Katiller ellerini kollarını sallaya sallaya davaya geliyor

Katiller ellerini kollarını sallaya sallaya davaya geliyor
Katiller ellerini kollarını sallaya sallaya davaya geliyor

Nurali Demir

Davutpaşa, Ostim, Çöllolar… Biri İstanbul’da, biri Ankara’da, biri de Maraş’ta. Bu üç farklı sanayi merkezinin ortak noktası ise işçilere mezar olmaları. Üç merkezde iş güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle toplam 49 işçi öldü, yüzlercesi yaralandı. Davutpaşa cinayetinin ü

Şiar Can Şener

31 Ocak 2008’de, İstanbul Davutpaşa’da ruhsatsız bir havai fişek imalathanesinde meydana gelen patlamada 20 işçi hayatını kaybetti, 8’i ağır 117 kişi yaralandı. İmalathanenin bulunduğu bina ve çevresini savaş alanına çeviren patlama sonucu bir bina çöktü. Olayın ardından bölgeye gelerek art arda açıklamalar yapan yetkililer, patlamanın meydana geldiği işyeri ve binanın ruhsatsız olduğunu ‘itiraf’ ettiler ama sorumluluğu üstlenmediler.

BÖLGE SAVAŞ ALANINA DÖNDÜ

136 atölyenin bulunduğu Davutpaşa iş merkezinde, patlamanın ardından binalardan fırlayan boru parçaları her tarafa yayıldı. Çok sayıda bina ve aracın da hasar gördüğü patlamanın ardından, olay yerinde büyük panik yaşandı. Buhar kazanından ve havai fişeklerden kaynaklandığı sanılan patlama sonucu, binanın iki katı çöktü. Olayda iki patlamanın gerçekleştiği ve ölenlerin çoğunun ilk patlamanın ardından çıkan yangını izleyenlerin oluşturduğu açıklandı. İtfaiye ekipleri, 500 metrekare büyüklüğündeki işyerinin buhar kazanının patlaması sonucu çöktüğünü ve enkaz altında kalanlar olduğunu açıkladı.

SUÇLULAR YARGILANMIYOR

Olayda ağabeyi Halit Alkan’ı kaybeden Ferhat Alkan, Davutpaşa katliamının üzerinden 3 yılı aşkın süre geçmesine rağmen, suçluların ceza almadığını söyledi. Mahkemede karşılarına olayla ilgisi olmayan kişilerin getirildiğini Alkan, davanın gerçek suçlularının  yargılanmadığını vurguladı. Alkan, “Hâlâ aynı bölgede, Davutpaşa’da ise değişen bir şey yok. Geçen yıl üç işçi öldü orada, aileler olarak olayı görmeye gittik ama hemen kapattılar olayı. Bizimle konuşmadılar bile” dedi. Ostim’de yakınlarını kaybeden ailelerle de görüştüklerini kaydeden Alkan, “Ostim’li ailelerle de görüşüyor, acılarımızı paylaşıyoruz.  Bir Umut Derneği’nde buluşuyoruz. Bir insan öldürüldüğü zaman sanık cinayetle yargılanıyor ama bizim katillerimiz ellerini kollarını sallaya sallaya davaya geliyorlar. Eğer sonuç alamazsak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de başvuracağız” diye konuştu.


OSTİM'DE BİR GÜNDE İKİ KATLİAM

3 ŞUBAT 2011’de, İç Anadolu’nun en büyük sanayi merkezi olan Ostim’de birkaç saat arayla yaşanan patlamalar nedeniyle 20 işçi yaşamını kaybederken, 53 işçi de yaralandı.

İlk patlama saat 11.00 civarında, Ankara Ostim Sanayi Sitesi Abdülkadir Geylani Caddesi üzerindeki Özkanlar İş Merkezi’nde meydana geldi. Yatay sondaj makineleri imal eden “Özkanlar Grup”a ait iş merkezinde bulunan imalat atölyesinde gerçekleşen patlama, 2-3 kilometre uzaktan da hissedildi. Çevrede bulunan birçok binada da hasar meydana geldi.

Patlamanın hemen ardından atölye dışına çıkmaya çalışan hafif yaralı işçiler, bir yandan da yaralanan arkadaşlarına ulaşmaya ve onları dışarıya çıkarmaya çabaladılar. Ancak büyük patlamanın ardından yaklaşık 20 dakika boyunca süren ardıl patlamalar nedeniyle içeride kalan işçilere ulaşılamadı. Patlamaların ardından, atölyenin içerisinde bulunan ve beton bloklar üzerine inşa edilmiş asma kat çökmesi nedeniyle 5 veya 6 işçi çöken asma kat altında kaldı. Patlamanın binada bulunan sondaj makinelerinin imalatında kullanılan tüp gazdan çıktığı anlaşıldı. Ancak bu patlamanın şoku henüz atlatılamamışken akşam saatlerinde ikinci bir patlama daha meydana geldi. Yedek parça üretilen Metsan firmasına ait atölyedeki ikinci patlamada ise 11 kişi hayatını kaybetti.

‘ÖNLEM ALINMAMASINI ANLAYAMIYORUM’

İvedik’te yaşanan patlamada kardeşi Dursun Kavak’ı 27 yaşında kaybeden Sibel Kavak, işverenlerin hala önlem almadığını, devletin de gerçek denetimlerin yapmadığına dikkat çekti. Kavak, “Bu patlama nedeniyle bizim gibi kardeşini, annesini, babasını kaybeden o kadar çok insan var ki! Hala önlem alınmamasını anlayamıyorum” diye konuştu. Kazanın bilirkişi raporunda ise işyerinde en son 2007’de denetim yapıldığının anlaşıldığını belirten Kavak, “bir değil, bir milyon kere denetim yapılması lazım. Bir günde 20 can gitti. Şimdi biz aileler olarak ikinci bilirkişi raporunu istedik. Başka canların yanmasına izin vermeyeceğiz. Denetimler artmalı ve başka evlerin ocağına ateş düşmemeli” dedi.

‘PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ’

Patlamada kardeşi mühendis Dilek Gürer’i kaybeden Nihat Gürer de, yakınlarını iş cinayetlerinde kaybeden aileler olarak konunun takipçisi olmaya devam edeceklerini söyledi. Gürer, “kardeşimin boşluğu her geçen gün artıyor. 40 yıldır birlikte olduğunuz kardeşinizi kaybetmek kolay değil. Şimdi yalnızlığımla baş başa kaldım. Ama yine de işin peşini bırakmayacağım, sorumluların yargılanması için çaba harcayacağım” diye konuştu.

RAPOR İŞYERİNİ AKLIYOR

Bilirkişi raporuna göre ise patlamanın sorumlusu, işyerlerine tüp gaz satan Ersoylar isimli firma. Raporda Metsan ya da Özkanlar işyerlerinin suçlu olmadığı belirtildi. Avukat İlke Işık Sağdıç, “Ersoylar üç şirkete gaz satıyor, ikisinde kaza oluyor. Üçüncü şirket son anda fark ediyor ve patlamayı önlüyor. Demek ki gerekli önlem alınsa ve tüplerin sorunlu olduğu fark edilse diğer iki patlama da olmayacaktı” dedi.  

‘İTİRAZ EDECEĞİZ’

İki patlamada da işverenlerin işçilerin güvenliğinden sorumlu olduğunun altını çizen Sağdıç,  “Gazları incelemeden kullanan şirketin sorumluluğu vardır. Ama Bilirkişi raporuna göre Metsan patronu sanık sandalyesine bile oturmasına gerek yok. Biz bu rapora itiraz edeceğiz. Bu süreçte Metsan’ın işçileri EMT isimli bir şirketten sigortalı gösterdiğini de tespit ettik. Muhtemelen işçilerin bir kısmı ise sigortasız çalışıyor. Bu da Metsan patronunun işçi sağlığı ve güvenliğini gözetmediğini kanıtlıyor. Çok eksik, çok yanlı, yetersiz, Metsan patronunu kollayan, aileleri, onların yaşadıkları travmayı gözetmeyen bir rapor” diye konuştu.   

İDDİANAME KABUL EDİLDİ

Sağdıç’la yaptığımız görüşmeden sonra ise önceki gün Ostim patlamasının iddianamesi mahkeme tarafından kabul edildiğini öğrendik. İddianamede, Ersoylar tüp gaz firmasıyla birlikte Metsan işyeri sahiplerinin de yargılanacağı belirtiliyor. Böylece yalnız Ersoylar firması değil, patlamanın yaşandığı işyerlerinin sahipleri de sanık sandalyesine oturacak. İlk duruşma Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12 Eylül 2011’de görülecek.


OSTİM’İN HEMEN ARDINDAN ÇÖLLOLAR

OSTİM’de meydana gelen ve 20 işçinin ölümüyle sonuçlanan patlamaların hemen ardından bir iş cinayeti haberi de Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinden geldi. Turgay Ciner’e ait olan ve kömür tedarik eden Çöllolar kömür havzasında ikinci kez meydana gelen göçük, işçilerin kâr hırsına nasıl da kurban edildiğini bir kez daha gösterdi. 6 Şubat 2011’de yaşanan göçükte bir işçinin ölmesinin ardından, üretime bir an önce devam edebilmek için hiçbir önlem alınmadan enkazı kaldırmak için adeta ‘ölüme yollanan’ işçiler de, 10 Şubat 2011’de hayatlarını kaybettiler. Akşam saatlerinde göçük altındaki işçilerden ikisinin cesedine ulaşıldı.

ÖZELLEŞTİRMENİN SONUCU

Taşeronlaştırmanın yaygın olarak yaşandığını belirten Çöllolar işçileri, devlete ait olan A ünitesinde bu tip olayların yaşanmadığını ama Ciner’e ait olan B ünitesinde sık sık bu tür olayların yaşandığı belirttiler. İşçiler, “Devlete ait bölgede maden çıkarıldıktan sonra açılan boşluk zemini sağlamlaştıran bir maddeyle doldurulur ve göçük riski ortadan kalkar. Ancak bu firmada patron o madde pahalıya mal olduğu için kalitesiz ucuz malzeme kullandırıyor ve zemin sağlamlaştırılmadan çalışma sürüyor. Böylece ölüme davetiye çıkarılıyor” dediler. İlk göçüğün ardından patronun ‘zarar ediyorum’ diyerek göçüğün bir an önce temizlenmesini istediğini belirten işçiler, hiçbir önlem alınmadan işçilerin göçüğü temizlemek için bu bölgeye sürüldüğünü, ardından da yeni bir göçük yaşandığını ifade ettiler.

‘ÇÖLLOLAR MEZARLIĞI’NDA YATIYORLAR

Çöllolar Kömür Sahası’nda yaşanan göçükte milyonlarca metre küp toprak ve kömür altında kalan ve hayatlarından umut kesilen Jeoloji Mühendisi Halil Tatlı, Makine Mühendisi Cuma Yıldırım, Maden Mühendisi Nail Yılmaz, Makine Operatörleri Hacı Mehmet İpek, Muhsin Koşan, Kemal Elmas, Dozer Operatörü Adnan Demir, Topograf Tuğran Gökhan ve Drenaj İşçisi Aydoğan Polat. Çöllolar Mezarlığı”nda yatıyorlar.


YARIN: İzmir ve Sincan Organize Sanayi Bölgelerinde işçi sağlığı – Demir çelik fabrikaları iş kazalarında başı çekiyor.

evrensel.net

İLGİLİ HABERLER

23 Eylül 2018 03:38
Savaştan kaçarak Türkiye’ye gelen Suriyeli mülteciler, tatlılarını da beraberinde getirdi. İşte tüketimi yaygınlaşmayan o tatlılardan bazıları...
23 Eylül 2018 03:15
Sıra işçilerin hak arayışına ve geldiğinde sermayenin çıkarlarını korumak için devlet erkan-ı harbi bütün olanaklarıyla seferber oluyor.
23 Eylül 2018 03:10
Buyruldu ki; 'Kriz miriz yok hepsi manipülasyon'... Aslında, dış borç… Cari açık falan da yok; hepsi manipülasyon!
23 Eylül 2018 03:00
Önümüze el yazısıyla yazılmış bir talep listesi düştü... Bu ‘dünya projesi’ni emekleriyle yapanlar, çok önceden çalışma koşullarından şikayetçiydi...

Toplam Query: 39