Üretici sendikası için resmi girişim

Türkiye Üretici Köylü Sendikası kurma çalışmalarını sürdüren Trakyalı üreticiler, resmi başvuru öncesi kurucu başkan ve 7 kişilik kurucu yönetim kurulunu seçtiler.

Üretici sendikası için resmi girişim
Uzunca bir süredir, Türkiye Üretici Köylü Sendikası kurma çalışmalarını sürdüren Trakyalı üreticiler, Petrol-İş Sendikası Lüleburgaz Şubesi Toplantı Salonu'nda bir araya gelerek, resmi başvuru öncesi kurucu başkan ve 7 kişilik kurucu yönetim kurulunu seçtiler.
Trakya'nın çeşitli köylerinden gelen üretici köylüler toplantı boyunca bugüne kadarki yaptıkları çalışmaları değerlendirerek sendikanın kurulması için resmi başvurunun en kısa zamanda yapılmasını karara bağladı.
Toplantıda açılış konuşmasını yapan Üretici Köylü Kurultayı Düzenleme Komitesi Başkanı Şevki Konur, yaklaşık bir yıldır gece gündüz köy köy dolaştıklarını, büyük emekler harcadıklarını şimdi bunun meyvelerini almaya başladıklarını belirtti. Mücadelelerinin onurlu ve kutsal bir mücadele yürüttüklerini söyleyen Konur, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çalışmalarımız sırasında maddi manevi birçok engelle karşılaştım. Ama bunlar beni bir gün yıldırmadı. Sendikayı kuracağımıza olan inancım ve güvenim hiç sarsılmadı. Bugün artık yolun sonuna yaklaştık. Burada seçeceğimiz arkadaşlar esmi başvuruyu yapacaklar ve sendikamız kurulacak. Bu sendika Türkiye tarihinde bir ilktir. Bir ilki başardık." Konur'un açılış konuşmasının ardından oluşturulan kurucu yönetim kurulu başkanlığına Şevki Konur getirilirken, yönetim kurul üyeleri arasında şu isimler yer aldı: Tahsin Göksal, İsmet Patron, İsmail Arda, Ferhat Elmacı, Fevzi Çakmak ve Saim Atalay. Sendikalarının merkezini Lüleburgaz olarak belirleyen köylüler, sendika bürolarını da tuttular. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Meslek birliklerinden
    Adalet Bakanlığı'na tepki
Meslek birlikleri, son günlerde İstanbul Barosu'na ve genel olarak meslek örgütlerine yönelik baskıları kınadı. Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB), Türk Eczacıları Birliği (TEB), Türk Mühendisleri ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB), yaptıkları yazılı açıklamada, Adalet Bakanlığı'nın İstanbul Barosu Yönetim Kurulu'nun görevden alınması için dava açılmasına yönelik olarak başlattığı soruşturmayı baskı girişimi olarak değerlendirdiler.
Açıklamada soruşturma emrinde baronun illegal karar aldığı yönündeki ifadeyi baskıya çıkarılan çağrı olarak yorumladıkları belirtilerek, "Yasanın bir konuda yetki vermiş olması, bu yetkinin siyasal bir baskı olarak kullanılmasını haklı çıkaramayacağını düşünüyoruz" denildi.
İçişleri Bakanı'nın 18 Ocak günü parlamentoda yaptığı konuşmayı örgütleri ile ilgili 'kamuoyunu yanlış bilgilendirme' sonucunu çıkardıklarının belirtildiği açıklamada, konuşmada iddia edildiği gibi meslek örgütlerinin "Parlamentoyu ve siyaseti yok saymışlardır" sözlerinin de yanlış olduğunun altı çizildi. Meslek örgütlerinin Türkiye'de yaşayan büyük çoğunluğun ve üyelerinin yararına politikaları ve evrensel değerleri savunduğunun dile getirildiği açıklamada, meslek birliklerinin toplumun her kesiminin özgürce görüş belirtebilmesini engellemeye yönelik her türlü tutum, idari ve siyasi baskıyı kınadıkları vurgulandı.
Bakanlığın soruşturma yetkisi yok
İzmir Barosu Başkanı Noyan Özkan, yaptığı yazılı açıklamada, İstanbul Barosu'na soruşturma açılmasını kınadı. İstanbul Barosu Yönetim Kurulu'nun, F tipi cezaevlerini protesto etmek yönünde bir karar almadığını belirten Özkan, "Baro'nun böyle bir kararı olsa bile, Adalet Bakanlığı'nın bunu yasadışı nitelemesiyle soruşturma açtırmak gibi bir hakkı yoktur" dedi. Özkan, bu görüşünü, BM "Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler Hakkında Havana Kuralları"nın 24. maddesi, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin, "Avukatların Mesleklerini Yürütmedeki Özgürlüğü" başlıklı tavsiye kararını açıklayıcı 18 Mayıs 2000 tarihli memorandum ile Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin "Avukatların Mesleklerini Yürütmedeki Özgürlüğü" adlı 25 Ekim 2000 tarih ve 2000/21 sayılı tavsiye kararına dayandırarak dile getirdi. Baroların bağımsızlığının önemini vurgulayan Özkan, açıklamasına "Barolarımız bugüne kadar çalışmalarında yürütme ile organik bir bağ kurmamayı ve böylece bağımsızlıklarını korumayı başarmışlardır. Baroların bağımsızlığını başta savunması gereken Adalet Bakanlığı, cezaevleri operasyonu sonrası yaşanan hukuk devleti ve insan haklarına aykırı gelişmeleri eleştiren avukatlardan duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, avukatlık mesleğini hedef almış durumdadır. Şimdi de resmi görüşten farklı bir görüş bildiren İstanbul Barosu hakkında, dayanaksız suçlama ile soruşturma açılması isteminde bulunmuştur. Adalet Bakanlığı'nın bu davranışını, hükümet uygulamalarına yöneltilen eleştirileri, susturmaya yönelik bir girişim olarak değerlendiriyoruz" diye devam etti.
www.evrensel.net