Sadece adı ulusal

Sadece adı ulusal

Liderler zirvesinde görüşülen "Ulusal Program"ın adı dışında hiçbir ulusal yönü bulunmuyor. Programın asıl amacı olarak AB'ye uyumlu bir "pazar ekonomisinin tesis edilmesi" konulmuş durumda.

Sadece adı ulusal
Hükümet ortaklarının önceki gün tartıştığı ve Avrupa Birliği (AB)'ne uyum sürecinde uygulayacağı iktisadi ve siyasal kriterleri içeren "Ulusal Program"ın her satırı, Türkiye'yi bir pazar haline getirecek düzenlemeleri içeriyor. "Demokratikleşme" başlığı altında ise "insan haklarına saygı" gibi genel geçer ifadeler yer alıyor. MGK'nın zaten Anayasal bir dayanağa sahip bulunduğu belirtilirken, Kıbrıs ve Ege konuları da programın "kriterler" değil, "temenniler" bölümünde yer alacak. Nitekim programda asıl amaç olarak; AB'nin rekabetçi piyasasına uygun bir piyasa ekonomisinin tesis edilmesi konulmuş durumda.
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve Avrupa Birliği (AB) Genel Sekreterliği tarafından hazırlanan Ulusal Program Taslağı önceki gün liderler zirvesinde ele alındı. Bakanlar Kurulu'nda görüşülecek olan taslak daha sonra AB Komisyonu'na sunulacak.
Liderler zirvesinde "Kürtçe veya ana dilde TV ve eğitim" koşulu MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin itirazı üzerine ara bir formül bulunarak, "Türkiye'de Türkçe'nin dışında kullanılan diğer diller ve ağızlar" biçimini aldı. AB Genel Sekreteri Volkan Vural, bu formülün daha sonra netleştirileceğini ifade etti. AB'nin bu konuda adım atıldığına ikna edilmesini amaçlayan bu formülle, içeride de zaman kazanma amaçlanıyor.
Zirvede idamla ilgili mototoryumun kısa vadede sürmesi benimsenirken, diğer tartışmalı konu olan MGK'nın durumu açısından da böylesi kurumların birçok Avrupa ülkesinde de bulunduğu ve Genelkurmay Başkanı'nın da MGK'daki sivil sayısının artırılmasına olur vermesi nedeniyle görüş ayrılığı bulunmadığı kaydedildi. Kıbrıs ve Ege konularının da Ulusal Program'ın kriterler değil, temenniler bölümünde yer alacağı konusunda görüş birliğine varıldığı kaydedildi.
KOB'a cevap niteliğinde
Nice Zirvesi'nden sonra imzalanan Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB)'ne bir cevap niteliğinde olan programın taslak metninde yoğun olarak "iktisadi uyum kriterleri" çerçevesinde nelerin yapılacağı yer alıyor. Hükümet yetkilileri, programın tarihi bir belge olduğunu savunurken, programı oluşturan politikaların da tamamen Türkiye'nin ihtiyaçları çerçevesinde hazırlandığını iddia ediyor. Ancak adı dışında hiçbir "ulusal" yönü bulunmayan bu program, hükümetin iddialarının aksine, Türkiye'nin bir Avrupa pazarı olması yolunda atılmış en büyük adımlardan birisi durumunda.
IMF paketinden farksız
Nitekim birçoğu Gümrük Birliği süreci ile birlikte uygulamaya konulan iktisadi kriterler; özellikle tarım, enerji, kamu yatırımları, sosyal güvenlik düzenlemeleri, dış ticaret, finans ve sanayi sektöründe yeniden yapılanış hedefliyor. Bu yapılanmanın temel eksenini ise kamu tekelinin, korumacı politikaların, yabancı sermaye yatırımlarına ilişkin kısıtlamaların tamamen ortadan kaldırılmasını öngörüyor. Bu yönüyle Dünya Bankası'nın "yapısal uyum programları" ile IMF'nin "istikrar paketleri"nden bir farkı bulunmuyor. Dolayısıyla Başbakan Bülent Ecevit'in övgüyle bahsettiği programın da bu emperyalist kuruluşların yol açtığı toplumsal ve ekonomik yıkımdan başka bir sonuç doğurmasını beklemek hayalcilik.
Ulusal Program gereğince Türkiye, KOB'da belirtilen hedefler çerçevesinde, kısa vadeli önceliklerini 31 Aralık 2001 tarihine kadar, orta vadeli önceliklerini ise en geç 31 Aralık 2003 tarihine kadar tamamlamak zorunda. AB Komisyonu da, KOB ve Ulusal Program'ın uygulanabilmesi için gerekli izleme mekanizmalarını oluşturacak. Türkiye taahhütlerine uygun davranmadığı zaman bu izleme mekanizmaları doğrudan müdahale edebilecekler. Ulusal Program kabul edildikten sonra Türkiye, hazırlayacağı bütün ekonomi politikalarını bu programa uyum içinde yürütmek yükümlülüğü altına giriyor.
www.evrensel.net