Suikastçiler 10-15 kişiydi

Suikastçiler 10-15 kişiydi

Diyarbakır'daki suikastten sağ kurtulan yaralı polis memurları olay anını anlatırken, "Ateş açanlar en az 10-15 kişiydi. Önden, arkadan yandan ateş ediliyordu.

Suikastçiler 10-15 kişiydi
Diyarbakır'da gerçekleştirilen saldırının faillerini yakalamak amacıyla başlatılan operasyonlar sürüyor. Saldırıyla ilgili elde edilen bazı ipuçlarının değerlendirildiği söylenirken, 2 saldırganın görgü tanıklarının verdiği ifadeler doğrultusunda hazırlandığı söylenen robot resmi tüm güvenlik birimlerine dağıtıldı. Olay yerinde yapılan aramalarda ele geçirilen silahlar ve el bombalarıyla, boş kovanların balistik incelemeleri sürüyor.
Telsizleri vardı
Okkan ve 5 polisin öldürüldüğü yerin yakınındaki dükkan sahipleri, gördüklerini anlattılar. Görgü tanıklarından berber Serdal Barasi, saldırının gerçekleştiği saatlerde dükkanda çalıştıklarını, silah seslerini duyunca dükkanın önüne çıktıklarını söyledi. Barasi, şöyle devam etti: "Bomba sesleri de geldi. Sonra biz hemen içeri girdik. O sırada tanımadığımız bir kişi içeri girdi. Elinde kalaşnikof silah vardı. Bizi yere yatırdı. Hepimiz yere yattık. O sırada eli tetiğe değdi ve silah patladı. Sonra dükkandan çıkıp gitti. Bir ara telsiz sesi duydum. Gelen kişinin üzerinde telsiz vardı."
Diyarbakır polisi, saldırı mahalline yaklaşık 300 metre uzaklıktaki Şehitlik Semti Yaradanakul Caddesi'ndeki bir apartman dairesine baskın düzenlendi. Operasyonda, güvenlik güçleri yaptıkları aramalardan sonra apartmanın dışına çıkardıkları iki kişiyi, kimlik kontrolünden sonra serbest bıraktı.
Yaralı polisler olayı anlattı
Saldırıda yaralanan 4 polis memuru Anadolu Ajansı'na olayı anlattı. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan yaralı polisler Fatih Gökçek, Mustafa Dinçer, Nuri Bozkurt ve Veli Göztepe olayı şöyle anlattılar; "Valiliğe gidiyorduk. Önde motorize ekipler bulunuyordu. Bizler önce giderken, birden arkadan silah sesleri duyduk. Şehit olan arkadaşım müdürümüze saldırı olduğunu söyledi. Biz de hemen döndük. 3 kişiyi gördük; 3'ü de sakallı, içlerinden biri ise şalvarlıydı. 3 kişi gördük, ancak, her taraftan ateş açılıyordu. Biz de yere yatıp ateş etmeye başladık. Ateş açanlar en az 10-15 kişiydi. Önden, arkadan yandan ateş ediliyordu. Ortalık adeta cehenneme dönmüştü. Biz yerimizden kalkıp tam olarak yanlarına yaklaşmaya çalıştık. Bu sırada bomba attılar. O sırada yaralandık."
'11 Kaleşnikof kullanıldı'
Saldırıyla ilgili soruşturmada, Diyarbakır DGM Başsavcılığı yetkilileri AA'ya yaptıkları açıklamada, olay yerinde bulunan kovanların ilk incelemesinde, saldırıda 11 Kaleşnikof marka uzun namlulu silah kullanıldığının tahmin edildiğini belirterek, bulunan Rus yapımı Makarof marka tabancanın ise kullanılmadığının belirlendiğini bildirdiler.
Bursa Emniyet Müdürlüğü, Diyarbakır'daki saldırıda kullanıldığı iddia edilen Bursa plakalı otomobil hakkında ön soruşturma başlattı. Emniyet Müdürü Aydın Genç, saldırıda kullanıldığı iddia edilen 16 YT 375 plakalı aracın araştırılması konusunda Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nden kendilerine bir yazı ulaşmadığını, ancak gazetelerde yer alan haberler üzerine ön soruşturma başlattıklarını bildirdi. Bordo renkli Ford marka otomobilin "Almanya'da işçi olarak çalışan Nazmi Kaplan'a ait olduğunu" belirlediklerini kaydeden Genç, şunları söyledi: "Nazmi Kaplan'a telefonla ulaştık ve arabası hakkında bilgi aldık. Kaplan, aracını bir kişiye kiralamış ve uzun bir süre ne kira parası alabilmiş ne de aracını. Bu kişi hakkında da şikâyetçi olduğunu söyledi bize" Genç, soruşturmada, aracı kiralayan ve adını açıklamak istemedikleri kişinin, daha önceki olayları nedeniyle dolandırıcılık suçundan arandığını sözlerine ekledi.
Öte yandan, Olağanüstü Hal Bölge Valisi Gökhan Aydıner de, tüm Diyarbakırlılara, saldırıya karşı gösterdikleri tepkilerden dolayı bütün kamu görevlileri adına teşekkür etti.
Der Tagesspiegel'in iddiası
Almanya'nın günlük siyasi gazetelerinden Der Tagesspiegel, Okkan'ın ölüm emrinin Almanya'dan gelmiş olabileceğini yazdı. Gazetede, Susanne Güsten imzasıyla yayımlanan haber-yorumda, Okkan'ın öldürülmesiyle ilgili olarak Türkiye'de araştırma yapanların, Almanya'ya uzanan ipuçlarını değerlendirdikleri belirtildi. Türk güvenlik güçlerinin İsa Altsoy adındaki bir Hizbullah yöneticisi üzerinde durduklarını yazan gazete, bu kişinin yaklaşık 1 yıl önce sahte pasaportla Almanya'ya kaçtığı şeklinde bilgi bulunduğunu kaydetti. Gazete, hâlâ Almanya'da olduğu sanılan Altsoy'un, geçen yılın şubat ayında güvenlik güçlerine karşı saldırılarda bulunulması talimatını verdiğini yazdı.
www.evrensel.net