İktidar tatlı geldi

MHP Genel Başkanı Bahçeli, son seçimlerden önce yaptığı konuşmada, "Yolsuzlukla Mücadele Kurulu" oluşturacağını, bu konuyu "milli bir vazife" sayacaklarını söylemişti.

İktidar tatlı geldi
"Milletimizin takdirine sunduğumuz ikinci büyük projemiz, 'YOLSUZLUKLA MÜCADELE PROJESİ'dir." Bu sözler MHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Dr. Devlet Bahçeli'ye ait. "Beyaz Enerji" operasyonunda kendisiyle ilgili ciddi iddialar nedeniyle hakkında gensoru verilen ANAP'lı Enerji Bakanı Cumhur Ersümer'i önceki gün oylarıyla aklayan iktidar ortağı MHP'nin Genel Başkanı, 18 Nisan 1999 seçimleri öncesinde, 5 Nisan 1999 günü düzenlediği basın toplantısında böyle söylemişti.
'Yolsuzlukla Mücadele Kurulu' kuracaktı!
MHP'nin internetteki sitesinde hâlâ duran bu konuşmada, "Yolsuzlukla mücadele" gibi vurgular da dikkat çekmesi için büyük harflerle yazılmıştı. Bu konuşma ile MHP, iktidar olmuş olan partilerin tamamına yakının skandal olarak basına yansıyan büyük yolsuzluklara karışmış olmaları nedeniyle halkın onları duyduğu tepkiyi kendisi için bir avantaja dönüştürmeyi amaçlamıştı.
Bahçeli, bu konuşmasında "Bugüne kadar iktidarda bulunan hükümetlerin tercih edip uyguladıkları ekonomik ve sosyal politikalar ile hukukdışı uygulamalar, insanlarımızı iki büyük sorunla, yoksulluk ve yolsuzluk sorunlarıyla karşı karşıya bırakmıştır" dedi ve iktidar olmaları halinde yolsuzlukları önlemek için Yolsuzlukla Mücadele Kurulu adı altında bir kurul oluşturacaklarını, bu kurulun da daha sonra kamu denetçiliği, diğer bir deyişle ombudsman sistemine dönüşeceğini söyledi.
MHP Genel Başkanı bununla da kalmadı, son zamanlarda arka arkaya patlayan "bankaların içinin boşaltılması" ile ilgili önlemler alacaklarını belirtti: "Bankalar kanununda yapılacak düzenleme ile bankaların içinin boşaltılması önlenecektir."
Bahçeli, bu konuşmasında, "Adam kayırma ve rüşvetin önlenmesi" için ise şu vaatlerde bulundu: "Kamu personelinin işe alınmasında ve yükselmesinde kayırmacılığa son verilecektir. Mal bildirimlerinin periyodik olarak denetlenmesi sağlanacaktır. ... Siyasi partilerin merkez yönetimlerinde, il ve ilçe teşkilatında görevli başkan ve yönetim kurulu üyeleri, mal bildiriminde bulunma kapsamına alınacaktır. Devlet ihalelerinde rekabeti, şeffaflığı, tarafların güvenini ve etkin denetimi sağlayacak yasal düzenlemeler yapılacaktır.
Değerli basın mensupları,
Sizlerin de bildiği gibi, MHP dışındaki partiler, ya yolsuzluğa doğrudan bulaşmışlar veya aklamalara alet olmuşlardır. Siyasi hayatımızdaki ilkesizlik, seviyesizlik ve kirlenme sonucu vatandaşlarımızda siyasetçiye olan güven kaybolmuştur. Bu güvenin tekrar kazanılması, ilkeli, seviyeli ve temiz bir siyasetin tesisi için bu alandaki yozlaşmanın mutlaka önlenmesi gerekmektedir. MHP olarak bizler somut projemizle konuya ciddi olarak yaklaşmaktayız."
Bahçeli'nin bu konuşmayı yaptığı günlerde, ülkenin sokakları da "Özelleştirmede soyguna hayır" vb. sloganlarda hem halkın yolsuzluklara, hem de sonuçlarını işinden olarak yaşadığı özelleştirmeye dönük tepkisini yedeklemeyi amaçlayan MHP afişleriyle doluydu.
Bir önceki seçimlerde ANAP, DYP ve CHP'nin adının yolsuzluklarla anılması ve halkta onlara karşı oluşmuş tepkiyi arkasına almaya çalışan Erbakan liderliğindeki RP'nin "Adil Düzen" sloganıyla geldiği iktidarı sırasında "Mercümek Skandalı" gibi büyük yolsuzluk olaylarına karışmış olması da MHP'nin bu konudaki iddialarının etki göstermesi için daha baştan alan açıyordu.
Diğer birçok tarihsel ve konjonktürel etkenle birlikte, "yolsuzluk ve yoksullukla mücadele" gibi söylemler de, iktidarda uzunca bir süre uzak kalmış olan MHP'nin yeniden denenmesi bakımından seçmeni etkiledi. Ancak 18 Nisan 1999 günü yapılan seçimlerde, kendisini de şaşırtan bir biçimde ikinci büyük parti olarak parlamentoya taşınan Bahçeli liderliğindeki MHP, bulunduğu pozisyonu yitirmemek için bu sözlerinin gereklerini yerine getirecek tek bir adım bile atmadı.
Elinde bulundurduğu bakanlıklarda kodrolaşmaya gitmeyi temel politika olarak benimseyen MHP'nin vaatlerinin altında ezilmeye başladığı günler de, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın Yüce Divan'a gönderilmesi yönünde kullandığı oyun hükmü de çok kısa sürdü ve Bahçeli ortağı Yılmaz'ın arkasında duran açıklamalar yaptı ve Başbakan Yardımcısı olarak kabineye girmesine destek verdi.
Bu arada, MHP'li belediye başkanı ve bürokratlar hakkında ortaya çıkan yolsuzluk ve usulsüzlük gibi gelişmelerin hiçbirinde de kamuoyunu ikna edecek bir adım atılmadı.
MHP, diğer temel konularda olduğu gibi yolsuzlukla ilgili konularda da, kendisine oy verenlerde yarattığı beklentiyle, diğer yandan da iktidardaki konumunu hesaba katan bir dengeyi ancak söylemde kurdu.
'Yolsuzlukla mücadele vazifemizdir'
5 Kasım 2000'de gerçekleşen MHP 5. Büyük Kongresi'nde MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin bu konudaki iddialı söylemleri değişmedi. Ortadoğu gazetesinde de günlerce "MHP'nin 21.Yüzyıla damgasını vuran hizmet programı" başlığı ile dizi olarak verilen Kongre'deki konuşmasında Bahçeli, "yolsuzlukları ortaya çıkaranları ödüllendireceklerini" söyledi. MHP Genel Başkanı, "Gerek kamu görevlisi, gerekse diğer kişilerin ödüllendirilmesi, ihbarda bulunanların korunması ve yanlış uygulamaya neden olanların da cezalandırılmasına yönelik hükümleri içerecek, geniş kapsamlı bir yasal düzenleme yapılacaktır" dedi. Bahçeli, bu konuşmasında devlet idaresini milletin bir emaneti olarak gördüklerini de söyleyerek, "Milliyetçi Hareket Partisi, yolsuzluğa, rüşvete, yağmacılığa müsaade etmemeyi vazife olarak görmektedir" ifadelerini kullandı.
İktidar 'icat' oldu, vaatler unutuldu
Yolsuzluklar konusunda ödün vermez bir söylem kullanan Bahçeli, sonunda dönüp dolaşıp partisinin iktidardaki konumunu riske edebilecek olan adımlardan yan çizecek formülü bulmakta hiç sıkıntı çekmedi. Heybetli ve iddialı nutukların sonunda söylenense, kendisinden önce söylenenlerin boş ve demagojik hamasetlerden öteye gitmediğini hep gösterdi.
Bahçeli, "Beyaz Enerji Operasyonu" kapsamında hakkında ciddi iddialarda bulunulan ANAP'lı Enerji Bakanı Cumhur Ersümer hakkındaki gensoru görüşmeleri öncesi, bir yandan seçim vaatlerini hesaba katarak yolsuzluklarla mücadele edileceğini söyledi, diğer yandan da "hiçbir bürokratın ve hiçbir işadamının mağdur edilmemesi için azami gayret" sarf ettiklerini söyleyerek son operasyonlardan tedirgin olan, adı Susurluk dosyalarına kadar geçmiş işadamlarının yüreğine soğuk su serperek toz duman arasında onlarında desteğini alacak bir ince hesap yapmaktan da geri durmadı.
MHP Genel Başkanı Bahçeli bu 'ince ayar'ın, en ince yanını da, "Bakan veya milletvekili her kim olursa olsun, yargılanmasına gerek duyulduğu takdirde, burada gereğini yapmaktan kaçınmayacağımız bilinmelidir" diyerek topu yargıya atıp Cumhur Ersümer'i kurtararak yaptı.
Ortadoğu'nun oyunu
Bahçeli'nin bu sözlerinin ardından MHP'li milletvekillerinin gensoru oylamasında Ersümer'i aklaması kimseyi şaşırtmadı. Hükümetin halkın tepki gösterdiği icraatları konusunda, MHP'yi iktidar partisi olma sorumluluğundan 'kurtarıp', halkın taleplerine tercüman olan bir muhalefet partisi gibi gösteren Ortadoğu gazetesi, bu gelişmeyi de yine benzer bir biçimde manşetine taşıdı: "Devlet Bahçeli Kararlı". Bu başlığın altında da şu ifadelere yer veriliyor: MHP Grubu'nda konuşan Bahçeli: Suçlu kimse makamına bakmadan yargılanmalı."
www.evrensel.net