Soruşturmalara karşı eylem

Soruşturmalara karşı eylem

Kamu emekçileri, düşük ücret ve yüzdelik zamlar ile 1 Aralık'ta yapılan işbırakma eyleminin ardından başlatılan adli ve idari soruşturmaları protesto edecekler.

Soruşturmalara karşı eylem
Şerif Karataş
Kamu emekçileri, KESK'in aldığı karar doğrultusunda bugün bütün illerde basın açıklamaları yaparak, düşük ücret ve yüzdelik zamlar ile 1 Aralık'ta yapılan işbırakma eyleminin ardından başlatılan adli ve idari soruşturmaları protesto edecekler. İstanbul'da eylem saat 13.00'de Saraçhane Parkı'nda yaplacak.
Konuyla ilgili gazetemize açıklama yapan KESK İstanbul Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Hasan Erzincanlı, eylemle, 1 Aralık değerlendirmesini kamuoyuna açıklayacaklarını ve kamu emekçilerine yönelik soruşturmaları protesto edeceklerini kaydetti.
657 Sayılı Devlet Memurları Yasası'na göre soruşturma açılamayacağını belirten Erzincanlı, soruşturmaların baskı ve yıldırmanın yanı sıra 1 Aralık eyleminin içini boşaltmaya yönelik olduğunu söyledi. Erzincanlı, devletin kendilerini dikkate almayarak sendikalarını sabote etmeye dönük çabalarını sürdürmesi durumunda daha radikal eylem kararları alacaklarını da bildirdi.
İstanbul'da 1 Aralık eyleminin ardından 18 bin eğitim emekçisi "inceleme ve soruşturma"ya tabi tutulurken, 1197 büro emekçisinden savunmaları istendi. BES'in hazırladığı ortak savunmanın ise idarenin baskısı nedeniyle sadece 130 büro emekçisi tarafından verildiği öğrenildi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


OHAL'de değişen bir şey yok
2000 yılı çalışma raporunu açıklayan İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi, bölgede yılladır süren insan hakları ihlallerinin devam ettiğini rakamlarla ortaya koydu.
Raporu değerlendiren İHD Diyarbakır Şubesi Başkanı Osman Baydemir, insan hakları ve demokrasi standartlarının yüksek sesle tartışıldığı bir dönemde AB, Helsinki Zirvesi, İnsan Hakları Üst Kurul Koordinatör Sekreteryası Eşgüdüm Komisyonu, AB Genel Sekreterliği gibi kuruluşların çalışmalarının bölgede insan haklarının korunmasında olumlu bir katkısı olmadığını söyledi.
Baydemir, Diyarbakır'da 1978'den 87'ye kadar devam etmiş olan sıkıyönetimin, 87'den günümüze OHAL şeklinde sürdüğünü hatırlatarak, 2000 yılında insan hakları kuruluşlarının faaliyetlerinin zorlaştığını, bu nedenle ihlal realitesinin gerçek rakamlarına ulaşmada zorlandıklarını ifade etti.
Hiçbir siyasi parti, sendika ve derneğin miting, açık alanda basın açıklaması gibi etkinliklerine izin verilmediğine, bölgeye Yeni Evrensel, 2000'de Yeni Gündem, Roja Teze gibi gazeteler ve diğer mizah dergilerinin girişinin engelenerek haber alma ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine değinen Baydemir, hak ihlallerinin sadece bunlarla sınırlı olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığınca veto edilen KHK'nın içeriğinin valilik kararıyla bölgede fiili olarak uygulamaya geçirildiğini, keyfi gözaltıların sürdüğünü, gözaltı sürelerinin yasal mevzuattan kaynaklı 10 güne kadar uzatıldığını kaydetti.
Uygulamalar değişmedi
Osman Baydemir, yürütme erklerince gerçekleştirilen insan hakları ihlallerinin geçmiş yıllarla mukayese edildiğinde, silahlı çatışmalarda yaşamını yitirenler, faili meçhul cinayetler, gözaltında kayıpların sayısının azaldığının görüldüğünü fakat, bakış açısında ve uygulamalarda bir değişiklik olmadığını gözlediklerini vurguladı.
2000 yılında çocukların çöplüklerden beslenmeye devam ettiğini, el bombalarının çöplüklerde bulunduğunu ve bunlara çözüm bulmak yerine antidemokratik uygulamaların hızla yaşama geçirildiğine dikkat çeken Baydemir, OHAL Bölge Valiliği'nin emriyle bölge kamu emekçilerinin sürgüne tabi tutulduğunu, köye dönüş için il valiliklerine, OHAL Bölge Valiliği'ne, İçişleri Bakanlığı'na sunulan onca dilekçelerin sonuçlanmadığına işaret etti. Baydemir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"2001 yılında bölgede 1978'den beri varlığını sürdüren OHAL yönetim usulünden demokrasiye bir an önce geçiş sağlanmalıdır. Zorunlu göç mağdurlarının köye dönüşlerinin alt yapısı bahara kadar sağlanmalıdır. Demokrasi kültürü güçlendirilmelidir."
www.evrensel.net