Surdibi esnafı zor durumda

Diyarbakır surlarının dibinde yıkılacak 500 işyerine herhangi bir yer tahsisi ya da tazminat ödenmesi söz konusu değil. Ancak, yüzlerce ailenin geçim kapısı olan işyerlerinin yıkılmasının kentteki yoksulluğu daha da artıracağı belirtiliyor.

Surdibi esnafı zor durumda
Ali Rıza Kılınç
Diyarbakır'da bir süredir gündemde olan surdibindeki ev ve işyerlerinin yıkımı, bölge esnafını güç durumda bırakıyor. Diyarbakır Valiliği'nin Kültür Bakanlığı'nın talimatı üzerine sur çevresindeki 500 işyeri ve 2 binin üzerinde kondunun yıkılmasını ve bu konuda belediyeden aylık rapor istemesi ile başlayan süreç, esnafın kaderine terk edilmesi ile sürüyor.
Diyarbakır Belediyesi İmar Daire Başkanı Abdullah Sevinç, surdibinde evleri yıkılacak olanlara hazine arazileri üzerinde yapılmak üzere konut tahsisi projelerinin kabul edilmediğini hatırlatarak, "Surdibinde evleri yıkılanların barınma sorunu çözülmeden yıkımı yapmayacağız. Ancak işyerleri yıkılacak olanlara işyeri tahsisi ya da tazminat ödenmemesi konusunda valilik ile görüş birliği içindeyiz. İşyerleri yıkılacak olan esnaflar başlarının çaresine baksınlar" diyor.
'Yıkım yetkisi yok'
PTT Çay Bahçesi işyeri sahibi Mustafa Arcagök ise, surdiplerinin Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu (TVKK)'nun ve Kültür Bakanlığı'nın tasarrufunda olduğunu belirterek, belediyenin ve valiliğin yasa gereği surdiplerindeki işyerlerini yıkma yetkisi olmadığını savundu. Esnafların kira kontratı karşılığında iş yerlerini çalıştırdıklarını ifade eden Arcagök, işsizliğin yoksulluğun yaşandığı Diyarbakır'da, yüzlerce ailenin ekmek kapısı olan surdibi işyerlerini ortadan kaldıran belediye ve valiliğe şu soruları sordu: "Deniliyorki 50 metreye kadar olan alanlardaki yapılaşmalar yıkılacak, bu alan içinde yeralan postane yıkılacak mı? Büyük postaneden Büyük Otel'e kadar olan büyük işyerleri yıkılacak mı? Selahattin Eyübü Çarşısı, Gazeteciler Cemiyeti yıkılacak mı? Yoksa sadece sur dibindeki çay bahçeleri ve küçük işyerleri mi yıkılacak?".
Bizi açlığa sürecekler
Abdulrahim Fidanay da, surdibindeki mağdur işyeri sahiplerinden. Diyarbakır'daki yoksulluğu bir iki kelimeyle anlatmaya çalışıp, valilik tarafından yıkılacak olan işyerinin tanziminin ödememesini istiyor. Fidanay, "Ben ve benim gibi mağdur esnaflara oy için bu yerleri tahsis ettiler. Şimdi de yıkacaklar ve bizi açlığa sürecekler. Amaçlanan bizi aç bırakmak, yok etmek mi?" diye soruyor. Abdulkadir Kan ise "Evimize iki kuruş para getiren dükkanlarımızı yıkmaya çalışıyorlar. Devlet, halkı yemeye doymuyor" diyor.
Lastikçi Sabri Dere de "Bu devletten gelecek en büyük iyilik böyle olur, Mardin Kapı mezarlığı beni bekliyor" diye konuşuyor.
www.evrensel.net