Bayram Çavuş son nefesine kadar

Bayram Çavuş son nefesine kadar

   mücadele etti

Bayram Çavuş son nefesine kadar
    mücadele etti
Bergama köylüleri, on yıldır birlikte mücadele ettikleri, "Bayram Çavuş" diye seslendikleri Bayram Kuzu'yu kaybettiler.
Bayram Kuzu'nun cenazesi, Pınarköy'de kılınan namazdan sonra köy mezarlığına defnedildi. Bergama Çevre Yürütme Kurulu Sözcüsü Oktay Konyar, Bayram Kuzu'nun cenazesi eller üzerinde mezarlığa taşınırken, 'Hopdediks' pijamasını konvoyun önünde taşıdı. Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın, çevreciler ve köylülerin katıldığı cenaze töreninde, Kuzu, alkışlarla toprağa verildi. Cenaze töreninde, siyanürlü altın üretimine karşı mücadele veren Bergama'nın 17 köyünden toplanan topraklar, Bayram Çavuş'un tabutunun üzerine serpildi. Oktay Konyar, Bayram Çavuş'un Bergama köylülerinin mücadelesini uluslararası boyuta taşıyan eylemlerde hep ön saflarda yer aldığını anımsattı. Kuzu'nun anısı önünde saygıyla eğildiklerini kaydeden Konyar, köylülere, "Siyanürlü altın şirketleri Türkiye'yi terk edinceye kadar mücadeleyi sonuna kadar sürdürecek misiniz?" diye sordu. Köylüler de "Sürdüreceğiz" yanıtı verdiler.
Eylemlere katılırken giydiği çizgili pijaması ve göbeği yüzünden, Roma'lılara boyun eğmeyen Galyalı'ların anlatıldığı çizgi filmin kahramanı "Hopdediks"e benzetilen 75 yaşındaki Bayram Kuzu, köylülerin hemen her eyleminde ön sıralarda yer alıyordu. Pınarköylü, üç çocuk babası Kuzu, felç geçirip hastaneye yattığında da mücadeleyi bırakmamış, Eurogold'un hastaneye gönderdiği "Geçmiş olsun" çiçeğini de kabul etmeyerek odadan çıkartmıştı. İki hafta önce, yüksek tansiyona bağlı olarak beyin kanaması geçiren Kuzu, köyünden İzmir'e getirilerek Atatürk Eğitim Hastanesi'nde tedavi altına alınmıştı. Vücudunun sol bölümü felç olan ve sol gözü görmeyen Kuzu'yu, Bergama Çevre Hareketi Sözcüsü Oktay Konyar ve TMMOB'ye bağlı odaların temsilcileri yalnız bırakmamıştı.
Önceki gün saat 15.00 sularında ikinci kez beyin kanaması geçirerek yaşama gözlerini yuman Kuzu için yine Bergama köylülerinin öncülerinden Sebahat Gökçeoğlu, "Bayram Kuzu, soyadı gibi, kuzu gibi bir adam" diyordu. Bundan sonra Bergama köylüleri altın madenine karşı yürüttükleri mücadeleyi onsuz ama aynı zamanda onun için de yürütecekler. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Baro'dan Adalet Bakanlığı'na tepki
Son günlerde avukatlık mesleğine yönelik artan saldırıları değerlendiren İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, Adalet Bakanlığı'nın bu saldıralara karşı sessiz kaldığını, sesizliğini bozduğu zaman ise ya savunmayı temsil eden avukatlara ya da savunmanın örgütü olan barolara saldırdığını kaydetti. Sayman, "Savunmayı çökertmek isteyenler eninde sonunda savunmaya sığınırlar. Biz o zaman onların da savunma haklarını savunuruz" dedi.
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu, avukatlık mesleğine saldırıların artması üzerine dün İstanbul Adliyesi içinde basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında konuşan Yücel Sayman, demokratik devletileri totaliter devletlerden ayırın özelliklerden birinin savunmayı temsil eden avukatlara verilen değer ve dokunulmazlık olduğunu söyleyerek, Üçlü Protokol bahane edilerek avukatlara yapılan insanlık dışı muameleleri anlattı. Avukatların böyle pek çok olaya maruz kaldığını söyleyen Sayman, Adalet Bakanlığı'nın F tipi cezaevlerinde yapılan operasyonların sorumluluğundan kaçmak için "Bu işi saptıranların başında İstanbul Barosu Başkanı geliyor. Bir kısmının iyi niyetli kabul etmek isityorum ama, F tipi cezaevlerini öyle bir tanıttılar ki" şeklinde bir açıklamasını hatırlattı. Adalet Bakanı'nın ölüm oruçlarının ve açlık grevlerinin artmasından da avukatları sorumlu tutuğunu ve bu yönde de açıklama yaptığını dile getiren Sayman, Adalet Bakanlığı'nın İstanbul Barusu'na F tipi cezaevlerini protesto etmek için karar gerekçesiyle soruşturma açtığını ifade etti. Adalet Bakanlığı'nın, Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı yazılı başvuruda bu konunun araştırılmasını ve gereğinin yapılmasını istediğini söyleyen Sayman, "Yazıda istenen 'gereğin' ne olduğu Avukatlık Yasası'nın 77. meddesinde belirtilmiştir: Adalet Bakanlığı'nın istemi üzerine Baro'nun sorumlu organına (yönetim kurulunun) son verilmesi talebiyle dava açılması" dedi.
Adalet Bakanlığı'nın barolar üzerinde vesayeti bulunduğunu ve bu durumun 'hukuk devleti' ve 'yargının bağımsızlığı ilkesi' anlayışıyla bağdaşmadığını söyleyen Sayman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Baroların seçilmiş organlarının 'Yargı kararı ile dahi alınmaması' demokratik yargı yapılmasının zorumlu kuralıdır. Yargının 'hüküm' kurumu ile 'yargı' kurumunun karşı karşıya getirilmesi toplumun demokratik örgütlenmesine ciddi darbedir. Yargının savunma kurumunun örgütü Baroların Yönetim Kurulu'nu sadece ve ancak bu kurulu seçen genel kurul alabilir." Sayman, baroyla ilgili iddiası olan Adalet Bakanı'nı genel kurula davet ederek iddialarını orada dile getirmesini istedi.
www.evrensel.net