 106 milyon lira aldığına, ülkede açlık sınırının ise 206 milyon lira olarak açıklandığına dikkat çeken Işıl, buna rağmen tekstil işçilerine yüzde 13 zammın reva görüldüğünü belirtti.
Grev kararı alınan toplusözleşme görüşmelerinde patronların asıl olarak kazanılmış hakları budamaya yönelik bir girişiminin söz konusu olduğunu vurguladı.
Yaptıkları sözleşme protokollerinde, "Ünite departmanlarında taşeron işçi çalıştırılamaz" maddesinin yer aldığını hatırlatan Işıl, "Bu her sözleşmede böyle olmasına rağmen, patronlar taşeron işçi çalıştırıyor. Örgütlü olduğumuz yerlerin çoğunda taşeron işçi çalıştırılıyor. Bunları sendikalı yaptığımızda ise işveren tekrar atıyor" dedi. Atılan işçi yerine alınan işçileri de örgütlemenin mümkün olduğunu söyleyen Işıl, ama atma ve yeniden almanın süreklileştiğini bunun da işçilerin ekmeğini kaybetmesi ile sonuçlandığını söyledi. İşgüvencesinin önemine dikkat çeken Işıl, görüşmelerde 4 aylık zam önerisi getirildiğini, TEKSİF'in ilk 4 ay için yüzde 17 ücret zammı önerdiğini, diğer 4 aylar için ise enflasyon oranında artış önerdiğini hatırlattı. Işıl, şöyle devam etti: "İşverenler sendikası ise ilk 4 ay için yüzde 13 önerdi. Bunun ortasını bulmak mümkündü ama birincisi ilk 4 ay zam önerisinin bordroya yansıtılmaması isteniyor, ikincisi sosyal hakların kısıtlanması isteniyor. Böyle olunca anlaşmazlığa girildi. Yani kazanılmış hakların kısıtlanması ve verilen zammın bodroya yansımaması anlaşmayı engelledi."
www.evrensel.net