Temel dayanağımız emekçiler

Geçtiğimiz hafta içinde Emek Platformu içerisinde yer alan Hak-İş, DİSK, KESK, TMMOB, TTB ile ÇHD, İHD, HADEP ve ÖDP ile görüşen Levent Tüzel'le yaptığımız ve dün sayfamızda yer verdiğimiz röportajın ikinci bölümünü sunuyoruz.

Temel dayanağımız emekçiler
Şengül Karadağ
EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, sendikalar, kitle örgütleri ve bazı siyasi partilerle görüşmelerinin temelini oluşturan emek programı taslağının temel dayanağının üreticiler ve işçiler olduğunu belirtti.
Geçtiğimiz hafta içinde Emek Platformu içerisinde yer alan Hak-İş, DİSK, KESK, TMMOB, TTB ile ÇHD, İHD, HADEP ve ÖDP ile görüşen Levent Tüzel'le yaptığımız ve dün sayfamızda yer verdiğimiz röportajın ikinci bölümünü sunuyoruz.
Oluşturulmasını öngördüğünüz 'emek programı'nın temel dayanakları ne olacak?
- En önemli dayanakları üreticiler ve işçilerdir. Başta da özelleştirme kapsamındaki işletmelerde çalışan ya da yeni bir toplusözleşme dönemine girmiş olan işçilerdir. Bilindiği gibi özelleştirme idaresi, TÜSİAD'ın da baskısıyla özelleştirmelerin hızlandırılması için bir karar aldı. Telekom, THY, Tekel, enerji üretim ve dağıtım hatları olmak üzere özelleştirmenin henüz tamamlanmadığı alanlarda bu program uygulanacak. Yaklaşık 30 milyon nüfusa sahip üretici köylüler, yine adaletsiz vergi politikalarından mağdur olan esnaf kesimi, emekliler, ev kadınları, öğrenciler parasız ve bilimsel eğitim isteyen gençler; yani bütün kesimler bu program etrafında birleşip harekete geçecek. Muhtarıyla, yerel yöneticisiyle, yöre dernekleriyle, emekçi inisiyatiflerini, birlikteliklerini oluşturup taleplerimizi dile getireceğiz.
Kuşkusuz ki; yarım milyon işçiyi kapsayan TİS'ler, Telekom'un özelleştirilmesi ve bu özelleştirmeden en dolaysız zarar görecek, yurt sathına yayılmış 70 bin işçi ve memur, TEKEL'in işçiyi ve köylüyü doğrudan ilgilendiren stratejik konumu, THY, kamu bankalarının ekonomi ve ülkenin bağımsızlığı bakımından önemi, enerji alanında olup bitenler; her biri IMF ve arkasındaki güçlere karşı halkın, işçilerin başkaldırısına neden olacak sayısız etkeni barındırmaktadır. Biz, bizimle bu değerlendirmeleri paylaşan herkesle, bu alanlarda var gücümüzle çalışıp halkın aydınlatılması gayreti içinde olacağız. Ama, genel bir eylem, nerede ve nasıl ortaya çıkıp hangi güçleri içine alarak ilerleyecektir, bunu şimdiden kestirmek elbette olanaklı değil.
EMEP olarak bu programın ve birliğin pratik örgütlenmesinin nasıl olması gerektiğini öngörüyorsunuz, neler yapıyorsunuz?
- Hazırladığımız program taslağını yeniden bir araya gelmek üzere görüştüğümüz örgütlere iletiyoruz. Girişimlerimizi Ocak ayı içerisinde sonuçlandırmayı düşünüyoruz. Ama bu sadece bizim irademize bağlı değil. Elbete partimiz, kendi faaliyetini kesintisiz sürdürme gayreti içinde; ama şu sözünü ettiğimiz program doğrultusunda ortak olacağımız herkesle birleşmek için de gayretlerimizi merkezde ve iller düzeyinde sürdüreceğiz; ortak bir tutum ilan etmek istiyoruz.
Tabii bu tartışmayı çok daha geniş bir kesime açmak üzere tabanda da çalışmalarımız başladı. Mahallelere semtlere varıncaya kadar, bu emekçi programını, işçisiyle, memuruyla, öğrencisiyle, ev kadınıyla, yerel yöneticisiyle, esnafıyla, emeklisiyle de tartışmak istiyoruz. Yerel inisiyatifler, yerel emekçi organizasyonları yaratarak, bunların giderek birleşik genel eylemlerini örgütlemek hedeflenmeli diyoruz.
Bu arada partimizi, bu programı azimle emekçilere taşıyacak bir güç olarak hazırlıyor, bunun çalışmalarını parti içinede de sürdürüyoruz. Çünkü; partimiz, bu işin başarısında kendisini ne ölçüde sorumlu kılarsa, "asıl sorumluluk partili işçi ve emekçilerdedir" fikrini ne ölçüde yerleştirirse (her parti ve sendikal çevre için bu esas olmalı, herekes asıl sorumluluğun kendisinde olduğu bilinciyle davranırsa işlerin çok hızlı bir biçimde yoluna gireceğini düşünüyoruz) o kadar başarılı olacağımızı biliyoruz. Dolayısıyla buradan aynı zamanda; bütün partililerimizi, harekete geçmeleri ve canlı, enerjik bir çalışmaya girmeye çağırıyorum. İşçi sınıfının siyasal güçlerine ciddi bir sorumluluk düşüyor. Geleceği her gün daha karartılan, ekmeği işiyle gelecekteki yaşantısıyla oyun oynanan, milyonlarca emekçiyi birleştirmek, harekete geçirmek başta partimiz olmak üzere işçi sınıfının, emekçilerin bütün önderlerinin, bütün ileri unsurlarının bir sorunudur.
Taslakta bir demokrasi talebi olarak Kürt sorunu neden ifade edilmiyor?
- Kürt sorunu Türkiye'nin en ciddi, en önemli sorunlarından biri. Bir demokrasi sorunu ve siyasi bir talep olarak ortaya çıkıyor ve taslakta sadece Kürt sorunu değil, demokrasi ve bağımsızlık mücadelemize ilişkin (AB, NATO, yasalar, DGM'ler, cezaevleri, çeşitili siyasal özgürlükler vb.) başka sorunlar da yok. Çünkü biz sermaye güçlerinin IMF ile vardıkları anlaşma üzerinden oluşturdukları programa karşı, bütün emek güçlerinin acilen üstünde birleşecekleri bir program ve onun etrafında bir birlik oluşturmak üzere yola çıktık. Dahası burada Kürt sorunu, GAP, bölgedeki yatırımlar, toprak talebi ve anti demokratik uygulamalar çerçevesinde ifade edildi. Yani bölgedeki halkın talepleriyle birlikte ifade edilmiş bir formülasyon var. Bunun en özlü, en iyi ifadesini zaten biz de yapılan tartışmalarla bulacağız.
HADEP'le görüşmeler de bu eksende mi gerçekleştirildi?
- Biz görüşme yaptığımız örgütlerin birine şöyle, ötekine böyle gitmedik. Hepsine söylediğimiz şey aynıydı. Yani IMF'nin uygulamaları, büyük sermayenin, hükümetin uygulamaları ve bu ekonomik tablo karşısında taleplerin ifade edilmesiydi. Bunun içerisinde ekonomik sosyal talepler olduğu gibi sendikal ve demokratik talepler de var. Dolayısıyla HADEP'le görüşmemizde de bunlar dile getirildi ve bu doğrultudaki çalışmaların yararlı olacağı kendileri tarafından da ifade edildi. Eğer yapılabilirse, partiler olarak daha ayrıntılı program hazırlamak da mümkün tabi.
Ya cezaevleri?
- Kürt dili ve kültürü üstündeki baskılar, Kürt sorunun "halkların kardeşliği temelinde çözümü" vb. nasıl bu program içinde yer almamışsa, cezaevleri de aynı nedenle yoktur. Cezaevlerinde 33 kişinin ölümüyle sonuçlanan operasyonların sorumlularının hesap vermesi ve F tipi uygulamalarından vazgeçilmesinin de buradan geçmekte olduğunu, bu alanda atılacak bir adımın cezaevleri ve cezaevleri sorununun bağlandığı demokrasi sorununa da son derece önemli mevziler kazandıracağını bildiğimiz için; sorunların adının şöyle ya da böyle işin içine girmesinin değil, ama özü itibariyle yer almasının önemli olduğunu düşünmekteyiz.
Bu yüzden de; aslında Kürt sorununda da, cezaevi sorunuda da adım atmanın ön koşulunun, şu sözünü ettiğimiz emekçiler arasında birlik ve onların sermaye güçleri karşısında harekete geçmesiyle mümkün olduğunu anlamak gerekmektedir. Kaldı ki; cezaevlerindeki yaşam koşulları, sadece cezaevinde yatanların değil, IMF programı ya da siyasi gericilik karşısında birleşmesini istediğimiz hak, ekmek, özgürlük kavgası veren tüm halkın sorunudur ve bu mücadele içinde gerçeğin bu yanı da emekçiler tarafından görülecektir. Bugüne kadar parti olarak bu sorunu böyle ele aldık, bundan sonra da böyle alacağız.
www.evrensel.net