Patronlar birlik, bir biz değiliz

Patronlar birlik, bir biz değiliz

Hazır beton sektöründe çalışan işçiler çok huzursuz bugünlerde. Kış aylarıyla başlayan işten atılma korkusu çoğunu yakalamış bile.

Patronlar birlik, bir biz değiliz
Sultan Özer
"Çağdaş köle" diye tanımlıyorlar kendilerini. Günde 16-18 saat çalışıp, karşılığında en fazla 250 milyon lira alıyor, üstelik de ertesi gün kapı dışarı edilip edilmeyeceklerini de bilmiyorlar. "Toz, toprak, ter... Bizi o halde görseniz acırsınız. Uykusuzluktan gözlerimiz kan çanağına dönmüş..."
Bu sözler, hazır beton işçilerinin çalışma koşullarını da ortaya koyuyor bir bakıma.
Kış yaklaştı mı başlıyor işsizlik, işten atılma korkusu. Yaz aylarında köle gibi çalıştıran patronların, kış sezonu gelip de inşaatlar yavaşlamaya, işler azalmaya başladı mı hemen ilk işi, zaten çok düşük ücretlerle, ağır koşullarda çalışan işçileri kapı dışarı etmek oluyor. Tıpkı Özkardeşler, Polat, Yibitaş, Bolu Hazır Beton işçilerinde olduğu gibi.
"Bizim durumuzu nasıl anlatmak lazım acaba. Biz köle miyiz, nasıl adlandırılır" diyerek sözlerine başlıyorlar. Önce Özkardeşler'de atıldı bir grup işçi, ardından patronların boş senet imzalatma dayatmasına karşı çıkan diğer grup işçi kapı önünde alıyor soluğu. Başka dönemler kıyasıya rekabet eden patronlar, iş işçi çalıştırmaya, ücretlere geldi mi nasıl da bir araya gelip ortak hareket ediyorlar. Özkardeşler uygular da boş senet imzalatmayı, Polat Hazır Beton ya da diğerleri durur mu?
Patronların kendilerine, 'İmzalıyorsan imzala, imzalamıyorsan işte Samsun yolu, güle güle' dediğini aktaran Polat Hazır Beton işçilerinden altısı, boş senet imzalamadığı için işten atıldıklarını, ama imzalayanların da yarın karşılarına ne çıkacağını bilmediklerini aktarıyorlar kaygıyla.
Sendikanın S'si bile yok
"Patronlar 'akıllı' hareket ediyor, bir yıl dolup da kıdem tazminatına hak kazanmasın diye, sekiz, dokuz ay oldu mu hemen kapı dışarı..." diye anlatıyor işçiler uygulamaları. Sendikanın ise S'si bile yok hazır beton işkolunda.
Özkardeşler Şirketler Grubu'ndan atılan 15 işçinin hukuk yoluna başvurması üzerine, patronların kendilerine senetleri dayattığını anlatıyor işçiler. Çalışma Bakanlığı'na yaptıkları başvurulardan ise pek de umutlu değiller. Hükümetin ve bakanlığın, "İşgüvencesi getireceğiz" söylemlerinin pratikte kendileri için bir yararının olmadığını da söylüyor, "Bırakın işgüvencesini, sekiz dokuz ay çalışmayı, esnek çalışmayı dayatıyorlar. Yibitaş başladı. 'Bugün iş var, gel 7 milyon yevmiye ile çalış' diyor. Sonra 'Yarın iş yok, evinde otur'. Bakarsınız yarın bir pazar açar, doldururlar bizi. Patronlar gelir, 'Bugün şu kadar işçiye ihtiyacım var' der seçer götürür, ertesi gün işsiz" diye anlatıyor işçiler durumlarını.
On yıldır aynı işyerinde çalışan birkaç arkadaşlarından örnek veriyor işçiler ve ekliyorlarlar: "Arkadaş ayrılmak istiyor, patron 'tazminatın 500 milyon' diyor. Ne yapsın arkadaş mecburen, istemese de düşük ücrete, zor koşullara boyun eğip kalıyor." Günde 15-16 saat çalışmak bir yana, bir de ücretlerinden kesinti olduğunu söylüyor işçiler; "Lastik gümledi kesinti, kaza oldu kesinti, makas kırıldı kesinti. 250 milyon ücret alan bir işçi bir bakıyorsun ay sonunda yarısını cezaya kestirmiş. Yorgun, uykusuz, toz, toprak ne yapsın."
İş kazaları ise başka bir sorun. Yorgunluk, stres, sıkıntı sık sık iş kazalarına yol açıp, ya ölüme ya da sakat kalmasına yol açıyor iş arkadaşlarının. Bir işçi, nasıl işten atıldığını özetliyor bir çırpıda; "Açık senedi imzalamadık, hakkımızı vermesini, iş koşullarının ağırlığını anlattım. Patron, 'Sen çok konuşuyorsun, hesabını al git' dedi."
Hazır beton patronlarının Türkiye genelinde Hazır Beton Birliği adı altında bir araya geldiklerini anlatıyor işçiler, "Ama biz bir araya gelemiyoruz. Bizi de 'böl, parçala, yönet' mantığıyla idare ediyorlar. Piyasada birbirlerinin boğazını sıkar, kâr hırsıyla birbirleriyle kıyasıya rekabet ederler, ama iş işçi ücretlerine, işçi çalıştırmaya geldi mi hemen bir araya gelirler" diyorlar.
Bir işçi ise yaşadıkları sorunun bir başka yanına, patronların sendika düşmanlığına işaret ediyor; "Ben sendikalaşma çalışmalarından dolayı işten atıldım, uzun bir süre hiçbir hazır beton patronu bana iş vermedi. Hemen isimlerimizi birbirlerine iletiyor, 'iş vermeyin' diyorlar."
Bakanlığa dilekçe
Atılan işçiler, Çalışma Bakanlığı'na, "Ücretlerin geç ödendiği, kaçak işçi çalıştırıldığı, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmadığı, günde 20 saate yakın çalıştırıldıkları, bordro verilmediği" şikayetleriyle dilekçe verdiklerini, ama bir şey çıkacağı konusunda çok da umutlu olmadıklarını anlatıyorlar.
Aldıkları ücretlerin 150 ile 250 milyon arasında değiştiğini, ancak atılanların yerine asgari ücretle işçi alındığını belirtiyor ve teknik eleman oldukları halde ücret düzeyinin düşüklüğüne, işçi sirkülasyonunun yoğunluğuna yetkililerin dikkatini çekmek istiyorlar. Bundan sonra yapacaklarının bir yandan yeni iş ararken, bir yandan da "Dernek ya da sendika çatısı altında bir araya gelebilir miyiz?" arayışı olduğunu vurguluyor işçiler. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Yolsuzluk da devir teslim edildi
Kayseri ve Aktaş Elektrik Dağıtım şirketleri ile ilgili rapor hazırlayan Başbakanlık Teftiş Kurulu, ANAP ve DSP'li bakanlar Cumhur Ersümer ve Ziya Aktaş hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. 5 müfettişten ikisinin "görüşümüzü oluşturmadık" diyerek imza atmaması nedeniyle 7 aydır Başbakanlık'ta bekleyen raporun 10 gün içinde Başbakan Bülent Ecevit'e sunulacağı bildirildi.
Başbakanlık müfettişleri, Kayseri ve Aktaş elektrikle ilgili "devlet çıkarlarını göz ardı ederek" mahsuplaşma hesaplarını onaylayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istediler. Raporda, 1990-1997 yılları arasında Aktaş ve Kayseri Elektrik ile mahsuplaşma işlemlerini gerçekleştiren TEAŞ Yönetim Kurulu üyeleri Muzaffer Selvi, Zeki Köseoğlu, Ünal Peker, Timuçin Tümer, Birsel Sönmez ve Oktay Şatıroğlu ile Müşteri Hizmet Daire Başkanı Ahmet Şenol, aynı dairedeki müdürler Celal Birinci, Selçuk Gökyer, Uzman Zeki Göksu hakkında "usulsüzlük" yaptıkları ve kamuyu zarara uğrattıkları için işlem yapılması istendi. Haklarında dava açılması istenen görevlilerin görevden uzaklaştırılması gerektiği de raporda belirtildi.
Raporun sonuç bölümünde, mahsuplaşmayı onaylayan Ziya Aktaş ile raporların gereklerinin yerine getirilmesini sağlamayan Cumhur Ersümer hakkında da suç duyurusunda bulunulması istendi. Bu arada görüşlerini oluşturmayan iki müfettişin "Beyaz Enerji Operasyonu"nun ardından çalışmalarını hızlandırdığı ve operasyonun da etkisiyle bu müfettişlerin "raporla aynı doğrultuda" görüş oluşturdukları ifade edildi.
'Yanlış anlama' savunması
Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı, DSP İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş, gazetecilerin, Başbakanlık müfettişlerinin, Ersümer ve kendisi hakkında, "devlet çıkarlarını göz ardı ettikleri" gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmasını istemeleri konusundaki sorularını cevaplandırdı. Aktaş, kendisini şöyle savunmaya çalıştı: "O dönemde benim için ilk çıkar ülkemin çıkarı, ilk yarar ülkemin yararı idi. Birtakım imzalar attım. Ülkem ve bakanlığımın zarar görmemesi için işlerin devam etmesini istedim. Bir yanlış anlama var sanıyorum. Tek ilkem, ülkem ve devletin çıkarları oldu. Bundan sapmadım, endişem yok."
www.evrensel.net