Kongo kaosun eşiğinde

Kongo Demokratik Cumhuriyeti lideri Kabila'nın öldürülmesi, bölgesel bir savaşın göbeğindeki ülkeyi daha büyük karışıklıkların eşiğine getirdi.

Kongo kaosun eşiğinde
Eski adı Zaire olan Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC)'nde devlet başkanlığına, Laurent Kabila'nın oğlu Joseph Kabila getirildi. Daha önce, Joseph Kabila'nın da babasıyla birlikte öldürüldüğü açıklanmıştı. Laurent Kabila'nın, üç gün önceki suikast girişiminden kurtulup kurtulmadığı ise kesinlik kazanmış değil. Başkent Kinşasa'daki yetkililer, Kabila'nın hâlâ sağ olduğunu ileri sürdüler. Ancak oğul Kabila'nın görevi devralması, Kabila'nın öldüğü haberlerini doğrulayan bir gelişme olarak yorumlanıyor.
KDC liderinin, salı akşamı muhafızları tarafından vurulduğu açıklanmıştı.
1.7 milyon insan öldü
Kabila'nın hayatına ilişkin belirsizlikler, Kongo topraklarında devam eden ve 3.5 yıl içinde 1.7 milyon insanın canına mal olan bölgesel savaşın şiddetlenmesi olasılığını doğuruyor.
Kongo Devlet Televizyonu, Kabila'nın sağ olduğunu öne sürdü. Bölgesel savaşta Kabila'nın en yakın müttefiki olan Zimbabve hükümeti ise, KDC liderinin, tedavi edilmek üzere Zimbabve'ye götürülmesi sırasında yaşamını yitirdiğini açıkladı.
ABD, İngiltere, Botsvana ve Belçika, Kabila'nın öldüğünü daha önceden duyurmuşlardı. Ancak Fransa Dışişleri Bakanı Hubert Vedrine, ölümün kesinleşmediğini açıkladı.
Vedrine, 21. Fransız-Afrika Zirvesi için, Kamerun'un başkenti Yaounde'de bulunuyor.
Belçika asker gönderiyor
Kongo'daki kargaşanın sorumlusu olan batılı emperyalistler, Kabila operasyonunun ardından, yavaş yavaş harekete geçmeye başladılar. Eski sömürgeci Belçika, komşu Gabon'a iki askeri tim göndereceğini açıkladı. Başbakan Guy Verhofstadt'ın açıklamasına göre, bu askerler, "Kongo'daki yabancıların tahliyesi" için hazır bekleyecekler.
Kongo'da, çoğu başkentte olmak üzere 2500 Belçikalı bulunuyor.
BBC muhabiri Mark Doyle, Kabila'ya karşı savaşan Ruanda ve Uganda destekli milislerin, başkenti ele geçirmek isteyebilecekleri yorumunu yaptı. Doyle, Kabila'nın tasfiyesinin, BM tarafından yürütülen "barış görüşmeleri"ni kolaylaştıracağını da kaydederek, Batılıların suikastte çıkarları olduğunu ifade etmiş oldu.
Fransa'ya darbe mi?
Öte yandan, KDC Devlet Başkanı Kabila'ya yönelik darbe girişimi, Yaounde'de başlayan Fransız-Afrika Zirvesi'nin de temel gündemi haline geldi. Kimi yorumcular, suikastin böyle bir zamana denk getirilmesini, bölgedeki ABD-Fransa çekişmesiyle ilişkilendiriyorlar. Suikastin zirveye katılımı azaltacağı ve Fransa'nın istediğini elde edemeyeceği görüşü yaygın olarak dile getiriliyor.
Zimbabve hükümeti zor durumda
Kabila'ya yönelik tasfiye operasyonu, onun en yakın müttefiki olan Zimbabve hükümetine de ağır bir darbe indirmiş durumda. Zimbabve Devlet Başkanı Robert Mugabe, Ağustos 1998'de patlak veren bölgesel savaşın başından itibaren, Ruanda ve Uganda destekli isyancılara karşı Kabila'nın en büyük güvencesi olmuştu. İsyancıların başkente girdiği bir dönemde, Kabila'nın hayatını kurtarıp Kinşasa'yı temizleyen de, Zimbabveli özel birliklerdi. Kabila'ya destek olmak için Kongo topraklarında çatışan Angola, Namibya ve Zimbabve, bunun karşılığında Kongo'nın sınırsız zenginliğinden faydalanıyorlardı. Temmuz 1999 itibarıyla, Kongo topraklarında 11 bin Zimbabveli asker vardı.
Mugabe'nin adamları
KDC hükümeti tarafında savaşa giren bu devletlerden Zimbabve ve Namibya, karşılık olarak, "güvence" altına aldıkları elmas ve altın yataklarından yararlanıyorlardı. Kabila, Mbuji-Mayi bölgesindeki elmas madenlerinin çoğunun işletimini Zimbabve'ye vermişti. Zimbabve ordusu, Osleg adlı şirketi aracılığıyla, madenlerden çıkarılan elması işliyordu. Osleg yönetiminde, aralarında Genelkurmay Başkanı Vitalis Zvinavashe'nin de bulunduğu birçok üst düzey Zimbabveli komutan bulunuyor.
Kongo devletinin elindeki Gecamines adlı madencilik şirketi de, "geçici bir süre" için, Zimbabveli işadamı Billy Rautenbach'a verilmişti. Zimbabve, Kongo topraklarındaki Inga Barajı'ndan da elektrik alıyordu.
Zimbabve'deki Mugabe hükümeti, beyaz sömürgecilerin topraklarını alıp yoksul halka dağıtmak istemesi nedeniyle, batılı emperyalistlerin "Afrika'daki başdüşmanı" ilan edilmiş durumda. Özellikle İngiltere ve ABD, Mugabe'nin devrilmesi için çabalarını sürdürüyorlar.
Orta Afrika'nın en güçlü ordusuna sahip olan Angola ise, Kongo topraklarından saldırılar düzenleyen UNITA gerillalarına karşı bizzat savaşıyor.
Zimbabve ve Angola'nın, Kabila'nın ölümünün ardından takınacakları tutum, Kongo'nun geleceği açısından kilit önemde.
www.evrensel.net