Birtan işkence sonucu öldü

Birtan işkence sonucu öldü

Üniversite öğrencisi Birtan Altınbaş'ın gözaltında işkenceyle öldürülmesi üzerine açılan davaya yarın Ankara 2'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edilecek.

Birtan işkence sonucu öldü
Jülide Kalıç
Üniversite öğrencisi Birtan Altınbaş'ın gözaltında işkenceyle öldürülmesi üzerine açılan davaya yarın Ankara 2'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edilecek. Ankara'da 1991 yılında gözaltına alınan ve işkence ile öldürülen Altınbaş'la ilgili açılan davada, emniyet yetkilileri ve DGM, işkenceyi saklama çabası içerisine girmiş, dava bir hukuk karmaşası içinde kapatılmak istenmişti. Altınbaş'ın işkence ile öldürüldüğü adli tıp raporları ve tanık ifadeleriyle belgelenirken, sanık polisler, Altınbaş'ın "Kendi kendini yaralaması ve açlık grevi sonucunda" öldüğünü iddia etmişlerdi. 10 polisin yargılandığı davada, haklarında giyabi tutuklama kararı bulunan sanık polislerden Naif Kılıç ve Ahmet Taştan hâlâ ortalıkta yok.
Avukatları, Birtan Altınbaş'ın ölüm nedeninin, işkenceye maruz kalıp kalmadığının ve işkence ve ölüm olayı arasındaki tıbbi-maddi uygunluk bulunup bulunmadığının Ankara Tabip Odası (ATO) tarafından araştırılmasını istedi.
Bunun üzerine ATO, Emniyet Müdürlüğü tutanaklarını, açlık grevine dair tutulmuş tutanakları, GATA Acil Servisi'nin geçici raporunu, DGM Savcılığı'nca düzenlenmiş ölü muayene ve otopsi zaptını, Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün DGM'ye sunulmak üzere ölüm olayı ve iddialarla ilgili tespit ve görüşlerini bildirir raporu ve Adli Tıp Kurulu 1'inci İhtisas Kurulu'nun raporunu incelemesinin ardından 8 sayfalık bir yorum raporu hazırladı.
Davada yargılanan sanık polisler, avukatları ve Emniyet Müdürlüğü'nce Birtan Altınbaş'ın, "Gözaltında açlık grevi yapması, nezarethanede kendini yaralayıcı davranışlarda bulunması, yakalama ve yer gösterme işlemleri sırasında mukavemet göstererek meydana gelen arbedede yaralanması" nedeniyle öldüğü öne sürülürken, ATO tarafından hazırlanan rapor, Birtan Altınbaş'ın "işkence" ile öldürüldüğünü bir kez daha ortaya çıkardı.
Ölüm nedeni işkence
Altınbaş'ın avukatlarının yarın mahkemeye sunacakları raporda, Altınbaş'ın darba maruz kaldığına ve darp kaynaklı yaralanmaların "kişinin kendi eylemiyle gerçekleşemeyeceği"ne dikkat çekildi ve "Dünya Hekimler Birliği'nin Tokyo konferansında kabul edilen tanıma göre, tek başına veya bir yetkilinin emri altında davranan, bir ya da birden çok kişinin, bilgi edinmek, itiraf almak, ya da bir başka nedenle kasıtlı sistemli veya kayıtsızca, bir başka kişiye zor kullanması ona fiziksel ya da ruhsal yönden acı çektirmesi 'işkence' olarak değerlendirilmektedir" denildi.
Altınbaş'ın açlık grevi yaptığına ilişkin bir bulguya rastlanmadığının ve kişide saptandığı kaydedilen "asit"in de travmanın etkisiyle gelişebileceğinin belirtildiği raporda, açlığın mutlak ve kesin bir delil olarak nitelendirilemeyeceği dile getirildi. Altı günlük bir açlığın ölüme yol açmayacağına işaret edilen raporda, Altınbaş'ın ölüm nedeninin "açlık" olmadığı vurgulandı.
Raporda, tüm bulguların Altınbaş'ın işkenceye maruz kaldığının delili olarak kabul edilebileceği belirtilerek, kişinin maruz kaldığı travma ve olayın yol açtığı stresin sebep olduğu böbrek lezyonunun "işkence" nedeniyle meydana geldiği belirtildi.
İşkenceyi saklama çabası
DGM Başsavcılığı tarafından hazırlanan Adli Tıp Raporu'nda ise, kişinin başında yüzünde göğüs ve karın bölgesi ile etrafta çok sayıda travmatik yara ve ekimozların açık yeşil, sarımtrak bir renk aldığından bahsedilmiş, bu yaraların ölümden 5-7 gün önceki sürede oluştuğu, vücutta görülen travmatik değişimlerin sert ve künt cismin travmaları ile oluşabileceği gibi, "kendini sağa sola vurma" ile de oluşabileceği öne sürülmüştü. Yaraların tamamının kişinin kendi eylemi ile oluşmadığının ve kişinin darplara da maruz kaldığının kabul edildiği raporda, ölümün "stres ve açlığa bağlı gelişen komplikasyonlardan" meydana geldiği iddia edilmişti. Adli Tıp, ölümün nedeni olarak işkenceyi kabul etmekle birlikte, bu gerçeği yumuşatmaya çalışmıştı.
www.evrensel.net