Clinton başkanlık koltuğuna veda etti

ABD tarihinin en tartışmalı başkanlarından biri olan Bill Clinton, televizyondan yaptığı konuşmayla koltuğa veda etti.

Clinton başkanlık koltuğuna veda etti
Cumhuriyetçi lider George W. Bush'un ABD başkanlığını devralmasına iki gün kala, Bill Clinton, son bir konuşma yaparak görevine veda etti.
Clinton, ABD televizyonlarından yayınlanan konuşmasında, "pembe" bir Amerika tablosu çizerek, 1993'ten bu yana süren başkanlık dönemini savunmaya çalıştı. ABD Başkanı, devletinin "sekiz yıl öncekinden daha güçlü bir konumda olduğunu" belirttikten sonra, "başarı"larını saymaya girişti. Clinton, bu başarılar arasında "refahın artması, suç oranının azalması ve temiz bir çevre"yi sıraladı.
Rakamlar farklı konuşuyor
Ancak istatistikler, Clinton'ın çizdiği tablodan çok farklı bir tablo çıkartıyorlar. Resmi verilere göre, Amerikalı yoksullar ile zenginler arasındaki gelir uçurumu, son sekiz yılda olağanüstü ölçüde arttı. Herhangi bir sosyal güvenceden yoksun olarak çalışan milyonlarca ABD'liye yenileri eklenirken, işsizlik oranı sadece "kâğıt üzerinde" düştü. Kayıtlara "çalışan" olarak geçen milyonlarca Amerikalının, hiçbir güvencesi olmayan part-time işlerde çalıştıkları biliniyor. Yine Clinton döneminde, çocuklarda yoksulluk ve emeklilik sistemindeki çürüme daha da arttı. Sermayeye verilen devasa desteklerin ateşlediği şirket birleşmeleri sonucunda, yüzbinlerce işçi sokağa atıldı. Suç oranı ise, yine istatistiki olarak düşmesine rağmen, suç işleme yaşı da büyük bir düşüş kaydetti. Son sekiz yıl içinde yaşı 15'ten küçük onlarca çocuk, korkunç cinayetler işlediler.
'Şahlanma' buysa...
Uzmanlar, bütün bunların Amerikan ekonomisinin "şahlandığı" bir dönemde gerçekleşmesine dikkat çekerek, ufukta görünmeye başlayan ekonomik durgunluk ve krizin sonuçlarını düşünmek bile istemediklerini dile getiriyorlar. Clinton, bugün görevi devralacak olan ardılı George W. Bush'a da birtakım tavsiyelerde bulundu. ABD Başkanı, "Öncelikle, ülkemiz mali sorumluluğunu sürdürmeli ve iç borçlarını ödemelidir. Ama uluslararası sorumluluklarını da unutmamalıdır. Amerika, kendisini dünyadan soyutlayamaz" diye konuştu.
Clinton'ın bu sözlerinin, Bush yönetiminin "Balkanlar'daki asker sayısını azaltma" yönündeki vaatlerine karşı bir uyarı olduğu belirtiliyor.
Skandallardan bahis yok
Clinton, konuşmasında, kendisini neredeyse koltuktan edecek olan skandallara değinmedi. Monica Lewinsky skandalı ve Whitewater rüşvet skandalı, başkanın konuşmasında yer almadı.
Bütün bunlara rağmen, Clinton'ın, ülke içinde şaşkınlıkla karşılanan bir kamuoyu desteğine sahip olduğu ifade ediliyor. ABC/Washington Post tarafından düzenlenen bir ankete göre, Amerikan halkının yüzde 65'i Clinton dönemini "olumlu" bir dönem olarak değerlendiriyor. Ancak yine aynı ankette, Clinton'ı "güvenilir ve dürüst" bulmayanların oranı yüzde 67, onun "ahlak standartlarına sahip olmadığını" söyleyenlerin oranı ise yüzde 77.
Çizgi film başkan
Bu veriler, Clinton döneminin, ortalama bir Amerikalı için "skandallarla dolu bir macera filmi" gibi geçtiğini gösteriyor. Şu sıralarda ABD'de en çok konuşulan ise, komedyen Conan O'Brien'ın Clinton için yaptığı "Amerika'nın ilk çizgi film başkanı" yakıştırması.
Dünya için gerilimli bir dönem
Ancak "ortalama dünyalı"lar için Clinton dönemi, ABD saldırganlığının tırmandığı bir dönem oldu.
Clinton yönetiminde Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti NATO üyesi yapılarak, Rusya ile yeni bir kutuplaşmanın ilk adımları atıldı. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) ile, Latin Amerika kıtası, sermayenin her çeşit güvenceye sahip olduğu, ancak işçi ve emekçilerin hiçbir hakka sahip olmadığı dev bir "serbest bölge"ye dönüştürüldü. "Barış ve demokrasi" adına; Haiti, Somali, Irak ve Balkanlar'a yönelik kanlı askeri operasyonlar düzenlendi. Afganistan ve Sudan, yine Clinton döneminde, füzelerle bombalandı. Irak ve Yugoslavya'ya yönelik Amerikan saldırılarının uzun vadeli etkilerinden sadece biri olan uranyum dehşeti, henüz yeni keşfediliyor.
Clinton döneminde imzalanan "Amerikan tipi barış" anlaşmaları da hüsranla sonuçlandı. Filistin halkı, Amerikan-İsrail "barışı"na karşı 28 Eylül'de başlattığı ayaklanmayı, yüzlerce kayıba rağmen sürdürüyor. Kuzey İrlanda'da, yine ABD arabuluculuğuyla imzalanan "Kutsal Barış" da, çöküşün eşiğinde.
www.evrensel.net