Suikast aydınlatılmadı

Suikast aydınlatılmadı

Gazeteci-yazar Uğur Mumcu, öldürülüşünün 8. yıldönümü nedeniyle Türkiye genelinde düzenlenecek etkinliklerle anılacak.

Suikast aydınlatılmadı
Serpil Kurtay
24 Ocak 1993 tarihinde, Güldal ve Uğur Mumcu, aile dostları Prof. Kazım Türker'i ziyaret etmek için İbni Sina Hastanesi'ne gideceklerdi. Uğur Mumcu her zaman olduğu gibi arabayı ısıtmak için evinden önce çıktı. Güldal Mumcu, tam evden çıkmaya hazırlanırken saat 12.15'te korkunç bir patlama duydu. Mumcu'nun arabasına konulan bomba patlamıştı. Mumcu'nun vücudu patlamanın etkisiyle parçalara ayrıldı ve oto metal yığını haline geldi.....
Umut fos çıktı
Gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun nasıl katledildiğinin kısa öyküsüydü bu...
Mumcu'nun katledilmesi kadar, olayın soruşturulması ve dava aşamasında yaşanan "örtbas etme" girişimleri de çokca konuşuldu. Çünkü, dava dosyasında araştırılmayan ve incelenmeyen birçok konu vardı. Örneğin, Mumcu'nun evini gözetlemek için aynı sokakta bulunan Apart Otel, iyi bir yerdi. Ancak, bu otelde olayın gerçekleştiği tarihlerde kalanların adları bile saptanmadı. Olaydan 15 dakika kadar sonra Cumhuriyet gazetesine telefon eden ve cinayeti üstlenen biriyle ilgili olarak Karlı Sokak'taki telefon kulübesinin kayıtları incelenmedi. Cinayetten bir gece önce, Karlı Sokak'ta ışıkları sönük ve içinde şüpheli kişiler bulunduğu belirtilen üç araçla ilgili soruşturma yapılmadı. Taksi duraklarında çalışan şoförlerin ifadeleri alınmadı. Bu tür soruşturmalarda başarısızlığı Turgut Özal'a suikast davasında da açığa çıkan Ankara DGM Başsavcısı Nusret Demiral'a görev verildi.
Suikaste ilişkin onlarca soru ortaya atıldı. Ancak Mumcu cinayetinde gerekli titizlik gösterilmedi. Mumcu'nun cesedi 4 gün sonra toprağa verildi. Bu süre içerisinde saldırı kamuoyu tarafından büyük tepkiyle karşılandı. Cenaze törenine de yüzbinlerce insan katıldı.
Bir süre sonra cinayetle ilgili olduğu belirtilen 5 kişinin isimleri gazetelerde yayınlandı. Bu kişiler Çetin Emeç, Turan Dursun ve İranlı Ali Akbar Gorbani'nin öldürülmesi olayından sorumlu tutulan İslami Hareket Örgütü'nün yöneticileriydiler. Fakat bu gelişme de, hükümetin, kamuoyunun tepkisini azaltmak için ortaya attığı bir hava yastığı olarak değerlendirildi. Ankara 1 No'lu DGM'de açılan dava kaplumbağa hızıyla ilerlerken, bu kez, geçtiğimiz yıl Hizbullah operasyonlarıyla bağlantı olarak gözaltına alınan kişiler Mumcu suikastinin "sanığı" oldular. "Umut" adı verilen operasyonlarda gözaltına alınan kişilere tatbikatlar yaptırıldı. Fakat bu kişiler, ifadelerinin işkenceyle alındığını söyleyerek, suçlamaları reddettiler. Sonuçta, suikaste ilişkin bulguların gösterdiği adresler ve Mehmet Ağar'ın sarf ettiği; "Bir tuğla çekersek duvar üstümüze yıkılır" sözü akıllarda kaldı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


'Muhtıra'ya Ecevit'ten destek
Anayasa'nın 69. maddesinin parti kapatmayı zorlaştıracak bir biçimde değiştirilmesine yaptığı 'muhtıra' gibi açıklama ile karşı çıkan Anayasa Mahkemesi'ne Başbakan Bülent Ecevit'ten destek geldi.
Ecevit, dün yaptığı açıklamada, bu değişikliği bütün partilerin istediğini, koalisyon liderleri olarak kendilerinin de bu konu üzerinde bir çalışma yaptıklarını ifade ederek şöyle devam etti: "Bu arada bir partinin kapatılması için üçte iki oy çoğunluğunun istenmesi gündeme gelmişti. Fakat Anayasa Mahkemesi'nin değerli üyeleri bunun olası sakıncaları konusunda bizi aydınlattılar. Biz de dolayısıyla bu konunun yeniden incelenmesinin uygun olacağı sonucuna vardık." dedi. Değişikliği Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu uyarısı üzerine askıya aldıklarını bildiren Ecevit, bu konuda Genelkurmay Başkanlığı'ndan herhangi bir istek veya temeninin gelmediğini söyledi. Ecevit, Anayasa Mahkemesi'nin kaygılarını haklı bulduklarını belirterek, "Bazı olumsuzluklara yolaçabilir. Bunu düzelteceğiz." diye konuştu. Başbakan Ecevit, TBMM Genel Kurulu'nda da bu konuda aynı görüşe varılacağını umduğunu da sözlerine ekledi.
'Anayasa Mahkemesi'nden hükümet muhtıra yedi'
Öte yandan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ise, Hükümetin Anayasa Mahkemesi'nden muhtıra yemiş bir konumda olduğunu ifade ederek, hükümetin 69. madde konusunda çok değişik tavırlar içine sürüklendiğini söyledi. "Beyaz enerji operasyonu" ile ilgili gelişmelere de değinen Deniz Baykal konu hakkında şunları söyledi: "İhaleler ayarlanmış, havuz kurulmuş, havuzdan paralar dağıtılmış, Bu ihaleler ayarlanırken, havuz kurulurken, dedikodular ayyuka çıkarken, Sayın Bakanın bunlardan haberi var mıydı, yok muydu? Eğer bu yolsuzluklardan haberi yoksa bakanın orada kalmaması lazım. Eğer bakan yolsuzlukları biliyorsa yine görevinden ayrılması lazım. Bakan bu yolsuzlukları biliyor muydu, bilmiyor muydu? Biz bunun cevabını bekliyoruz. Bu gelişmeler karşısında bakanın bir an bile orada durmaması lazım."
Kutan: Pazarlık yapmayacağız
FP Genel Başkanı Recai Kutan ise, hükümetle Anayasa'nın 69. maddesinde yapılması düşünülen değişiklik konusunda "pazarlık" yapmayacaklarını söyledi. Edinilen bilgiye göre, partisinin TBMM grup toplantısının basına kapalı bölümünde söz alan Kutan, Anayasa değişikliği konusundaki teklifin, iktidarı oluşturan siyasi partiler tarafından gündeme getirildiğini, bu konuda ilk değişiklik teklifinin birinci maddesinin TBMM Genel Kurulu'nda da benimsendiğini anımsatarak, şu görüşleri dile getirdiği bildirildi: "Anayasanın üç maddesiyle ilgili yapılması düşünülen teklif de, iktidarı oluşturan partilerin milletvekilleri tarafından imzalanarak Meclis Başkanlığı'na sunuldu. Bu teklif Anayasa Komisyonu'nda kabul edildi. Genel Kurul'a geleceği sırada, her ne hikmetse bundan vazgeçildi. Biz Anayasa değişikliği konusunda, 69. madde ile ilgili görüşmelere devam edeceğiz. Ancak değişiklik teklifi ile ilgili pazarlık yapmayacağız. Bu konuda iktidarın, getirdiği değişiklik tekliflerine sahip çıkmasını bekliyoruz. Bu teklif sadece FP için yapılıyormuş gibi düşünülmesin. Siyasi partilerin güvence altına alınması, demokrasimizin çağdaş normlara ulaşması bakımından bu düzenleme son derece önemlidir."
www.evrensel.net